26/6/2009 - 0-3 Ay Bebek Gelişimi
1 Aylık Bebekler : Bebeğiniz birinci ayını genelde uyuyarak geçirecektir, ancak bu onun hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Birinci ayında çenesini yerden ve yataktan kaldırabilir, avuçlarında ve ellerinde yakalama refleksi görülür. Yeni doğan bebek sese tepki verir ve başını sesin geldiği yöne çevirebilir. Emmek için arama refleksini kullanır, eğer hafifçe yanağına dokunursanız, o yöne dönerek ağzını açacaktır. Koltuk altından tutup ayaklarını yere sıkıca temas ettirirseniz, adım atma refleksini kullanır. Korktuğu zaman bebeğiniz bir şeyleri yakalamak ister gibi kollarını ve bacaklarını iki yana açacaktır. Daha sonra kol ve bacaklarını içe kıvıracak ve yumruk sıkacaktır. Buna Moro refleksi denir. Yeni doğan bebek annesinin sesini ve ten kokusunu ayırt edebilir. Bebeğiniz kendiliğinden gülmeye başlar Yeni doğan bebekler ağlarken, kısa ve derin soluklar alırlar ve bu şekilde konuşmanın temelini oluştururlar. Ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli çene ve dil hareketlerini tekrarlayarak ses ve solunum düzenleme becerisi kazanır. Siz ona ne kadar çok gülümserseniz, o da size o kadar karşılık verecektir. İlk ayın sonunda bebek gözleriyle yüze odaklanabilir. Bebekler 6-8 haftalık olana kadar bir kerede iki saatten fazla uyanık kalamazlar. Yeni doğan bebekler , 2-3 saatlik bölümler halinde, toplam olarak 16-18 saat uyur . Daha sonra beslenmek veya çevreyle ilgilenmek için uyanırlar. Gece ve gündüz ritmi henüz yoktur. Yani ilk haftalarda uyanmadan bir gece geçirmeyi beklememek gerekir. Gece bebeğinizi ya beslemek ya da altını değiştirmek için kalkmanız gerekecektir. Bebek büyüdükçe uykusu düzene girmeye başlar. 2 Aylık Bebekler : Gülücükleri kıkırdamalara dönüşebilir. Bebeğiniz iki aylık olunca; sesli oyuncaklarına karşılık verir. Karnının üzerindeyken başını 45 derece yukarı kaldırabilir. Dik oturtulduğu zaman kafasını dik tutabilir. Karnının üzerindeyken kollarının yardımıyla göğsünü yerden kaldırabilir. Parmaklarının ucuna oyuncak tutuşturulduğunda onu tutabilir. Bir nesneye uzanabilir. Bebeğinizin uyuma ve beslenme zamanı ve süresi bu dönemde giderek daha düzenli bir hal almaktadır. İki beslenme arası zaman 3 saate hatta daha fazla uzar. Memnuniyet çığlıkları atabilir. Küçük nesnelere dikkat gösterebilir. Gözleriyle sizi takip edebilir. İki aylık bebekler, doğum tartısı ve başka kimi faktörlere de bağlı olarak, gece uyku saatlerini de artırırlar. İki elini kavuşturabilir. İkinci ayın sonundan itibaren daha az ağlamaya başlar, tutmak istediği nesnelere uzanabilir. Agu gibi içinde sessiz harf olan kelimeler oluşturabilir. 3 Aylık Bebekler : Bebeğiniz üç aylık olduğunda alışık olduğu durumlara tepki vermeye başlar. Yemek ve banyo gibi faaliyetlere tepki verir. Ona seslendiğinizde size karşılık olarak bazı sesler çıkarmaya başlar. Parmaklarının ucuna oyuncak tutuşturulduğunda onu sıkıca kavrayabilir. Bebekler üç aylıkken gece 9 saat ve gündüz üçe bölünmüş olarak 6 saat yani toplam 15 saat uyurlar. Karnının üzerindeyken başını 90 derece yukarı kaldırabilir. Sesin geldiği yöne doğru dönebilir. Yüksek sesle gülebilir. Bir nesneye uzanabilir. Siz onu güldürmesenizde kendiliğinden gülebilir. 3 aylık bebeğiniz bir yanına doğru yuvarlanabilir. Ayaklarının üzerinde dik tutulduğunda vücudunun ağırlğını taşıyabilir. Ellerini bacaklarını sallamaya, basmaya çalışabilir. Gördüğü kişileri tanır ve tepki verir. Agu gibi sessiz harf kombinasyonları yapabilir. Oturması için kollarından çekildiğinde kafasını kontrol edebilir. Karnının üzerindeyken kollarının yardımıyla göğsünü yerden kaldırabilir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/9/2008 - Çocuğumun Psikolojik Gelişimi Anne Ben Zeki Biri Miyim?
| | Anne Ben Zeki Biri Miyim? | 
Nedir zeka dediğimiz kavram? Nasıl tanımlanır? Geleneksel tanımlamaya göre zeka, sözel ve sayısal yeteneklerin kişide var olan değerlerine denmektedir. Ancak bu tanımlama 1983 yılında Harvard Üniversitesi öğretim üyelerinden Howard Gardner’ın çalışması ile değiştirildi/genişletildi. Gardner’a göre zeka: Gardner zekanın sadece iki ana unsurdan değil sekiz ana unsurdan oluştuğunu söylüyor ve geleneksel tanımlamanın insan zekasının çok küçük bir kısmı için doğru olduğunu düşünüyor. Zeka türlerinin her insanda var olduğunu ancak değişik düzeylerde görüldüğünü aktarıyor ve gerekli eğitim alındığı taktirde her bireyin bütün zeka alanlarını geliştirebileceğini ekliyor.Ayrıca Gardner bu eğitime küçük yaşlarda başlanıldığı taktirde ise zeka üzerinde olan gelişmenin daha hızlı ve daha verimli olacağını belirtiyor. Gardner göre farklı zeka türleri: a) Sözel – Dil: Bu zeka türüne sahip insanlarda gelişmiş sözcük kullanabilme, dilbilgisi ve telaffuz kabiliyetine rastlanır. Sözel-dil zekası kuvvetli olan bir çocuk; ?Fıkra ve hikaye anlatmaktan zevk alır. ?Tekerlemeleri, ritimleri ve sözcük oyunlarını sever. ?Kuvvetli bir hafızası vardır. ?Yaşına göre gelişmiş bir kelime haznesine sahiptir. b) Mantık – Matematiksel: Bu tür zekaya sahip olan insanlar, ileri seviyede soyut düşünebilme, benzerlikler bulabilme, neden-sonuç ilişkileri kurabilme ve mantıksal çıkarımlar yapabilme gibi yeteneklere sahiptirler. Bu kişiler sınıflandırma, sıralama, genelleme yapabilme kapasiteleri yardımıyla daha kolay öğrenirler. Mantıksal – matematiksel zekası kuvvetli bir çocuk; ?Olayların neden ve sonuçları hakkında çok soru sorar. ?Yaşıtları ile kıyaslandığında soyut düşünebilme ve sebep-sonuç ilişkisi kurabilme kabiliyetleri yönünden gelişmiştir. ?Matematik kaynaklı oyunlar oynamaktan zevk alır. c) Şekil (Görsel) – Uzay (Uzamsal; Alansal): Bu zeka türüne sahip insanlarda gelişmiş gözlem yeteneğine rastlanır. Bu kişiler ; nesnelerin rengine, biçimine, boyutuna karşı duyarlıdırlar. Her yeni şeyi görselleştirerek öğrenirler. Bu zekası kuvvetli olan bir çocuk; ?Sanat içerikli aktiviteleri sever. ?Arkadaşlarına oranla daha çok hayal kurar. ?Yaşına göre yüksek düzeyde beceri gerektiren resimleri çizer. ?Renklere karşı çok duyarlıdır. ?Resimli yayınlardan daha çok hoşlanır. ?Elinde bulunan materyallere bir şeyler çizer. ?Daha önce gittiği yerleri kolay hatırlar. d) Müziksel – Ritmik: Bu zeka türüne sahip bir kişide ileri düzeyde ritm ve melodi duyarlılığı gözlenir, ayrıca müzik aletlerine ve farklı seslere de ilgileri yoğundur. Bu zeka türündeki bireyler için en iyi eğitim, içinde ritim, melodi ve müzik barındıran bir model ile gerçekleşir. Bu zekası kuvvetli olan bir çocuk ; ?Şarkıların melodilerini çok iyi hatırlar. ?Konuşurken veya hareket ederken elleri ve ayakları ile ritim tutar. ?Farkına varmadan kendi kendine mırıldanır. e) Bedensel – Kinestetik: Bu zeka türüne sahip insanlar fiziksel özelliklerini en ileri derecede kullanabilme potansiyeline sahiptir. Denge kurabilme, güç ve hız kontrolü yapabilme , esnek hareket edebilme gibi yeteneklere sahiptirler. Bu bireyler dokunarak ve hareket ederek en iyi şekilde öğrenirler. Bedensel – kinestetik zekası kuvvetli olan bir çocuk ; ?Duygularını belirgin olarak vücut diliyle ifade eder. ?El becerileri iyidir. ?İnsanlara, canlı ve cansız varlıklara dokunmaktan hoşlanır. ?Bir veya birden fazla sportif faaliyetlerde başarılıdır. ?Bir yerde uzun süre kaldığında hareket etmeye, kımıldamaya veya ritim tutmaya başlar; yerinde duramaz. f) Kişilerarası – Sosyal: Bu zeka türüne sahip insanlar, diğer insanları çok kolay bir şekilde algılama ve anlama yeteneğine sahiptirler. İnsanların yüz ifadelerine, seslerine ve mimiklerine karşı duyarlıdırlar. Bu nedenle sosyal zekası güçlü olan kişiler, diğer insanlarla rahat bir biçimde iletişim kurabilir ve onların duygularını en iyi şekilde anlarlar. Sosyal zekası kuvvetli olan bir çocuk; ?Arkadaşları ya da akran grupları içinde sosyalleşir. ?Grup içerisinde doğal bir lider görünümündedir. g) Kişiye dönük (İçsel ; Özedönük): İçsel zeka türüne sahip bir kişide kendini tanıma kavramı oldukça gelişmiştir. Bu insanlar objektif bir gözle kendilerine bakabilirler.İhtiyaçlarını, iyi ve kötü yönlerini, ne yapıp ne yapmak istemediklerini en iyi biçimde analiz edebilirler. Bu zekası kuvvetli bir çocuk; ?Yalnız oynamaya veya ders çalışmaya bırakıldığında daha başarılıdır ?Kendine olan güveni fazladır. h) Doğa : Gardner geliştirmiş olduğu kuramına doğa zekası bölümünü 1996 yılında eklemiştir. Doğa zekası (doğaya dönük zeka) diye adlandırılan bu zeka türü tanınan çevrede oluşan değişiklikleri açıklama, ev hayvanları, doğa hayatı, bahçe ve park ilgisi davranışlarını kapsar. Bu zekaya sahip bir çocuk; ?Hayvanlara ve onların özelliklerine karşı çok meraklıdır. ?Açık havada olmaktan hoşlanır. ?Bahçede bitkilerle uğraşmaktan hoşlanır. |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/8/2008 - Çocuğunuzun omurga gelişimi
| Çocuğunuzun omurga gelişimi |
Normal omurga önden veya arkadan bakıldığında düzdür. Yine normal olarak yanlardan bakıldığında omurga göğüs bölgesinde, arkaya “kifoz” bel bölgesinde öne “lordoz” doğru eğimlidir. Skolyozda yukarıdan aşağıya bakıldığında tüm vertebralar sırt veya bel bölgesinde bir yöne doğru eğilmişlerdir. Omurganın merkezinden üstten aşağıya bakıldığında omurgaların bir kısmı bükülmüşlerdir. Bu da “genelde sağ” kaburgaların çıkınıtılı olması sonucunu doğurur. Skolyoz ailenin birden fazla üyesinde aynı veya farklı kuşaklarda ortaya çıkabilir. “skolyoz, çocuğun veya ailesinin yaptığı veya yapamadığı bir şey nedeni ile gelişemez” Kötü vücut postürü veya ağır çanta taşımak Skolyoza neden olmaz. Skolyoz genelde buluğ çağında ortaya çıkan bir omurga deformitesidir. Nasıl Fark Edilir? Skolyozun en çok görülen bulgularından birisi sağ tarafta belirginleşen kürek kemiği çıkıntısıdır. Bir omuz diğerinden daha yüksek olabilir ve çocuk bir tarafa eğilmeye eğilimlidir. Kalça kemikleri simetrik olmayabilir ve biri diğerinden daha yüksekmiş gibi görünür. Skolyozu bozuk duruş ile karıştırmamak gerekir. Sıklıkla skolyozun ilk belirtilerinden biri daha önce giyilebilen giysilerin vücuda tam oturmamasıdır. Bu kızlarda eteğin veya giysinin çizgilerinin asimetrik olması ile belirginleşir. En çarpıcı bulgulardan birisi skolyozlu bir çocuğun öne eğilmesi ile ortaya çıkan kaburga çıkıntısının ortaya çıkmasıdır. Skolyoz Çok Yaygın mıdır? Skolyoz araştırma topluluğuna göre her 10 buluğ çağındaki insandan 1 tanesi, herhangi bir derecede skolyoza sahiptir. Bunun anlamı sadece A.B.D de 1 milyon skolyozlu çocuk var demektir. Bu çocuklar aşağı yukarı dörtte biri (veya %2 - %3) tıbbi tedaviye ihtiyaç duyar. Bu tedavi çocuğun yaşı, eğikliğin derecesine göre korse ve egzersizlerle takipten ameliyat olma yoluna gider. Bazı skolyoz vakalarında eğikliğin derecesi o kadar hafif olabilir ki, tedavi hiçbir zaman gerekli olmayabilir. Hafif skolyozun erkeklerdeki sıklığın neredeyse kızlardaki kadardır. Ancak ciddi eğrilikler kızlarda erkeklerdekinden 5-8 kat daha fazladır. Tüm dünyada yürütülen çalışmalar oluşumunda gerçekten ırksal veya etnik duldan bir fark olmadığı ortaya konmuştur. Skolyoz Tedavi Edilebilir mi? Şu anda ne skolyoz başlangıcını önleyecek ne de skolyozu cerrahi olmayan yöntemlerle tedavi edilebilecek bir yöntem mevcut değil. Skolyoz tespit edildiğinde doktor hastayı değerlendirme ve tedavi için ortopedik spinal cerrah göndermelidir. Böylelikle hasta ayakta çekilen omurga röntgeni ve periodik kontrol muayeneleri şeklinde takibe alınır. Eğer skolyoz erken teşhis edilirse büyük eğilimler bile Breyslerle önlenebilir. Ciddi eğimler cerrahi gerektirebilir. Yetişkin Skolyozu : Yetişkinde, skolyoz hafif ise bu durum değişmeden kalabilir veya yıllar içinde çok yavaş ilerleyerek ciddi problemlere yol açmaz. Buna rağmen bazı kişilerde belirgin değişiklikler oluşabilir. Çok ciddi vakalarda solunumda bir problem olabilir. Eğimin büyüklüğü artarak ağrı yapabilir. Ve fonksiyonları engelleyebilir. Osteoporoz (kemiklerin zayıflaması) ilerleyen yaşla beraber hafif bir eğimin belirginleşmesine yol açabilir. Skolyozlu hastalarda osteoporozun tedavi edilmesi özellikle önemlidir. Yetişkinlerdeki skolyoz buluğ çağında tedavi edilmemiş bir eğimin devamı olacağı gibi, yaşla beraber gelişen dejenerasyon sonucu da olabilir. Skolyozun Değişik Tipleri Var mıdır? Skolyozun pek çok nedeni vardır. Hastaların %80-85’inde idiopatik tip skolyoz mevcuttur. İdiopatik kelimesinin anlamı belirli bilinen bir nedeni olmayışıdır. İdiopatik skolyoz sıklıkla aileseldir. Ve genetik (kalıtsal) faktörlere bağlı gibi gözükmektedir. Asıl anlamadığımız, eğimin gelişmesini tetikleyen faktörlerdir. Diğer bir deyişle neden bazı eğimler hızla ilerler de bazıları yavaş ilerler. Skolyoz tam anlamıyla sağlıklı çocuklarda gelişebileceği gibi, beyin felçli (serebral palsi) kas hastalıklı, çocuk felçli, çocuklarda oluşabilir. Doğumsal omurga anormallikleri ve bağ dokusu hastalıkları da sebebler arasındadır. Mongolizm (Down) sendromu da sebebler arasındadır. Skolyozun nedenini erken teşhis, uygun tedaviye yardımcı olabilir. Buluğ çağında skolyoz ağrı yapmaz ve tespit edilmesi zordur ve skolyozun fark edilmesinden birkaç yıl önce başlamış olabilir. Skolyozun tespitindeki en kolay yollardan biri öne eğilme muayenesidir. Çocuğun omurgasını büyüme tamamlanıncaya kadar düzenli olarak kontrol etmelidir. Çünkü skolyoz buluğ çağ içindeki herhangi bir zaman diliminde ortaya çıkabilir. Çocuğu muayene ederken diz seviyesinde ellerin ve avuç içlerinin birbirine değecek şekilde kolların gevşekçe yanlara sarkmasını sağla. Bu pozisyonda iken; • Kaburgalarda bir çıkıntı var mı? • Kalçada veya belde bir asimetri var mı? Eğer bir tane bile evet yanıtı var ise veya çocuğun ağabeyi, kız kardeşi, ailesi veya diğer yakın akrabalarından bir tanesinde skolyoz mevcutsa aile doktorunuz veya ortopedistiniz ile görüşün. Normal : Üst ve alt sırt her iki tarafta eşit ve simetrik. Muhtemel Skolyoz : Üst ve alt sırt veya her ikisinin birden asimetrisi.Ayrıca Kifozda (Kanburluk) araştırılmalı. Normal : Düzgün, simetrik, sırt kavsı. Muhtemel Kifoz : (Aşırı Kamburluk) Muhtemel sırt kavsinin olmayışı ile beraber omuzların belirginleşmesi ve kamburluk Skolyoz Araştırması : Eğer bir veya daha fazla fiziksel özellik skolyoz veya kifoz düşündürüyorsa profesyonel kişiler ile görüşmeli. Prof. Dr. Osman Güven Acıbadem Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı |
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
21/8/2008 - Bırakın kumda oynasın
| Bırakın kumda oynasın | 
Yaz gelmiş, havalar ısınmış, herkes ailece bir tatil beldesine kendini atmışken ya da atmak için çabalarken “kum oyunu”na dikkat çekmek istedik. Kumda oynanan oyunlar, çocukların gelişimi için harika bir araç. Hatta dünyanın birçok ülkesinde çocuklarla ve evli çiftlerle uygulanan terapilerin vazgeçilmez parçası. “Özellikle yazlık alanlarda çocukların fazlasıyla üzerinde mesai yaptığı kum oyunları nedir, neden çocuğun gelişimi için bu kadar önemlidir” diye soracak olursanız, yanıtlar aşağıda...
Kum oyununun çocuğun gelişime katkısı nedir?
Fiziksel gelişim Çocuğunuzun el kaslarının ve parmak kontrolünün gelişimini sağlar. Bacak ve kol kaslarının gelişmesini sağlar. El-göz koordinasyonunun gelişimini sağlar.
Zihinsel gelişim Çocuğun kumun farklı fiziksel özelliklerini keşfetmesini sağlar, böylece maddelerin farklı fiziksel özellikleri hakkında algı geliştirir (ıslak ve kuru kum arasındaki farkı gözlemlemesi) Oyun oynarken kelime hazinesi gelişir (kuru, yaş, ıslak...) Matematiksel düşünme yetisi gelişir Neden- sonuç ilişkisini gözlemler (su eklenince kum ıslanır gibi.)
Sosyal - duygusal gelişim Çevresindeki çocukların oyunlarını gözlemler. Diğer çocuklarla oynamaya başlar. Böylece paylaşmayı, sıraya girmeyi ve planlı hareket etmeyi öğrenir. Yetişkin davranışlarını oyun sırasında taklit ederek kimlik gelişimini destekler.
KUMDA OYNAMANIN FAYDALARI Kumda oynarken neler yaptığını ona aktarın. Böylece çocuğunuz yaptığı işlemlerin adını duyma ve öğrenme fırsatı yakalayabilir ve kelime haznesini geliştirir. Çocuğunuza oyun sırasında açık uçlu sorular sorun. Örneğin “Şu anda ne yaptığını bana anlatır mısın” gibi... Böylece onu yaptığı işi düşünmeye, eylemini ifade etmeye yönlendirmiş ve çocuğunuzun dil gelişimine desteklemiş olursunuz. Çocuğunuzun oyununu genişletmek için ona bazı materyaller temin edin, örneğin yaptığı kale için bazı oyuncak adamlar ya da oyuncak hayvan figürleri gibi... Böylelikle çocuğunuzun hayal gücünü ve zihinsel gelişimini desteklemiş olursunuz. Oyun sırasında “Kaç kova kumla ayağını tamamen görünmez yapabilirsin?”, “Kum ıslakken mi yoksa kuruyken mi daha ağır?”, “Hangi kova daha çok kum alıyor?” gibi onu düşünmeye sev edecek bazı sorular sorabilirsiniz.
Gözüne kum kaçarsa, bırakın ağlasın
Kumda oynayan çocuğunuzu gözünüzün önünden ayırmayın. Oyun sırasında doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmasına izin vermeyin ve cildi için koruyucu kremler kullanın. Oyun oynadığı yerde onun güvenliğini tehlikeye atacak herhangi bir durumun olmadığından emin olun, örneğin sivri kayalar, çürümüş metal parçaları ya da şiddetli dalgalar gibi... Oyun oynarken arkadaşlarına kum atmaması gerektiğini, bunu yaparsa hem arkadaşının hem de kendisinin zarar görebileceğini ona açıklayın. Gözüne kum kaçarsa onu suyla yıkamaya yönlendirin, çocuğunuz ağlıyorsa onu susturmayın, çünkü ağlamak gözün doğal yöntemlerle temizlenmesini sağlayacaktır. Bu esnada çocuğunuzn eliyle gözünü ovmasını engelleyin, ona gözünü sık aralıklarla kırpmasını söyleyin. Eğer daha ciddi bir durum olduğunu düşünüyorsanız, hemen bir doktora başvurun. |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/8/2008 - Bebeğimin Fiziksel Gelişimi Bebeğinizi Bezden Kurtarmanın 8 Yolu
| | Bebeğinizi Bezden Kurtarmanın 8 Yolu |
Her çocuğun kendine ait bir gelişim çizgisi var. Bebeğin bezden kurtulması da çocuğun gelişim sürecine bağlı olarak değişiyor. Anne ve baba olarak size düşen en büyük görev ise; bu dönemde ona karşı anlayışlı ve sabırlı davranmak. Acele davranmadığınız takdirde onu bezden kurtarmanız zor değil. İşte size bebeğinizin bezden kurtulması için 8 altın anahtar... 1 Baskıdan etkilenmeyin! Anne baba, şu soruyla sık olarak karşılaşıyor: "Çocuğunuzun altını hala bağlıyor musunuz?". Çoğu zaman babaanneler, teyzeler ya da arkadaşlar, "Benim çocuğum daha 1 yaşındayken tuvaletini tek başına yapabiliyordu", diyerek genç annelere fark etmeden baskı yapar. Oysa ki bu baskılardan etkilenen annenin, çocuğa yapacağı zorlamalar olumsuz sonuçlar doğuruyor. Zamanından önce tuvalet eğitimine başlayan çocuk bu alışkanlığı daha zor kazanıyor. 2 Doğru zamanı bekleyin Tuvalet eğitiminin ne zaman başlanacağına dair bir kural yok. Doğru zamanlama, çocuğun hem fiziksel, hem de psikolojik olarak hazır olmasına bağlı. 12. aya kadar hiçbir çocuk mesane ve bağırsaklarını istemli olarak kontrol edemez. 12. - 18. aylarda ise çok azı kontrol edebilir. Birçok çocuk 18. - 24. aylarda tuvalet eğitimi için hazır olabilir. Bazı çocuklar ise 30. aya kadar eğitilemez. Araştırmalar, annesi tarafından sıklıkla ve zorla oturağa oturtulan, gece tuvaletini yapması için uyandırılan çocukların ortalama 28 aylıkken bezi bıraktıklarını gösteriyor. 3 Çocuğunuzu gözlemleyin Çocuğunuzun tuvalet eğitimi için hazır olup olmadığını anlamanız mümkün. İşte bazı kriterler: • Altı gündüzleri 2 saatten daha uzun süre ve uyandığında kuru kalıyorsa. • Bağırsak hareketleri düzenli ve günün belirli saatlerinde gerçekleşiyorsa. • Yüz ifadesi, hareketleri ya da konuşmasıyla, tuvaletinin geldiğini hemen belli ediyorsa. • Basit emirleri yerine getirebiliyorsa. • Kirli bezden rahatsız olup, altının değiştirilmesini istiyorsa. • Oturak ya da tuvaleti kullanma isteği içindeyse. • Külot giymeyi istiyorsa. • Sizin ya da eşinizin ve büyük kardeşlerinin peşi sıra tuvalete giderek, orada ne yaptığınızla ilgileniyorsa tuvalet eğitimine hazır demektir. 4 Sabırlı olun Çocuğun oturağı kullanabilmesi, bağırsaklarını istemli kullandığı anlamına gelmiyor. Zaten çocuk belli bir yaşa gelmeden oturak ve bez ayrımı yapamıyor. Unutmayın ki, çocukların, bezden kurtulabilmek için ilgi, sevgi, sabır ve anlayışa ihtiyaçları var. 5 Seçimi çocuğunuz yapsın Bazı çocuklar tuvalet eğitimine oturakla başlamayı tercih ediyor. Oturağın avantajlarından biri, çocuğun rahatça oturabileceği bir yükseklikte olması ve dolayısıyla düşme tehlikesi taşımaması. Bazı çocuklar da, tıpkı yetişkinler gibi tuvaleti kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda klozet üzerine yerleştirilen küçük plastik kapakları kullanabilirsiniz. 6 Çocuğunuzu fazla giydirmeyin Çocuğun kendi kendine tuvalete gidebilmesi için giysilerinin kolay çıkarılabilir olması gerekiyor. Bahçıvan pantolonlar, çok düğmeli giysiler ve külotlu çoraplar onun tek başına soyunmasını güçleştireceğinden, altına kaçırmasına neden oluyor. 7 Onu anlamaya çalışın Fiziksel özelliklerin yanı sıra çocuğunuzun psikolojik olarak da eğitime hazır olması şart. Çocuğunuz, tuvalet eğitimini kendisi istemeli ve buna uyum göstermeli. Korkar ya da itiraz ederse, tuvalet eğitimi bir süre erteleyin. Ayrıca evdeki stres de tuvalet eğitimini olumsuz etkiliyor. Aşağıdaki durumlarda, tuvalet eğitimini belli bir süre geciktirin. 8 Belli bir düzen kurun Çocuğun tuvaletini yapabilmesi için belli saatler ayarlayın. Örneğin, evden ayrılmadan ya da öğle uykusundan önce tuvaletini yapması konusunda onu alıştırın. Kısa bir süre sonra çocuğunuz hatırlatmanıza gerek kalmadan tuvalet alışkanlığını kazanacak. Ayrıca tuvaletini yapacağı ortamın sessiz olmasına özen gösterin. |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/8/2008 - Aylara Göre Bebek Gelişimi: 12-24 Ay
Aylara Göre Bebek Gelişimi: 12-24 Ay
Neler Yapabilir?
● Parmakla göstererek herşeyi sorar.
● El çırpar, baş baş yapar.
● Çevresinden gelen seslerin kaynağını arar.
● Yardımla ve yardımsız yürür. 15. ayın sonuna doğru çömelip düşmeden kalkabilir.
● Sağ, sol el kullanımı belirgin hale gelir.
● Oyuncakları sepetten çıkarabilir.
● Eliyle veya kaşıkla kendini besler.
● İri legoları birleştirebilir. 2 küpü üst üste koyabilir.
● Çorabını, ayakkabısını çıkarabilir.
Değişiklikler
● 2-8 dişi vardır.
● Artık isteklerini ağlama dışında vücut dilini kullanarak anlatmaya başlar.
● Basit emirleri anlar ve yapar.
● Anneyle oynamayı sever. Kitaplara bakmak, birlikte incelemekten hoşlanır. Bu aktivite kelime sayısını arttırır. 5-15 kelime kullanabilir. 1-2 organını gösterebilir.
● Taklit ederek oyun oynamaya başlar. Bebeğini beslemeye çalışır, saçını tarar, anne gibi toz alır, bebeğine söylenir.
● Başarabildiği şeyler için övülmeyi sever.
● Telefon, kumanda gibi aletlerin ne işe yaradığını iyice kavramıştır.
● Yabancı ve ayrılma korkusu oldukça belirgindir.
Oyunlar
● Sevdiği, tercih ettiği oyunlar vardır. Her aile bireyi ile farklı oyunları ve eğlencesi oluşacaktır.
● Karşılıklı top atarak oynayabilir. Saklanan oyuncakları bulmayı sever.
● Oyuncaklarını atıp sizin bulup vermenizden hoşlanır. Bu oyunu bıkmadan dakikalarca oynar.
● Saklanmayı ve bulunmayı sever.
● Kovalamaca emeklerken de yürürken de en sevdiği oyunlardandır.
Bakım
● Enerji gereksinimi azalacağı için yemek miktarları artmaz, biraz azalabilir.
● Yemek seçmeye başlar. Biberondan ayırma, bardak kullanmayı teşvik etme vakti gelmiştir.
● Dişlerini macun kullanmadan yumuşak fırçayla temizleyin.
● Bu dönemde de televizyondan uzak durun.
● Fiziksel cezalar kullanmayın. Herşeyi anlatarak ikna etmeyi seçin.
● Güvenliği için evi uygun hale getirin. İçebileceği temizlik malzemeleri, ilaçları kilitli yüksek dolaplarda koruyun. Hastane, ambulans, zehir merkezinin numaralarını telefona yakın bir yere kaydedin.
● Mutlaka yaşına uygun araba koltuğuna geçin ve onunla yolculuk edin.
● 15. ayda aşı ve normal kontrol için doktorunuzu ziyaret edin.
http://www.babystar.com.tr/aylara_gore_bebek_gelisimi.aspx
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/7/2008 - Çocuklar İçin D Vitamini
 | | Çocuklar İçin D Vitamini | Bu yazı 1.415 kez okundu. |  | Kemiklerin ve özellikle dişlerin güçlenmesi için D vitamini son derece önemlidir. Vücudun D vitamini gereksinimi, büyük ölçüde güneş tarafından karşılanmaktadır. D vitamini eksikliğinde ise kemikler zayıflar ve raşitizm hastalığı ortaya çıkar. |
| |
D vitamini doğrudan güneş ışığı ile deride sentez edilebilir. Ancak her mevsimde bir bebeğin vücudunda gerektiği kadar D vitamini üretilmesine yetecek kadar güneş ışığı olmayabilir. Güneş ışığının ne kadar D vitamini oluşturacağı, cilt renginin koyuluğu ve güneş ışığı miktarı ile de bağlantılıdır. Ayrıca altı aydan küçük bebeklerin çok fazla güneş ışığına doğrudan mağruz kalmaları cilt kanserine de yol açabilmektedir. Dolayısıyla yeterli güneş görmedikleri için kendi D vitaminlerini yapamayan bebeklere dışarıdan ek D vitamini verilmektedir. D vitamini, yaşamın ilk iki ayından itibaren ağız yolu ile doktorların önerdiği miktarlarda çocuklara verilmelidir. Özellikle prematüre bebekler ve sık doğum yapan kadınların bebekleri, yetersiz D vitamini depoları ile doğduğundan D vitamini gereksinimleri fazladır. Anne bebeğini emzirirken yeterli D vitamini veya güneş ışını almalıdır, böylece sütünden bebeğine D vitamininin geçişini de sağlayabilir. D Vitamini Faydaları:
Kemik ve diş yapısının oluşumuna katkı sağlar.
Kemikten kana kalsiyum geçişini artırır.
Barsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini artırır.
İdrarla kalsiyum ve fosforun atılımını azaltır.
Sinir sistemi, kalp ve kanın pıhtılaşma mekanizmasına etkileri vardır. D vitamini doğal besinlerle de alınabilir. Bitkilerde D vitamini pek bulunmaz. Hayvansal ürünlerden; yumurta sarısı, süt, tereyağı, balık, karaciğer, peynir başlıca D vitamini kaynağıdır. Hayvansal ürünlerin D vitamini açısından zenginliği hayvanın ne denli güneş ışınlarına maruz kaldığına göre değişmektedir. Güneş görmeyen ve kapalı mekanlarda yetiştirilen hayvanların ürünleri D vitamini yönünden fakir kalmaktadır. D Vitamini Eksikliği:
Çocuklarda Raşitizm denen hastalığa yol açar.
Kaslarda gevşeklik ve güçsüzlük başlar.
Baş bölgesinde aşırı terleme
Ayakta dikilmekte zorlanırlar.
Bacak kemikleri çarpık olarak gelişir.
Huzursuzluk kendini gösterir.
İştahsızlığa neden olur.
Deri soluk ve kansız gözükür.
Kaka yapmakta problemler yaşanır.
Kafa kemiklerinde yumuşama ve eğrilme gözlenir.
Kaburgalarda yuvarlak çıkıntılar belirir.
Vücuttaki kemiklerde deformasyon ortaya çıkar.
Dişler geç çıkar, gelişemez ve şekil bozuklukları olur.
Adale kasılmaları yaşanır.
Düztabanlık görülür.
Görme ve duyma bozulur. D vitamini eksikliğine bağlı oluşan raşitizimde vücuttaki birçok sistem etkilenir. Raşitizm, bir kemik hastalığıdır ve çoğunlukla yeteri kadar güneş görmeyen, sıhhi olmayan, rutubetli, karanlık ve basık tavanlı evlerde yaşayan, yeteri kadar süt içmeyen ve haddinden fazla miktarda unlu gıdalarla beslenen çocuklarda görülür. Hastalık genellikle 2 yaşında ortaya çıkar. En erken ortaya çıkan bulgulardan biri, kafatası kemiklerinde genel bir yumuşama olmasıdır. Bıngıldağın boyutu büyüktür ve kapanması iki yaş sonrasına kadar uzar. Bu da kafada kalıcı şekil bozukluklarına yol açabilir. Çocuğun dişleri zamanında çıkamaz ve çıktığında ise çok çabuk çürür. Bacaklar hızlı büyüdüğünden kemiklerde şekil bozuklukları ve kaslarda zayıflık ortaya çıkar ve çocuğun yürümesi ve ayakta durması zorlaşır. D vitamini eksikliğinde bir çok problem yaşandığı gibi, bu vitaminin fazlalığında da çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Kanda kalsiyum değeri arttığından bulantı ve kusma, iştahta azalma, idrara sık çıkma, susuzluk hissi, ishal gibi etkiler gözlenebilir. |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/12/2007 - 6.AY DÖNÜM NOKTALARI
6.AY DÖNÜM NOKTALARI SOSYAL FİZİKSEL ZİHİNSEL • Memnuniyet ve sıkıntısını seslerle ifade eder: "ga-ga, gu-gu" sesleri çıkartır ve güler. • Yabancılardan rahatsız olur. • Müzik sesi duyduğunda ağlamasını keser. • Kendi ismi söylendiğinde tepki verir. • Karnının üzerinde bacaklarını hareket ettirerek emeklemeye çalışır. • Kafasını serbestçe hareket ettirir. • Vücudunu her yöne hareket ettirir. • Destekli oturabilir. • Parmaklarıyla kendi yemeğini yemek hoşuna gider. • Damak tadı gelişir. • Yemekle oyun oynar. • İlk dişi patlayabilir. • Bir bardağı iki eliyle tutabilir. • Sırtüstü yatıştan yana dönerken oturur konuma geçebilir. • Ruh halinde ani değişimler olabilir. Memnuniyet, mutsuzluk,öfke gibi duygular arasında gider gelir. • Nesneleri uzun süre inceler. • Bazı sessiz harfleri söylemeye başlar: (f,v,s,z,m,n gibi) • Nesneleri ters çevirerek bakıp farklı şeyler görmekten hoşlanır. • İki nesneyi birbiriyle kıyaslayabilir.
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/9/2007 - Bebeğinizin Zeki Olması İçin
|
 |
| Bebeğinizin Zeki Olması İçin |
|
 |
|
Zekayı sadece genetik unsurlara bağlamamak gerekir. Kalıtımla birlikte gelen genetik unsurların yanısıra; hamilelik döneminde bebeğe müzik dinletmek, yeteri kadar kilo almak, düzenli beslenmek ve spor yapmak gibi bebeğin gelişimini de etkileyen bir çok unsur vardır. Bebek bu pek çok unsurun tesiri sonucunda dünyaya belli bir potansiyelle gelir. | |
|
|
Hamilelik döneminde bebek için iyi bir başlangıç yapmak ve bütün dönem boyunca onların ruhsal ve zihinsel gelişimi için şunlar yapılabilir:
Bebeği Kabullenin Anne ilk aydan itibaren bebeği kabullenmeli, anneliğe hazırlanmalı, onu fark etmeli ve sevmelidir.
Çok Fazla Kilo Almayın Alınan kilo miktarı bebeğin ağırlığını, dolayısıyla da beynin büyüklüğünü ve zekâsını etkilediğinden, doktorlar vücut ağırlığının % 20’si kadar kilo alınmasının yeterli olduğunu söylemektedirler.
Dikkatli Beslenin Hamilelikte beslenme zekâ gelişimindeki en önemli unsurdur. Özellikle sinirsel gelişimde önemli bir rol oynadığından annelerin düzenli ve çeşitli yiyecek gruplarından beslenmeleri gerekmektedir.
Hareket Edin Hamilelik sırasında düzenli egzersiz yaparak vücuttaki oksijen akışı hızlandırılmalıdır.
Tiroide Dikkat Yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, saç dökülmesi ve üşüme gibi şikâyetler varsa tiroit bezi kontrolü yapılmalıdır.
Dişleri Kontolden Geçirin Hamilelik döneminde diş rahatsızlığı geçiren anneler prematüre ya da düşük kilolu bebek dünyaya getirme riski taşıdıklarından ve prematüre doğan bebeklerde öğrenme ve gelişim safhalarında güçlük çektiğinden arada bir diş hekimine gidilmelidir.
Demir Alın Demir alımı bebeğin entellektüel potansiyelini artırdığından ve hamilelik döneminde yeterli demir alımı asla gıdalarla sağlanamadığından her gün demir içeren tabletlerden içilmesi gerekmektedir.
Mutlu Olun Bebeğin algıları henüz doğmadan önce başar ve dolayısıyla kendini iyi hisseden bir annenin karnındaki bebekte mutlu olur.
Bebeği Emzirin Anne sütünün içeriği sabit değildir ve bebeğin yaşına en uygun olan özellikleri içerir. Prematüre bebeğin annesinin sütü prematüre bebeğe, 1 aylık bebeğin anne sütü 1 aylık bebeğe, 3 aylık bebeğin anne sütü 3 aylık bebeğe uygundur. Dolayısıyla, bebekliğinde emzirilen çocukların zekâ seviyeleri hazır mamayla beslenenlere göre daha fazladır.
Depresyondan Uzak Durun Çocukların özellikle dil gelişiminde ve öğrenme kabiliyetinde zayıflık görüldüğünden, hamilelikte olduğu kadar doğumdan sonra da depresyondan uzak durmak gerekmektedir.
İletişim Kurun Yapılan araştırmalar bebeğin ana dilini anne rahminde öğrendiğini ve anne sesini çok çabuk algıladığını göstermektedir. 2. aydan sonra bebekle konuşmak ve ona dokunmak iletişim kurmanın başlangıcıdır. 4. ayla birlikte ona bir birey gibi davranılmalıdır.
Müzik Dinletin Bebeği anne karnında eğitmenin yollarının başında müzik dinletmek gelir ve doğru müzik seçildiğinde daha çabuk geliştikleri bilinmektedir. | | ewybabyden alıntı
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/9/2007 - 4- 6 ay bebek gelişimi
|
 |
| 4-6 Ay Bebek Gelişimi |
| evybaby den alıntıdır |
 |
|
Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 4-6 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar? | |
|
|
4 Aylık Bebekler :
Yakınındaki nesneleri yakalayabilir.
Uzaktaki nesneleri yakalayabilmek için hamleler yapar.
Avucuna konan objeyi tutabilir.
Dönebilir.
Destekle oturabilir, başını dik tutabilir.
Dudaklarını şapırdatabilir, sarkıtarak somurtma ifadesi takınabilir.
Aynadaki görüntüsüne güler.
Sese doğru döner.
Evdeki farklı kişileri tanır. Onunla ilgilenildiğinde sıcak ve sesli gülümsemeleri vardır.
Oyunlardan, oyuncaklardan hoşlanır.
Gece boyu uyuyabilir, bezini değiştirmek gerekmez.
Görmesi tamamlanır, herşeyi renkleriyle görür. Farklı uzaklıklara gözünü odaklayabilir.
Kendisiyle ilgilenilmesinden hoşlanır.
Farklı seslerle ilgilenir, kendi çıkardığı sesleri dinler.
Elleri ile yapmak istediği şeyi yapmayı öğrenir.
Kendi kendine konuşması artar.
Müzikten hoşlanır.
Yabancılamaz.
5 Aylık Bebekler :
Uzaktaki nesneleri yakalayabilir.
Eline verilen nesnelerle oynar.
Yüzüstü yatarken sırtüstüne dönebilir.
İnsan sesine tepki verir, konuşana döner. Annesinin sesini duyunca ağlamayı keser.
İlgilenildiğinde gülümser ve konuşur.
Pek çok farklı ses çıkarır. Bunların bir kısmı kendine özgü, diğerleri duyduklarını taklittir.
Gördüğü hareketleri taklit edebilir.
Elinden oyuncağı alındığında itiraz edebilir.
Herşeye dokunmak, tutmak, tatmak ister.
Elindeki objeyi diğer eline geçirebilir.
Emekleme benzeri hareketler başlar.
Yatağında bir baştan diğer başa gidebilir.
Yabancılama başlar.
İsmi söylendiğinde bakar.
Kendisiyle konuşulduğunda ağlamayı keser.
Yüksek sesle güler.
Annesini veya süt şişesini görünce heyecan sesleri çıkartır.
Anne ve babasının ağız hareketlerini izler.
Çevreden gelen seslere ilgisi artar.
6 Aylık Bebekler :
Her yöne dönebilir, başını bağımsız istediği gibi çevirebilir.
Agu veya benzeri sesli sessiz kombinasyonları çıkartabilir.
Karnı yerden tam kalkmadan emekler, dönmekten keyif alır.
Dik tutulduğunda bacakları üzerine bir miktar ağırlık verebilir.
Oturabilir, ancak henüz kendi oturma pozisyonuna gelemez.
Oturur durumdan ayakta durma durumuna doğru kendini çekebilir.
Objeyi bir elinden diğerine çok rahatlıkla geçirir.
Ses çıkarabildiği objeleri sallamaktan hoşlanır. Çıkarabildiği sesleri başkalarıyla paylaşmak ister.
Düşürdüğü oyuncağın kendine geri gelmesini ister.
Yüzünüzle oynamaktan, saç çekmekten hoşlanır.
Elleriyle kendini beslemeye çalışır.
İstediğine ulaşmak için plan yapmaya başlar.
Henüz konuşamasa bile, anne, biberon, araba gibi önemli sözcükleri tanır.
Mutluluğu, sevgisini, korkusunu, sabırsızlığını, heyecanını ve pek çok duyguyu ifade edebilir. | |
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|