18/1/2009 - Sık rastlanan kış hastalıkları
| | Sık rastlanan kış hastalıkları | 
Kış ayları daha sık hastalandığımız bir dönem. Elbette hastalıklardan en çabuk etkilenen ise bebekler. İlk 2 yılda bağışıklık sisteminin yeterince gelişmediğini düşünürseniz hastalıklara karşı tedbir almanız şart! NEZLE (SOĞUK ALGINLIĞI) Nezleye neden olan 200'den fazla virüs var. Aksırık, öksürük sonucu havaya karışan virüslü damlacıklar solunum yoluyla vücuda yerleşiyor ve nezleye neden oluyor. En kolay yuva, kreş gibi toplu mekanlarda bulaşıyor. Hatta yılda 7-8 kez nezleye yakalanmak mümkün. Belirtileri: Bebeklerde daha sık görülenler; ateş, huzursuzluk, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, solunum sıkıntısı ve kulak zarlarında kızarıklık. Burun akıntısı koyu olduğunda tıkanıklık yapıyor ve bu da bebeğin nefes almasını zorlaştıracağından uyku sorunları ortaya çıkarıyor. Tedavisi: Kendisi değil semptomları tedavi ediliyor. Burnunun tıkanıklığına karşı damlalar veriliyor. Ev ortamındaki havanın kurumamasına özen göstermek gerekiyor. Eğer bebeğiniz anne sütüyle besleniyorsa, enfeksiyonlardan korunması için emzirmeniz çok yararlı. Çünkü anne sütünde bebeğinizin bağışıklığını arttıran antikorlar var. GRİP Havadaki damlacıklardan bulaşan grip; solunum yolu enfeksiyonları listesinin başında yer alıyor. Genelde 1 hafta ya da 10 gün içinde iyileşiyor. Ancak bebeklerde daha uzun sürmesi mümkün. Belirtileri: Ateş, halsizlik, kaslarda ağrı gibi tüm vücudu ilgilendiren bulguların yanı sıra burun akıntısı veya tıkanıklık, boğazda yanma, kaşıntı hissi oluşturuyor. Tedavisi: Gribin iyileşme sürecindeki en önemli faktörler; yeterli sıvı alımı ve dinlenme. Bunun dışında bulunduğu odanın havasının nemli olmasına dikkat etmek gerekiyor. Bu yüzden kalorifer sistemiyle ısınıyorsanız, peteğin üstünde su kabı bulundurabilirsiniz. Burun tıkalıysa damla kullanmalısınız. Eğer ateşi varsa, düşürmeye çalışmalısınız. Gripten korunmanın en etkili yolu ise yüzde 90 oranında koruma sağlayan grip aşısı. Aşının 3 yaşın altındaki çocuklarda ise dozun yarısı kadar uygulanması gerekiyor. 6 aylık ile 9 yaş arasındaki çocuklara eğer aşı ilk kez uygulanıyorsa 1 ay ara ile 2 kez yapılmalı. SİNÜZİT Sinüzit, kafa kemiği içindeki kemiklerin arasında bulunan 'sinüs' boşluklarında enfeksiyon oluşması sonucunda ortaya çıkıyor. Sinüs boşlukları, bazı bebeklerde doğuştan bulunurken bazılarında ise 12 yaştan sonra oluşuyor. Genellikle 2 yaşından büyük çocuklarda rastlanıyor. Belirtileri: Sürekli baş ağrısı, mevsimsel değişikliklere bağlı olarak görülen iki kaşın arasında, yanaklarda ve alın bölgesinde şiddetli ağrı, burundan gelen şeffaf akıntı, soğuk havanın etkisiyle oluşan sızlama gibi belirtiler veriyor. Tedavisi: Doktorunuzun önereceği antibiyotikleri, burun açıcı damla, sprey ve ilaçları kullanmalısınız. Burun tıkanıklığını açmak önemli olduğu için, damla ve spreyin yanı sıra buhar tedavisi de uygulayabilirsiniz. | |
|
|  |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/1/2009 - Otistik çocuklar sesleri daha geç algılıyor
Otistik çocuklar sesleri daha geç algılıyorOtistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi.ABD’nin Philadelphia kentindeki Philadelphia Çocuk Hastanesi Radyoloji Bölümü tarafından yürütülen araştırmaya göre, otistik çocuklar sesleri normal çocuklara kıyasla saniyenin küçük bir parçası kadar daha geç algılıyor. Uzmanlara göre bu bilgi, otizmle bağlantılı olan iletişim problemlerinin sebebini açıklamaya yardımcı olabilir. Çalışmayı yürüten Timothy Roberts ve ekibinin 6-15 yaşları arasındaki 30 otistik çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada, çocuklara ses ve heceler dinletildi ve bu sırada beyinlerinin elektriksel impulsları tarafından üretilen küçük manyetik alan gözlemlendi. Özel bir cihazla beyin faaliyetleri tespit edilen çocukların, sesleri normal çocuklara kıyasla daha geç algıladıkları görüldü. Algılama süresindeki geriliğin çok küçük bir zaman dilimi olmasına rağmen, her bir sesin bu şekilde algılandığında konuşmak ya da insanların söylediklerini anlamanın büyük bir zorluğa dönüşebileceğine dikkat çeken Roberts, "Düşünün ki her bir heceyi anlamanız normalden biraz uzun sürüyor. Cümlenin sonuna geldiğinizde kafanız çok karışmış olur" diye konuştu. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğunu düşündüklerini belirten Roberts, "Elde ettiğimiz sonuçlar, otizmin beyindeki bir bağlantı problemi olduğu yönündeki teoriyi kanıtlayacak nitelikte" dedi. Başkalarıyla iletişim kurmada zorluk çekme olarak tanınan otizm, ABD’de her 150 çocuktan birinde görülüyor.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/12/2008 - Bebek ve Çocuklarda Kabızlık
Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun, zaman zaman çakıl taşı gibi dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir. Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebeğin kaka yaparken yüzünün kızarması normaldir, kabız olduğu anlamına gelmez. Genelde anne sütü alan bebekler daha sık kaka yaptıklarından kabızlık görülmez. İnek sütü alan bebekler ya da formül mama ile beslenen bebeklerde kabızlık görülme olasılığı daha fazladır. Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Bebekler ve küçük çocuklar formül mama alıyorlarsa kabızlığı önleyici mamalar tercih edilmelidir. Eğer küçük bir bebekte yine de kabızlık meydana gelirse, büyük olasılıkla yetersiz beslemeden ileri gelmiş olabilir. Bu nedenle, bebeğe yeterli miktarlarda anne sütü ya da mama verilmesi özellikle önemlidir. Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve vücuttan atılması zorlaşır. Sertleşmiş kaka kalın barsağın son kısmından geçerken yırtılmalara ve çatlaklara neden olur. Bu da bebeklerde ve çocuklarda kasılmalara neden olur. Çocuklar, bu acıyı yaşamamak için kakayı tutmak isteyebilir ve dışkılama hissini bastırabilir. Bu da kakanın içerde daha çok kurumasına, büyük çap ve hacme ulaşmasına neden olur. Böylece kabızlık döngüsü başlamış olur. Kabızlığın birçok nedeni vardır. Genelde beslenme alışkanlıklarından ve düzensizliklerinden dolayı olur. Bazı enfeksiyon hastalıkları, metabolik hastalıklar ve bazı ilaçlar da kabızlığa neden olabilir. Ek besinlere geçiş ve diş çıkarma da kabızlığa neden olabilecek etkenlerdir. Kabızlıkta en önemli durum yemek düzenidir. Çocuğun lifli gıdalar alması, bol sıvı tüketmesi, düzenli dışkılama amaçlı tuvalete gitmesini sağlamak alınacak önlemlerdir. Yanlış beslenmenin yanında, bebekteki ve çocuklardaki hareketsizlik de kabızlığa neden olabilir. Bebeklerde ek gıdalara başlandığında; muz, patates ve pirinç lapası kabızlığa neden olabilir. Bu gıdalar daha aralıklı zamanlarda verilmelidir. Bebeğin beslenmesine daha fazla meyve ve sebze püresi eklenmelidir. Bebeğe, bir yaşına kadar inek sütü verilmemelidir. Sulandırılmış meyve suyu ve öğünler arasında kaynamış ılık su kabızlığı yumuşatabilir. Hazır mama kullanılıyorsa ölçüsünü doktor kontolünde tekrar gözden geçirilmeli ve içeriğinde prebiyotik lifler içeren mamalar tercih edilmelidir. Ek besine geçmiş olan bebeklerde ve çocuklarda beslenme şekli; sebze, meyve, baklagiller, kepekli ekmek, yulaf gibi artık bırakan lifli yiyeceklerden zengin olmalıdır. Çocukların beslenme diyetinde özellikle; kuru erik, kayısı, kuru üzüm, bezelye, fasulye, brokoli, kabak, kepekli ve tahıllı ekmekler olmalıdır. Sürekli kabızlığı olan çocuklar genelde, çabuk doyan iştahsız çocuklardır. Aynı zamanda bu çocuklar, ana öğünlerde yemek yemektense, aralarda abur cubur atıştırmayı severler. Böyle durumlarda bir beslenme uzmanı ile görüşmek faydalı olmaktadır. Kabızlığı tekrarlayan çocuklarda karın ağrıları, kramplar, bulantı, kusma görülebilmektedir. Kabızlık sözkonusu olduğunda, doktora danışılmadan, bebeğe asla müshil, fitil ya da lavman uygulanmamalıdır. Kabızlık tedavisinde temel amaç; kalın bağırsağı ilk aşamada boşaltmak, sonrasında düzenli bağırsak alışkanlığını devam ettirebilmek ve kaka yapmayla alakalı olan ağrının ve korkunun ortadan kaldırılmasıdır. Ağrının ortadan kalkmasını sağlayacak durum ise, kakanın yumuşak kalması ve kalın olmamasıdır. Bunun için düzenli ve kontollü bir diyetin yanında tuvalette yeterli süre kalma alışkanlığının edinilmesidir. Tuvalet terbiyesini kazanmış çocuklar, kahvaltıdan ve akşam yemeğinden sonra 5-10 dakika süreyle tuvalette oturtulmalıdır. Tedavi süresi çocuktan çocuğa değişiklik göstermektedir. Küçük çocukların büyük çocuklara göre daha uzun süreler tedavi edilmesi gerekilir. Ayrıca, kakanın uzun süre barsakta kalması, kalın bağırsağın genişlemesine neden olduğundan ameliyat da yapılabilmektedir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/10/2008 - Ateş düşürücüler alerji yapabilir!
Ateş düşürücüler alerji yapabilir!Yaşamın ilk yılında ateş düşürücü olarak kullanılan asetominofen etken maddeli ilaçların astım gelişimi riskini arttırabileceği belirtildi. Araştırmada ayrıca bu çocukların aynı zamanda rino-konjonktüvit ve egzema gibi alerjik hastalıklara yakalanma risklerinin de arttığı bulgusuna ulaşıldı. Sağlık Araştırmaları Sitesi’nde yer alan araştırmaya göre, yaşamın ilk yılında ateş düşürücü olarak kullanılan asetominofen etken maddeli ilaçların astım gelişimi riskini arttırabileceği belirtildi. Araştırma bulguları 31 ülkeden 205 bin 487 çocuktan elde edildi. Araştırmacılar yaşamın ilk yılında asetominofen içeren ateş düşürücüleri kullanan çocukların 6-7 yaşlarına geldiklerinde astım olma olasılıklarının yüzde 46 oranında arttığını buldular. Araştırmanın sonucunda bu çocukların aynı zamanda rino-konjonktüvit ve egzema gibi alerjik hastalıklara yakalanma risklerinin de arttığı bulgusuna ulaşıldı. Araştırma sonuçlarına göre, asetominofen içeren ateş düşürücü ilaçların çocuklarda sadece yüksek ateş durumunda kullanılması gerektiğini kaydedildi. Acetominofen içeren ilaçların dünya genelinde ateş düşürücü olarak tercih edildiğini belirtilerek, bu ilacın gereksiz kullanımı konusunda uyarıda bulunuldu
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/10/2008 - Çocuklarda kilo artışına dikkat!
Çocuklarda kilo artışına dikkat!İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70’inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığı bildirildi. Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70’inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti. Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artışgösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyona ulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, "obezite salgını" olarak adlandırıldığını belirtti. Dünyada en yüksek obezite oranının ABD’de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55’e ulaştığını, Rusya’da erişkinlerin yüzde 54’ünün, Brezilya’da yüzde 36’sının, Malezya’da ise yüzde 27’sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi: "Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6’sı, erkeklerin yüzde 12,9’u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini azaltan bir hastalıktır. Obezite, vücudun yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu, boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkmasıdır. Oldukça önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen obezite önceleri sağlıklı olmanın göstergesi olarak algılanıyordu. Günümüzde beraberinde kişiye yüklediği ek hastalıklar ve toplumsal problemler nedeniyle kronik ve ölüme sebebiyet veren hastalık olarak kabul edilmektedir." Şişmanlığın, orta yaş sorunu olmasına karşın, erken dönemlerde de etkili olabildiğini vurgulayan Fadıloğlu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Şişmanlık orta yaşın sorunu gibi görünüyorsa da yaşamın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilmekte ve bebeklik çağında görülen şişmanlığın yetişkinlikte şişmanlık gelişim riskini arttırdığı bilinmektedir. Bugün erişkin şişmanların yüzde 30’unun 18 yaştan önce şişman olan çocuklardan oluştuğu bilinmektedir. İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’i, gençlik çağında şişman olanların ise yüzde 70’i erişkin yaşlarda da şişman kalmaktadır."
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/10/2008 - Bademcik İltihabı
Bademcik ve geniz eti stratejik olarak dışardan gelen enfeksiyonları yakalamak üzere solunum yolunun girişine yakın yerleşmişlerdir. Boğazın iki yanındaki bademcikler, genizeti ve dil kökü bademcikleri boğaz ve geniz bölgesini sararak mikroplara karşı bir bariyer oluşturur. Bu bir filtre olmaktan çok mikroplarla temas halinde "immunoglobulin" denilen maddeleri salgılayarak mikroplarla mücadeleyi başlatır. Çocuk döneminde bademcik ve geniz etinde en sık görülen problemler iltihaplanmalar ve aşırı büyümedir. Bademciklerin tekrarlayan iltihapları çocukları ciddi anlamda etkilemektedir. İltihabın bademcikten başka bütün boğaza yayılmasına "anjin" denir. Bademciklerde tümör de oluşabilir, ancak nadirdir. İltahapla beraber, bademciklerin çevresinde abseler, kızarıklık ve kötü ağız kokusu oluşur. Şiddetli boğaz ağrısı ile birlikte bademciklerin şişmesi yutma ve yutkunma güçlüğüne sebep olur. Ayrıca, bademciklerdeki aşırı şişme beslenme ve solunum güçlüğüne de neden olabilir. Belirtileri : boğaz ağrısı ateş halsizlik üşüme-titreme nefes almada sıkıntı burun tıkanıklığı geniz akıntısı kusma kırmızı ve şiş boğaz ve bademcik beyaz noktalarla kaplı bademcik tekrarlayan kulak iltihapları ağızdan soluk alıp verme horlama, uyku bozukluğu Teşhis : Doktorlar teşhis koyabilmek için; hastanın kulağı, burnu ve boğazıyla ilgili sorunlar hakkında bilgi alır ve muayene yapar. Sorgulama sonrasında mikrobik kültürler, röntgen filmi ve kan testleri isteyebilir. Muayene ile aynı zamanda boyunda herhangi bir bezenin büyüyüp büyümediği de belirlenir. Çocukta sık tekrarlayan bademcik iltihabı varsa boğaz kültürü mutlaka yapılmalıdır. Mikrobik kültürler, boğazdaki iltihapların teşhisinde önemlidir. Kültürün alınıp alınamayacağı doktor iznine ve boğazın görünümüne bağlıdır. Tedavi: Bademciklerin iltihapları, başlangıçta antibiyotiklerle tedavi edilir. Bademcik ve geniz etinin alınması bazı çocuklar için tavsiye edilebilir. Bademcik ve geniz etinin ameliyatla alınması kararı; Antibiyotik tedavisine rağmen tekrarlayan iltihaplara ve büyüyen geniz eti ve bademciklerden dolayı nefes almadaki zorluğa bağlıdır. Bademciğin alınmasının sahiden gerekip gerekmediğini tayin edebilmek bu aşamada önemlidir. Bademciğin büyük olması iltihap olduğunu ispatlamaz. Bu büyüklük solunumu ve beslenmeyi bozduğu takdirde, ameliyat şarttır. Solunum yolunun tıkanması sonucu, uyku esnasında ani çocuk ölümlerine sebep olduğu da tespit edilmiştir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır. Genel anestezi küçük yaş grubu çocuklarda hem hasta hem de cerrah için büyük kolaylık sağlamaktadır. Bademcik ameliyatı çok basit, riski az olan bir ameliyattır ve ameliyat sonrası iyi kontrol edilmelidir. Bu ameliyat 4-5 yaşından önce yapılmamaktadır. Günümüzde bademcikler sadece bazı kriterler göz önüne alınarak ameliyat edilmektedir. Ayrıca, alerjik çocuklarda bademcik ameliyatı tavsiye edilmez. Şunları da bilmek gerekir ki; hava yollarında tıkanıklık, horlama ve huzursuz uyku durumuna yol açar. Ağızdan sürekli soluma, yüzde ve dişlerde çirkin görüntü verecek bozukluklara neden olabilir. Bunun yanında, bademcik ve geniz etinin müzmin iltihabı aynı zamanda komşu yapıları da etkileyebilir. Örneğin östaki tüpü ve burun arkası ile kulağın içi arasındaki bağlantıyı sağlayan yolun ağzı tıkanacağından kulak ağrısı ve işitme kaybı gelişebilir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/9/2008 - Bebek Mamasına "Anne Sütü" Ambargosu
Bebek Mamasına "Anne Sütü" Ambargosu Bebek mamaları, bebek sütleri ve devam formülleri, "anne sütünün yerine" kullanılmayacak.
Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, bebek mamaları, bebek sütleri ile devam formüllerinin, "anne sütünün yerine kullanılması"nı önlemek üzere "kesin" önlemler getirdi. Bu tür gıdaların etiketlerinde, "insana özdeş", "anne gibi", "adapte" veya benzeri özendirici kelime ve sloganların kullanılması yasaklandı.
Ambalaj ve etiketlerin üzerinde bebek resimleri, her türlü fotoğraf, çizgi ve resim dahil bu gıdaları özendiren bir yazı ya da resim konulamayacak.
Bebek maması etiketlerinde, anne sütüyle beslenmenin üstün olduğu, bebek mamasının sadece anne sütüyle beslenmenin mümkün olmadığı durumlarda ve yetkili sağlık çalışanının önerisi üzerine kullanılması gereken bir ürün olduğu belirtilecek.
Bakanlığın, bebek ve çocuk beslenme ve takviyesine yönelik gıdaların, tekniğine uygun ve hijyenik şekilde üretim, hazırlama, işleme, muhafaza, depolama, taşıma ve pazarlamasını sağlamak üzere düzenlediği iki tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Bebek mamaları ve devam ürünleriyle ilgili iki tebliği yürürlükten kaldıran yeni düzenlemeler uyarınca, bu ürünleri üreten ve satan işyerleri bir yıl içinde yeni hükümlere uygunluk sağlayacak.
Bugünden itibaren yürürlükte olan "çifte" tebliğ ile üretimden satışa uzanan yelpazede getirilen belli başlı yasaklar şöyle:
* Bebek mamaları, anne sütüyle beslenemeyen normal sağlıklı bebeklerin özel beslenme gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilecek.
* Söz konusu ürünler, bebek sağlığına zarar verebilecek herhangi bir madde içermeyecek.
* Bebek maması, temel olarak protein kaynaklarını ve doğumdan itibaren bebek beslenmesi için uygunluğu bilimsel olarak genel kabul görmüş diğer bileşenleri içerecek. Bu bileşenlerin uygunluğu bilimsel çerçevede Bakanlıkça belirlenecek.
* Bu ürünlerdeki her bir faydalanılabilen esansiyel ve yarı esansiyel amino asit miktarları, anne sütü proteinine eşit veya daha fazla olacak.
* Söz konusu ürünlerin etiketlerinde, mamalar eğer tamamen inek sütü proteinlerinden üretilirse "bebek sütü" ifadesi, ürünün, doğum sonrasında anne sütüyle beslenemeyen bebeklerin özel beslenmesi için uygun olduğuna dair ifade, tüketime hazır ürünün 100 ml'sinin içerdiği protein, yağ ve karbonhidrat ile yararlanılabilen enerjinin kcal ve kJ olarak sayısal değerleri, her bir mineral ve vitamin ile ilave edilmesi halinde kolin, inositol ve karnitinin ortalama sayısal değerleri ile ürünün uygun hazırlama ve saklama talimatı yer alacak.
* Mama etiketlerinde, anne sütüyle beslenmeyi engellemeyecek bilgi ve ifadeler yer alacak.
* Mamaların tanıtımı, bilimsel yayınlar ile bebek bakımına özgün yayınlarla sınırlı olacak.
* Satış noktalarında örnek dağıtarak veya özel gösteriler, indirim kuponları, hediyeler, özel indirimli satışlar, maliyetin altında satılan mallar gibi tüketiciyi doğrudan bebek formüllerini almaya teşvik eden diğer promosyonlarla reklam yapılamayacak.
* Devam ürünleri de, temel olarak protein kaynaklarını ve altı aydan daha büyük bebek beslenmesi için uygunluğu kabul görmüş diğer bileşenleri içerecek. Bu bileşenlerin uygunluğu bilimsel çerçevede bakanlıkça belirlenecek.
* Devam ürünlerindeki her bir faydalanılabilen esansiyel ve yarı esansiyel amino asit miktarları, anne sütü proteinine uygun olacak.
* Bebek ve çocuklara yönelik tüm ürünlerde, ham maddeden veya diğer bileşenlerden taşınan ancak devam formüllerinde kullanımına izin verilmeyen katkı maddeleri bulunamayacak.
* Ürün etiketlerinde; devam ürünleri eğer tamamen inek sütü proteinlerinden üretilirse "devam sütü" ifadesi yer alacak.
* Bu ürünlerin etiketlerinde, sadece 6 ayın üzerindeki bebek ve küçük çocukların özel beslenmesi amacıyla ve diyetinin bir parçası olarak kullanıma uygun olduğuna, yaşamının ilk altı ayı boyunca anne sütü yerine kullanılmaması gerektiğine ve 6 aydan farklı bir ayda tamamlayıcı beslenmeye başlama kararının, sadece anne ve çocuk beslenmesi üzerinde uzmanlaşmış tarafsız bir sağlık çalışanı tarafından verilebileceğine dair ifadeye mutlak yer verilecek.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/9/2008 - AŞI TAKVİMİ (SAĞLIK BAKANLIĞI)[2008]
AŞI TAKVİMİ (SAĞLIK BAKANLIĞI)[2008] (Bu yazı toplam 79816 defa okundu) 
Sağlık Bakanlığı yayınladığı bir genelge ile aşı takviminde değişiklik yapıldığını bildirdi. Son değişikliklerle birlikte aşı takviminin son hali (2008) şu şekildedir: | doğumda | 1.ayın sonunda | 2.ayın sonunda | 4.ayın sonunda | 6.ayın sonunda | 12.ay | 18-24.ay | İÖ 1.sınıfta | İÖ 8.sınıfta | | Hepatit B | I | II | | | III | | | | | | BCG | | | I | | | | | | | | DaBT-IPA-Hib | | | I | II | III | | R | | | | KKK (kızamık) | | | | | | I | | R | | | OPA | | | | | + | | + | + | | | Td | | | | | | | | + | + |
Hep B: Hepaitit B aşısı BCG: Verem aşısı DaBT-lPA-Hib: Difteri, aselüler Boğmaca, Tetanoz, İnaktif Polio, Hemofilus influenza tip B aşısı KKK: Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak aşısı OPA: Oral Polio aşısı Td: Erişkin Tipi Difteri-Tetanoz aşısı R: Rapel (Pekiştirme dozu)
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/9/2008 - Yazın daha çok hastalanıyorlar! 3
Yazın daha çok hastalanıyorlar!Yaz aylarının gelmesi ile birlikte çocuklarda görülen hastalıklarda da artış görülmektedir. Çocukların en sık karşılaştıkları yaz hastalıkları şunlardır: • Güneş yanıkları • İshal • Böcek ısırıkları • İdrar yolu enfeksiyonları • Üst solunum yolu enfeksiyonları
İDRAR YOLU ENFEKSİYONLARI ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI Üst solunum yolu enfeksiyonlarında yaz aylarında artış gözlemlenmektedir. Deniz ve havuza giren çocuklarda burun tıkanıklığı, ateş ve öksürük gibi belirtiler ortaya çıkmaktadır. YÜZÜCÜ KULAĞI Yüzücü kulağı (dış kulak enfeksiyonları) ağrılı ve kaşıntılı kulak problemi olarak ortaya çıkabilen ve havuzdan kaynaklanan bir diğer yaz hastalığıdır. Korunmak için kulak tıpası kullanmak işe yaramaz ise çocuğunuzun kulağını kuru tutmak için havuzdan sonra alkolle dış kulak yolunu temizlemek gerekmektedir. 3 günlük bir tedavi ile Yüzücü Kulağı enfeksiyonu tedavi edilebilmektedir. Yüzücü kulağı enfeksiyonunda ne zaman doktora gidilmelidir • 3 günde kulak ağrısı geçmez ise, • Ağrı giderek artar ise, • Ateş olur ise, • Kulak arkası lenf bezleri şişer ise, İdrar yolu enfeksiyonları; yaz aylarında özellikle kız çocuklarda sıklıkla görülmektedir. Havuzlar özellikle risklidir. Enfeksiyon; sık idrara çıkma, karın ağrısı, ateş ve idrarda yanma ile belirti vermektedir. İdrar kültürü yapılarak, uygun antibiyotik ile tedavi uygulanabilir. İdrar yolu enfeksiyonlarından çocuğunuzu korumak için havuzdan çıkınca hemen duş aldırıp, mayosunu değiştirmelisiniz.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|