24/2/2009 - İnadını yenmenin yolları
İnadını yenmenin yolları Çocukların duygularını anlayamamanın ilişki içerisinde huzursuzluğa ve inatlaşmaya varacağı belirtiliyor. VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü’nden Pedagog Güzide Soyak, çocukların duygularını anlayamamanın ilişki içerisinde huzursuzluğa ve inatlaşmaya varacağını söylüyor. Çocukların inatlaşırken sergilediği hareketler yaş dönemlerine göre farklılık gösteriyor. Pedagog Güzide Soyak, tavırları ve yapılması gerekenleri şöyle anlatıyor: 1 yaş dönemi: Bu dönem sonuna doğru çocuklar yürümeye başlar. Yürümek ve bedenine hakim olabilmek keyif verir. Dokunarak ve çeşitli deneyimlerle öğrenmesi hızla ilerler. Bu döneme kadar yetişkinlerine bağımlı olan bebek bağımsız olmanın hazzına varır. Her deneyim yeni bir öğrenmedir. Bir çok öğrenme deneyimi içerisinde riskleri de barındırır. Ebeveynlerin kaygılı yapıda olması, farklı tutumlar sergilemeleri çocuğun karışık olan kafasını daha çok karıştırır. Tehlikeli girişimlerde onun yaşamasını beklediğimiz kaygıyı onun yerine yaşayarak duygumuzu, tutumumuzu dayatmış oluruz. Onun duygusunu anlayamamak ilişki içerisinde önce huzursuzluklara daha sonra inatlaşmalara varır. Uyku saatlerinde direnmek, yemek yeme alışkanlıklarına itiraz etmek, bilinen ve kabul edildiği düşünülen temel alışkanlıklara itirazlar artar. Bu dönem içinde öncelikle sorunun ne olduğu, değişen bir ihtiyaç mı, yoksa sınırları zorlamak mı olduğu dikkatle takip edilmeli. Çocukların istekleri de farklılık taşıyabilir. İstediği bir oyuncak için ağlarken, oyuncağa kavuştuğunda istemediğini söyleyebilir. İletişim kurarken önce duygusunu anlamaya ve paylaşmaya çalışın. Kararları her zaman tek taraf vermemeli. Bütünüyle neden olmayacağı anlatılmalı. İletişim kurarken kısa ve açık ifadeler kullanın. Unutmamamız gereken en önemli detay bu bir savaş değildir. Çocuğun yardıma ihtiyacı vardır. Duygusal gelişimi içerisinde zorluklarla baş etmeyi öğrenerek biçimlenir ve yoğrulur. 2 yaş dönemi: Bu dönem itibariyle çocuk yeni ve zor bir döneme adım atmaya başlar. Benmerkezcidir ve herşey onun istediği gibi olsun ister. Davranışları olgun değildir. Israrcı olmamak bu dönemde yapılması gereken en iyi tutumdur. Kendi yapabileceklerinin sınırları arttıkça, ısrarlar da artar. Öğrenme deneyimleriyle başarılı ya da başarısız olduğu alanların farkına varır. Kabul ettiremediği durumlarda çatışma yaşanmaya başlar. Başarısızlık duygusu yaşar. Becerikli olmayı her çocuk ister. Bireysel becerileri geliştikçe sınır denemeleri artabilir. Olumsuz istekler bile olsa çocukların kendileri ile ilgili kavramlarının oluşabilmesi için denemelerine izin verebiliriz. Davranışların sıklığı ve görülme süresine dikkat edilmesi gerekir. Çocuğun inatlaştığı konu sıkıntısını açıklamaya yetmeyebilir. Yemek için inatlaşan bir çocuk, yenidoğan kardaşi ile ilgili hiçbir duygusunu yansıtmıyor olabilir. İnatlaşılan davranışa değil, bütün yaşamı içindeki faktörlere bakarak çözümler aramak gerekir. İnatlaşılan konuda başarılı olan taraf değil, ortak bir karar verilmeye çalışılmalı. 4 yaş dönemi: Çocuğun sosyal sınırları kavradığı, birlikte yaşamanın kurallarını öğrendiği bir dönemdir. Bilinçli aileler bile bir problemin normal olup olmadığına ya da ne zaman geçmesi gerektiğine karar vermekte zorluk çekebilirler. Bu dönemde kazanılmış becerilerin geri dönmesi (alt ıslatma zamanına uyum) sıkça görülür. Anne ve babalar çocuğun bunları bilinçli yaptığını düşünüp, sorunu görmek istemeyebilir. Ceza vermek, azarlama, kolay ve ilişkilerini bozan tutumlardır. Soruna sadece alt ıslatma olarak bakmak ve bunu çözmeye çalışmak başarısızlığı getirir. Çocuğun ne yaşadığını, ilişkilerinin kalitesini, yaşantılarında değişen unsurları gözden geçirmek faydalı olur.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/12/2008 - Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir?
Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir? Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir.
Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir. Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı ve artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir. Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini , onun kendileri için hala özel ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir. Doğum Öncesi Önlemler - Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini hissedebilmesi gerekiyor. - Bebek dünyaya gelmeden önce çocuğunuzu dünyanın merkezi haline getirmemek, ona bağımlı yaşamamak , her zaman varlığınıza alıştırmamaktır. Her istediğinin yapılmaması önemlidir. “Sen benim için önemlisin, ama bazen sana sınır koymalıyım, bunun sana olan sevgimle bir ilgisi yok” mesajını verecek davranışları kardeş dünyaya gelmeden önce öğretmelisiniz. 3 yaş öncesindeki bir çocuk için bu söylediklerim geçerli değildir. Çünkü bu yaş çocuğu bu bilgileri almak için yeterli zihinsel beceri ve davranışsal kontrolüne henüz sahip değildir. - 3 yaş sonrasında olan bir çocuk bebek dünyaya gelmeden önce anaokuluna gönderilebilir. ( yarım gün ya da tam gün ) - 3 yaş öncesi bir çocuk için yapılması gereken davranış onu çok sevdiğinizi davranışlarınızla hissettirmek , inatlaşmaları ile onunla çok fazla mücadeleye girmeden ona uyumlu davranmaktır. - Anne karnı belirginleştikten sonra bebeği sevme çalışmaları yapmak, bu çalışmaları yaparken onu fiziksel olarak yakınınızda tutmak ve ona dokunmaktır. Kardeşin ne demek olduğu ile ilgili bilgileri ona anlatmalı ve duygusal olarak aralarında bir bağın oluşmasını sağlamanız gerekmektedir. - Kardeşi doğmadan önce fazlası ile onun dikkatini çekebileceği düzeyde alışveriş yapmaya özen göstermeniz gerekmektedir. - Kardeşi doğmadan önce yatağını ve odasını çoktan ayırmış olmanız gerekmektedir. - Eşler arasında doğum sonrasında aileyi nelerin beklediği, herkesin görevinin neler olduğu, bu dönemde eşlerin birbirinden neler istediğinin paylaşılması gereklidir. Bu ileride doğacak sorunların şimdiden kontrol altına alınmasını sağlayacaktır. Doğum Sonrası Önlemler - Doğum zamanı yaklaştıkça annenin artan yorgunluğu ve endişesinin çocuğa hissettirilmemesi önemlidir. Tüm bunların gelecek olan kardeşten kaynaklandığı düşüncesine yol açabileceğinden bu dönemde her şeyin normal olduğunun gösterilmesi gerekmektedir. - Koşuşturmalar ve yaşamda yapılacak değişimler ( odaların hazırlanması, eşyaların yerlerinin değiştirilmesi, eve yeni gelecek misafirler, hastanenin seçilmesi, hastaneye gidiş gibi ) çocukta gerginlik yaratabilir. - Doğum esnasında hastane içinde değil de hastane bahçesinde güvendiği bir kişi ile birlikte olması ( tercihen baba ) kardeşi ile ilgili duygularının alınması , gelebilecek sorularına cevaplar verilmesi ve varsa endişelerinin giderilmesi gerekmektedir. - Doğum sonrasında anne rahatladıktan sonra anne ile görüşmenin sağlanması yararlı olacaktır. ( bu sürenin çok uzun tutulmaması ve gerekli açıklamanın yapılması gerekmektedir.) - Kardeşi ile ilk karşılaştırılma anında bebeğin kendi yatağında olması onu biraz da olsa rahatlatacaktır. - Kardeşten gelen güzel bir merhaba hediyesi ilk karşılaşmanın mükemmel geçmesini sağlayacaktır. - Hastane odasının çok kalabalık olmaması, çocuğun tanımadığı kişilerin mümkün olduğunca içeride bulunmamasına dikkat edilmesi gerekmektedir. - Anne bebeği emzirme aşamasına geldiğinde bir kolunda bebeğin, aynı yakınlıkta da onun olmasına özen göstermelidir.Bir taraftan emzirme gerçekleşirken diğer taraftan da onunla sohbet edilmesi onu mutlu edecektir. - Eve gelindiğinde bebeğin ve onun odasındaki yeni eşyaların, hediyelerin yerleştirilmesi çalışmalarını birlikte yapabilirsiniz. - Anne bebekle ilgilenirken baba eskiden olduğu gibi oyun alanında birlikte oyunlar oynamalıdır. Emzirme bittikten sonra görev değişimi yapılmalı , anne ile birlikte yapılan eğlenceli aktivitelerle aslında hiçbir şeyin değişmediği ona hissettirilmelidir. - Uykuya geçiş aşamasında doğum öncesinde planlanan görev dağılımına göre hareket etmek gerekmektedir. - Bebekler sevilirken ister istemez sevimli kelimeler kullanıp kendimizden geçebiliyoruz, bunu sizin ve diğer gelen misafirlerin yapmamasına, aşırı sevgi gösterilerinin olmamasına özen göstermelisiniz. - Bebekle ilgili kızgınlık içeren uyarılarda bulunulmaması gerekmektedir. Çıkardığı bir yüksek sesten dolayı kızılmamalı, kardeşine dokunmak istediğinde sizin kontrolünüzde dokunmasına izin verilmelidir. Bu dokunmaların gizli ve şiddetli olmaması için gözlerinizi iyi açmalısınız. Her an bir tehlike gelebilir. Böyle bir sahne ile karşılaşılırsa tepkisel olmamaya özen gösterilmelidir. - Kardeşler arasında asla bir kıyaslama yapılmamalıdır. Her çocuk ayrı gelişim hızına, yetenek ve beceriye sahiptir.Bir çocuğunuz girişken ve konuşkan olabilirken diğer çocuğunuz daha sakin olabilir. - Kardeşin bakımı ile ilgili sorumluluk alması sağlanabilir. Eğer verilen sorumluluğu istemiyor ise bir zorlama yapılmamalıdır. - Kendi odası, oyuncakları, kitapları ona özeldir, paylaşmak istemiyorsa zorlama yapılmamalıdır. 3 yaş sonrasındaki bir çocuk için kardeşi ile paylaşmayı kabul ettiği oyuncaklar için odasında farklı bir yer belirlemesi istenebilir. - Kardeşler kaç yaşında olursa olsun aralarında çıkar her sorunda müdahaleci olmamalı, eğer müdahale edilmesi gerekiyorsa da haklı ya da haksız olarak ayırım yapmamalısınız. Tartışma konusunu her iki taraftan da dinledikten sonra çözüm içeren davranışı sunup birbirleri ile barışmalarını sağlayabilirsiniz. Böylece taraf olmaktan çıkmış olursunuz. İki kardeş arasında öfke , kırgınlık duyguları oluşabilir. Önemli olan aile içindeki her üyenin birbirine sıkı bir sevgi bağı ile bağlanmasıdır. Her neye kızılmış olursa olunsun sonunda o benim kardeşim diyebilecektir. PSİKOLOG EDA GÖKDUMAN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/11/2008 - Anne Baba Ve Bebek İlişkisinin Temelleri
Anne Baba Ve Bebek İlişkisinin Temelleri
Anne ve baba adayı birlikte bir çocuk sahibi olma isteğini taşımaya başladığı andan itibaren doğacak bebekleri ile ilişkileri başlar. Bu ilişki doğal olarak somut değil, anne ve babanın zihninde, belki bir hayalin belki de bir rüyanın içindedir. Ve böylece, henüz fiziksel olarak doğmamış bebek, anne ve babasının zihninde onlarla ilk karşılaşmasını yapar. Hamileliğin başlamasıyla ve bu dönem boyunca bebekle ile ilgili duygular daha da yoğunlaşmaya başlar. Kaygılar artabilir, özellikle bebeğin sağlığı ile ilgili. Aynı zamanda merak başlar “Nasıl bir bebek olacak?, Kime benzeyecek? Cinsiyeti ne olacak” gibi. Bu süreçte, ailenin zihni bebekle ilgili meşgulken bir yandan da anne ve babalığa ruhsal bir hazırlık başlar, hatta belki de farkında olmadan çok önceden başlamıştır. Nasıl bebekle ilgili meraklar ve sorular varsa anne ve baba kendine de yönelik benzer sorular sorabilir. “Nasıl bir anne olacağım?” “İyi bir anne veya baba olabilecek miyim?” “Bebeğime iyi bakabilecek miyim?” gibi. Anne ve baba adayının bebeği ve kendi anne babalığı ile ilgili hayaller kurması, sorular sorması, tasarımlar yapması bebekleri ile duygusal bağlar kurmaya başladığının işaretleridir. Bu ilişki için çok olumlu bir başlangıçtır. Bu bağ anne baba ve bebek ilişkisinin temellerini oluşturur. Hamilelik sürecinde anne ve babalar bu ve benzeri düşünceler, duygular içindeyken bebekte yeni çıkacağı dünyaya anne karnında hazırlıklar yapar. Orada güçlenir, büyür ve yavaş yavaş anne babasına varlığını gösteren tepkiler verir, yani o da artık yoğun bir şekilde anne ve babasıyla ilişki içindedir, henüz birbirlerini görmeseler de! Bu dönemde özellikle annenin iyi bir desteğe ihtiyacı vardır. Duygusal olarak, başlıca eşinden alacağı bu destekle daha huzurlu ve rahat bir hamilelik geçirebilir. Baba adayının eşine duygusal desteği, aynı zamanda bebeği ile ilişkisinin ve babalık hazırlıklarının başlangıcı olabilir. Anne baba ve bebekte yaşanan tüm bu süreçler, anne baba ve bebeğin duygusal ilişkisinin doğumdan çok daha önce anne ve babanın zihninde başladığını gösterir. Bu süreç doğum sonrası ilişkiye de önemli bir hazırlıktır. F. Göver Kazancıoğlu Nisan Psikolojik Danışmanlık Merkezi Uzm.Danışman Psikolog
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/10/2008 - Çocuğun Anneden İlk Ayrılığı
Çocuğun Anneden İlk Ayrılığı
Anaokuluna başlayan çocuk ilk kez annesinden ayrılır, farklı insanların arasına girer. Çoğu zaman sancılı geçen okula alışma sürecini başarıyla atlatmada en büyük rol anne-babaya düşer. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Çocuk, Ergen ve Yetişkin Psiyatristi Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, bu süreçte çocuğun yaşadığı duygusal değişimleri ve dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. • Anaokuluna başlama sürecinde çocuklar nasıl bir duygusal değişim yaşar? Anaokulu eğitimin başladığı kurumdur. Eğitim ise anaokulu öncesinde anne tarafından verilmeye başlanmıştır. Tanım olarak tutum ve davranış değiştirme olarak kabul edilen eğitim süreci bir anlamda doğum ile başlamıştır. Uyku beslenme saatlerinin düzenlenmesi ilk eğitim örnekleri olarak görülebilinir. Annenin tek başına ve aile içinde verdiği bu eğitim anaokulu dönemi öncesine kadar sürer. Kabaca artık kendi ihtiyaçlarını karşılar olgunluğa eren çocuk toplumsal ortamlara açılmaya başlayacağı (kabaca 3 yaş) olgunluğa erdiği zaman anaokulu zamanı da gelmiş sayılır. Ev dışında her türlü ortam yabancıdır, bilinmez içerir dayanılmaz cazibesi ile birlikte ürkütücü özellikler de içerir. İnsanlığın en temel çatışmalarından biri olan yakınlaşma-uzaklaşma çatışmasın bir biçimde çocuk hisseder: Bir yandan dış ortamın çekiciliği bir yandan ürkütücülüğü. Çocuk çelişkili duygular içindedir. Bir bölümü bu duyguları açık, uzun ve yoğun olarak yaşar ve sergilerken bir kısmı da daha örtülü, kısa süreli ve hatta düşük yoğunlukta yaşar. • Çocukta ne gibi tepkiler görülür? Biraz önce tanımlanmaya çalışılan duyguların şiddeti çocuğun sergileyeceği tepkilerin biçimlenmesinde önemli rol oynar. Temel güven duygu sorunu yaşamamış, annesi ile uyumlu ve dengeli ilişki yaşamış, sağlıklı ve güvenli bağlanma geliştirmiş çocuk göze çarpan bir tepki sergilemez, yumuşak bir geçişle bu yeni eğitim ortamına uyum yapar. İlişkilerinde zorluklar barındıran ve tereddütler yaşayan çocuğun tepkileri ise alevli ve şiddetli olabilir. Öncelikle anneden ayrılmayı reddetme ve anaokuluna başlamasında ısrar edilmesinde de tepkilerin artarak şiddetlenmesi ortaya çıkan ilk belirtilerdir. Durumda duruma farklılık görünmesine karşın tepkiler farklı biçim ve şiddet ile ortaya çıkarlar: Sabah okul zamanı ile başlayan karın ağrıları, ağlamalar, hareketlerde yavaşlama, isteksiz ve olumsuz cevaplar, kısaca çocuk baştan aşağıya olumsuz ve her şeyi reddeden bir tutum içindedir. Okul sözünden vazgeçildiğinin ilan edilmesi ile tüm belirtiler çok hızlı bir biçimde söner, bir süre önce sergilenen alevli tablonun yerini tam bir sükunet alır. • Bu dönemde çocuğa yaklaşım nasıl olmalıdır? Çocuğun okul reddine yönelten bilinen bir neden varsa bunun hızlı bir biçimde ortadan kaldırılması gerekir. Öncelikle öğretmen ve okul yöneticileri ile işbirliği içinde olunmalıdır. Anneden ayrılmanın yarattığı ayrılık gerginliğinin basit bir durum olarak, hor görülen bir biçimde ele alınması uygun değildir. Ciddi bir kaygı söz konusudur. Çocuğun güven duygusunun yeniden kazanılması gerekir. Annenin belirli bir biçimde okul içinde veya çevresinde onu terk etmeden beklediğini sergilemesi uygun olur. Bu süreç tam güven kurulduktan sonra tamamlanır. Ne zaman sonlanacağı tam olarak kestirilemez. Çocuk anneye ayrılabilme işaretini verir. • Okula gitmesi için zorlamak ne gibi sonuçlara yol açar? Okula gitmekten vazgeçilmesi uygun değildir. Bir sonraki dönemde de çocuğun benzer tutum sergileme olasılığı yüksektir. Okula gitmenin gerekli olduğu aile içinde ortak bir değerlendirme ile alınmış kesin bir karar olarak çocuğa sunulmalıdır. Bu tutum hiçbir başka koşul ile bağlanmamalıdır.. • Çocuğun bu süreci kolaylıkla atlatması için anne ile babaya düşen görevler nelerdir? Diğer birçok durumda olduğu gibi öncelik sevgidedir. Bu durum ve sergilenen tutumlar sevgi ile aşılacaktır. Sevgi göstermek ancak bunu sergilerken de ılımlı olmak gerekir. O güne değin anababa tutumu olarak sergilenmemiş davranışlardan uzak durulmalıdır. Okula gitmenin çocuğa yeni ve değişik bir edinim ortaya çıkarmasına izin verilmemelidir. Okula gitme hiçbir zaman pazarlık konusu olmamalıdır. • Hangi durumlarda bir uzmana başvurmak gerekir? Okula gitmeyi reddetme kabaca 2 hafta ya da daha fazla sürerse, red ile birlikte ortaya çıkan diğer yakınmalar başka zamanlarda da sürerse, günlük etkinliklerde aksamalar ya da zorlanmalar ortaya çıkarsa bir uzmandan yardım alma zamanının geldiği düşünülmeli. • Anaokul eğitimi çocuklara ne kazandırır? Mutlaka göndermek gerekir mi? Anneden sonra görülen ilk eğitim kabaca anaokulu eğitimidir. Sosyal ortamda, yabancılar arasında, aile dışında alınan bu eğitimin özellikle çocuğun toplumsal uyum ve gelişmesi için çok önemlidir. Bu özellikleri nedeniyle vazgeçilmezdir. Eğitimin insan yaşamındaki değer ve önemi göz önüne alınırsa her koşulda eğitim olanaklarına ulaşması için her türlü girişim sergilenmelidir. Eğitim hiç kimseye zararlı etkide bulunmamış, bilakis olumlu özellikler kazanılmasına yol açmıştır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/8/2008 - Bebeğinizle sorunsuz yaşamanın 8 sihirli yolu
| Bebeğinizle sorunsuz yaşamanın 8 sihirli yolu |
Evet, annelik zor bir sanat! Hele yeni bir anne için bebeğiyle birlikte geçirdiği ilk dönemler mutluluk kadar zorlukları da beraberinde getiriyor. Bebekle ortak yaşamı olabildiğince sıkıntısız ve rahat geçirebilmek, bazı püf noktalarıyla sizin elinizde... 9 pratik öneriyle bebekli yaşam sizin için artık daha kolay!
Anne olduğunuz andan itibaren sizi zorlu ama keyifli bir maraton bekliyor. Bebeğin uykusu, beslenmesi ve eğitimi tüm dünyanızı dolduran rutin bir görev haline geliyor. Zaman zaman zorlanmanız son derece normal. Gece uykularının bölünerek bebeğin beslenmesi, temizliğinin yapılması, her türlü problemini çözmeye çalışmak sizi kimi zaman çok zor durumda bırakabilir. Ama bütün bunların kısa bir süre için geçerli olduğu ve günler geçtikçe her şeyin düzeleceğini sakın aklınızdan çıkarmayın. İşte sizlere bu en zor ama en tatlı günlerinizde hem bebeğiniz hem de kendiniz için hayatı kolaylaştırmak için birkaç tavsiye...
• Bebeğinizi beslerken Bebekler için özellikle ilk aylardaki beslenme çok önemli. Bu nedenle bir beslenme düzeni oluşturmanız gerekiyor. Bebeğinizin ne zaman acıkacağı belli olmadığı için her zaman biberon, mama gibi gereçleri hazırda bulundurun. Gece beslenmelerinde ise, rahatça oturabileceğiniz bir koltuğu tercih ederseniz hem siz hem de bebeğiniz yarar görecektir. Aklınızda olsun!
• Bebeğinizi uyuturken
Genelde bebeklerin uyku saatlerinin belli bir düzeni oluyor. Ancak bu kural bütün bebekler için geçerli değil! Böyle zamanlarda öncelikle bebeğinizin aç olup olmadığını ve altının temiz olduğunu kontrol etmenizde yarar var. . Daha sonra sessiz ve çok fazla ışık olmayan bir odada bebeğinizi uyutmaya çalışın. Bebeğinizi uyuturken ona ninni söylemek ya da onu okşamak hem bebeğinizi hem de sizi rahatlatıyor.
• Bebeğinizin banyo zamanı
Banyo yapmak, kimi bebekler ve çocuklar için eğlenceli bir oyun saati gibi kabul edilirken, kimileri için ise adeta bir kabus! Siz bir anne olarak, çocuğunuz için banyoda geçirilen dakikaları zevkli bir oyuna dönüştürebilirsiniz. Bunun için çocuğunuza banyo yaptırırken onun sevdiği, suda yüzebilecek oyuncaklarını yanınıza alın. Güzel kokulu sabunlar, göz yakmayan şampuanlar ve köpükler çocuğunuz için ayrı bir eğlence. Banyo yaparken şarkı söylemek ve suyla küçük şakalar yapmak da çocuğunuzu eğlendiriyor.
• Dışarıya çıkarken
İster günlük alışverişler için olsun, ister uzun süreli bir seyahat için olsun bebeklerle ve çocuklarla dışarı çıkmak her zaman zor. Kalabalık içinde kaybolma tehlikesinin yanı sıra, çocuklar bir süre sonra sokakta dolaşmaktan sıkılabilir. Böyle durumlar için çocuğunuzun sevdiği bir oyuncağı yanınıza alın. Ayrıca çocuğunuz acıktığında ya da susadığında tedbirli olmak için su ve bisküvi gibi ihtiyaçları da çantanızdan eksik etmeyin.
• Oyun için hazırlanın
Her yaştaki çocuk için oyun ayrı bir önem taşıyor. Bebekler daha çok değişik sesler çıkaran, yumuşak oyuncaklardan hoşlanırken, yaşları büyüdükçe oyun ihtiyacı ikinci bir kişinin katılmasıyla renkleniyor. Çocuğunuzla birçok şeyi paylaştığınız gibi oyun saatlerinde de fırsat buldukça onun yanında olmalısınız. Çocukla geçirilecek uzun saatlere gerek yok. Dolu dolu birkaç dakika bile onu mutlu etmek için yeterli. Seçeceğiniz oyunların, eğlendirici olduğu kadar eğitici olmasına da dikkat edin.
• Neler yapabilirsiniz...
Özellikle yürüme çağlarında çocuklar çok hareketli olurlar ve oyuna daha çok ihtiyaç duyarlar.
- Emekleyerek sizden kaçan bebeğinizin arkasından giderek onu yakalamaya çalışarak eğlendirebilirsiniz.
- Bebeğinizle birlikte jimnastik yapabilirsiniz, müziğin ritmine uyan hareketlerle dans edebilirsiniz.
- Eğer çocuğunuz biraz daha büyükse birlikte kitap okumak, hamurla yapılan el işleri gibi faaliyetler de onun için eğlenceli.
• Bebeğiniz ağlıyorsa
Bebekler genelde acıktıklarında, altları kirlendiğinde ya da uykuları geldiğinde bunu ağlayarak annelerine anlatmaya çalışıyorlar. Yaşları büyüdükçe, kızgınlık, keyifsizlik ya da herhangi bir isteğini ağlamayla belirtiyorlar. Böyle durumlarda öncelikle sakin olmalı ve sinirli hareketlerden kaçınmalısınız. Eğer ağlamanın nedenini anlayabildiyseniz, işiniz kolay. Ama nedensiz bir ağlama ise telaşlı hareketler yapmak yerine sakin olun, onu kucağınıza alın ve okşayın.
• Küçük yaramazlıklar yaptığında
Yaramazlık durumlarında aynı olayın bir kez daha tekrarlanmaması için ona uyarılarda bulunun. Yaptığının kendisine verebileceği zararları anlatın. Tüm bu uyarılarınız sonuç vermiyorsa, o zaman küçük cezalar verebilirsiniz. Örneğin; odasını toplaması, sevdiği bir programı izlemesine izin vermemek bu cezalar arasında sayılabilir. Tabii bu cezalar onu isyan ettirmemeli.
• Misafirleriniz geldiğinde Akşam ya da gündüz için konuklarınız var ve hazırlık yapmak zorundasınız. Oysa bebeğiniz ya da çocuğunuza da zaman ayırmanız gerekiyor. Böyle bur durumda onu da mutfağa yanınıza alın. İşinizi yaparken, mama sandalyesinde oturarak sizi izleyebilir ya da eline verdiğiniz oyuncaklarıyla ilgilenebilir. Akşam misafirler geldiğinde çocuğunuzun sorun çıkaracağını düşünüyorsanız, önceden onunla konuşun ve ev sahibi olduğunu söyleyin. |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/1/2008 - ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER?
 ÇOCUKLAR NEDEN YALAN SÖYLER?
Uzmanlar, okulların açılması ile birlikte birçok sorun ve stres unsuru ile karşı karşıya olan çocukların pek çok nedenle yalana başvurabileceğini belirtiyor.
Bu durumla karşılaşan anne ve babaların, çocuklara ceza vermek yerine onları yalandan uzaklaştıracak başka yöntemler denemesi gerektiğini ifade ediyor.
Özellikle hatayı gizlemek için söylenen yalan, uzmanlara göre çocukların cezadan kaçmak için başvurduğu bir yol olarak gösteriliyor.
Ancak çocuk psikologları, yaşamının ilk 5 yılında çocuğun söylediği yalanlardan endişe duymamak gerektiğini çünkü gerçeği algılama ve ona sadık kalma davranışının bu yaşlardan sonra geliştiğini belirtiyor. Öte yandan gerçeği ayırt edebilen çocuğun yine de yalan söylemeyi sürdürmesi durumunda uzmanlar, ebeveynleri bir problem olduğu konusunda uyarıyor.
Uzmanlar, çocuk yalan söylüyorsa mutlaka çevre ile olan ilişkilerinde yolunda gitmeyen bir şeyler olduğunu belirtiyor. Öte yandan hata yapmış çocuk, verilecek cezadan kaçmak için de yalana başvurabiliyor. Çocuk; özellikle ekonomik anlamda kendisini çevresindekilerden aşağı görmeye başladığı zaman da yalana başvurup, kendisini olduğundan farklı durumlarda gösterebiliyor.
Aileye söylenen yalanlardan en çok başvurulanı ise okuldaki başarısızlıkları gizlemek için söylenenler olarak gösteriliyor. Okuldaki başarısızlık çocuğu rahatsız ediyor ve çocuk kendisini rahatsız eden bu gerçeği gizlemek için ailesine yalan söylüyor.
Uzmanlar bu ve benzeri durumlarla karşılaşan ailelerin kesinlikle sert tutumlar içine girmemesini, çocuğun sevgisizlikten kaynaklanan sorunları olabileceği gibi çevresinden bu konuda model aldığı kişilerin olabileceğini belirtiyor.
Çocukta yalan davranışının önlenmesi konusunda; çocuğu yalan söylemeye iten nedenlerin bir dedektif titizliği ile araştırılması, tespit edilmesi ve bu nedenlerin onunla "Böyle demek istiyor olabilir misin" diye konuşularak irdelenmesi, anne ve babaların kesinlikle yalan söylememesi, yalan karşısında çok sert ve aşağılayıcı tavır takınılmaması öneriliyor.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/5/2007 - Annelerimizden Neler Öğrendik?
|
Mantıklı düşünmeyi, İleri görüşlü olmayı, Hayatın çelişkilerle dolu olduğunu, Dayanıklı olmayı, Sabırlı olmayı, Olgun olmayı, Adaleti... |
|
 |
- İyi yapılmış bir işi takdir etmeyi "Bana bakın, gidin birbirinizi dışarda gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
- Duaların Gücünü: "Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozulduğunu farketmedi..."
- Zamana karşı yarışmayı: "O oyuncaklarını topla yoksa bi tekme attığım gibi hepsini karşı sahilden toplarsın.."
- Mantıklı Düşünmeyi; "Ben öyle diyorsam öyledir...!!!"
- İleri görüşlü olmayı: "Çıkmadan önce temiz bi çamaşır giy.. yolda Allah korusun başına birşey gelir kirli çamaşırla etrafa rezil olursun."
- Hayatın trajikomik yanlarını: "Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürecem...."
- Hayatın çelişkilerle dolu olduğunu: "Kapa çeneni ve çorbanı iç ..!!"
- Dayanıklı olmayı: " O ıspanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
- Hava raporu tahmini yapmayı: "Şu dağınıklığa bak... yabancı biri görse odanın ortasından kasırga geçmiş sanır..."
- Abartmayı: "Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabılarınla içeri girme diye...!!"
- Davranış Psikolojisini: "Babana çekeceğine biraz bana çekseydin noolurdu ?..."
- Olağanüstü durumlara hazırlıklı olmayı: "Dinleme bakalım anne sözü dinlemee...!!! 'Kafana meteor düşecek kenara çekil" diye bağırsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
- Kıskanmayı: "Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan, kac milyon çocuk var biliyor musun..."
- Sabırlı olmayı; "Baban eve gelsin, sen görürsün''
- Hakkımızı alacağımızı; "Eve vardığımızda ben bilirim sana yapacağımı"
- Diyalog kurmayı; "Sana bir şey sorduğumda cevap ver...!!"
"Ne söyleyeyim anne?" "Sus!! Bana cevap verme!!!"
- Tıp bilgilerini: "Gözlerini şaşı yaparken bir gün öyle kalıvereceksin"
- Olgun olmayı; "Bu tabağın hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
- Genetik bilgileri; "Sen de o lanet olası babana çektin."
- Bilgeliği; "Benim yaşıma gel de anlarsın o zaman."
- VE .....Adaleti; "Bir gün senin de çocukların olacak.. inşallah onlar da sana senin şimdi bana yaptıklarını yaparlar
|
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
27/5/2007 - Çocuğunuzu nasıl ödüllendirmelisiniz
Çocuğunuzu nasıl ödüllendirmelisiniz

Hayatın ilerleyen aşamalarında çocuk gelişimi bazı yönlendirilmelere ihtiyaç duyar. Anne babanın çocuğun davranışlarının şekillenmesinde; onun başarılarını, doğru davranışlarını, onaylanması gereken tavırlarını ödüllendirmesi önemlidir. Büyükler, istenmeyen davranışların ve yanlışların kalkması için cezalandırma yöntemini uygun bir şekilde gerçekleştirmelidir. Aynı şekilde ödüllendirme yöntemini de dengeli uygulamak gerekir. Bu durumda olumlu davranışların artması, ödüllendirme ile başarıların devamı söz konusu
olacaktır. Genelde anne ve babalar kötü davranışa odaklanırlar. Yani çocuğun gün içerisindeki olumsuz davranışlarını hemen fark ederler. Bu durum anne ve babanın çocuğa olumsuz mesaj verme sayısını artırır. Çocukla sadece olumsuz yönlerin vurgulanarak iletişim kurulması uzun vadede büyük problemler oluşturabilir. Çocuğun olumlu davranışlarının onaylanması bebeklik döneminde başlar. Bir hareketten veya davranıştan sonra bebek, annenin veya babanın yüzüne bakar ve onlardan onay bekler. Eğer davranış onaylanırsa (gülümseme, kafa sallama, dokunma, ses ile onaylama, ona bir şey verme vb.) bebek o davranışını ilerletir ve davranışın değişik şekilleri artarak devam eder. Yani istenen davranış giderek güçlenir. Ama anne baba tarafından o davranıştan sonra olumsuz bir tavır (görmezden gelme, kaş çatma, ses ile ikaz, el ile engelleme, onu o ortamdan uzaklaştırma vb.) olursa, o davranış uzun süre devam etmez, giderek gücünü kaybeder.
Bu uygulamayı bebeklikten çocukluk dönemine ilerlettiğimizde yine aynı şekilde onay ve onaylamama çocuğun davranışlarının şekillenmesine neden olur. Ama unutulmamalıdır ki bütün bu söylediğimiz şeyler anne baba ile çocuk arasındaki normal bir ilişki ve karşılıklı etkileşim durumunda söz konusudur. Diğer hâllerde ise anne baba ile çocuk arasında bozuk bir ilişki olduğunda tepkilere itiraz eder. Çocuk anne babanın dediklerinin tersini yapar, engellenme ve onaylanmamaya ters tepkiler verir. Bir başka deyişle kaygan zeminde araba sürmek çok kolay olmayacaktır. Bu zemini öncelikli olarak normalleştirmek gerekecektir. Anne babalar, çocukları ile ilişki zemininin kaygan olduğu dönemde daha da fazla cezalandırma yoluna gitmeden önce, o zemini düzeltmelidirler.
Çocuğu ödüllendirmenin derecesi ve şekli, yaş ve ailenin durumuna göre değişiklikler gösterir. Ama şunu hemen belirtelim ki en iyi ödüllendirme şekli maddî ödüller yerine duygusal ve sosyal teşviklerdir. Anne babaların genel yanlışı, çocuğa hediye almayı sanki en iyi ödüllendirmeymiş gibi algılamalarıdır. Bu şekilde devamlı bir şeyler alınmaya ve verilmeye alıştırılan çocuk ise gün gelecek, en iyi ve pahalı hediyelerle bile mutlu olamayacaktır. Günümüzde mutsuz çocukların artmasının nedenlerinden bir tanesi de budur. Aslında anne babasının öpmesi, kucaklaması, gezdirmesi, onunla oynaması, ona güzel sözler söylemesi, başarılarını anlatması ve takdir etmesi şeklindeki ödüllendirme ise en sağlıklı ve en başarılı ödüllendirmedir. Burada bir örnek verelim: Anne baba çocuklarına ödül olsun, diye pokemon kartları alıyordu. Çocuk da o kartlar ile kumara benzer oyunlar oynuyordu. Bu şekilde ödüllendirme daha çok çocuğu cezalandırma gibidir. Zararlı şeylerden ödül olmaz.
Anne babaların bu türlü bir duygusal ödüllendirmenin yanı sıra, imkânları ölçüsünde ek hediyeler vermeleri de çocuğu ödüllendirmenin diğer yoludur. Anne babaların çocuklara alınan hediyelerdeki ölçüsü, maddî değeri yerine manevî değerini ön plâna çıkan hediyeler tercih edilmelidir. Ama bunu bazı anne babalar uygulasa bile günümüzün tüketim toplumunda çevresinden ve arkadaşlarından etkilenen çocukları yönlendirmek ebeveynler için hayli zor olmaktadır.
Bir örnek vermek gerekirse: "Ahmet 5 yaşında bir çocuktur. Anne babası tarafından ödüllendirme amacı ile sürekli maddî hediyeler, oyuncaklar, kıyafetler, onun istediği yiyecekler alınmıştır. Anne ve baba bu durumun iyi bir ödüllendirme şekli olduğunu düşünmektedir. Ancak çocuğun istekleri giderek artmaktadır. Çocuk sürekli bir tüketim ve doyumsuzluk içerisine girmiştir. Artık diğer çocuklar için pahalı sayılabilecek oyuncaklar bile onu en fazla bir gün mutlu etmektedir. Ahmet"te bu talepkâr yapıya paralel olarak istekler devam ederken, anne baba artık Ahmet"in bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanmaya başlamıştır. Ahmet her gördüğü şeyi aldırmak için anne babasını zorlamaya devam etmektedir. Bir yere gidildiğinde orada gördüğü oyuncağı aldırtmak için kendisini yerlere atmaktadır. Bu durumda Ahmet ile anne babanın arasındaki ilişki giderek daha sıkıntılı hâle gelmiştir. En sonunda aile profesyonel yardım için uzmana başvurmaya karar vermiştir." Bu örnekte anne baba, çocuğu ödüllendirme şekli olarak daha çok maddî hediyeleri ön plâna çıkarmıştır. Bu da çocukta bilinçsiz istekleri ve diğer sosyal alanlarda mutsuzluğu getirmiştir. Çocuk, başka şekilde onaylanmadığı ve takdir edilmediği için kendisini bu şekilde mutlu etmeye uğraşmaktadır.
Bazı ödüllendirme şekilleri
Bebeklik döneminde ödüllendirme şekli;
- Öpme
- Okşama
- Sevme
- Kucaklama
- Onunla oynama
- Besleme
- Onunla meşgul olma
- Onunla konuşma
- Onu sevdiğini hissettirme vb.
(Not: Bu davranışların, normal zamanlarda da yapılması zaten gerekli olmakla birlikte, çocuk ödüllendirilmek istendiğinde özellikle yapılması da önemlidir.)
Okul öncesi dönemde ödüllendirme şekli;
- Öpme
- Okşama
- Sevme
- Kucaklama
- Onunla oynama
- Onunla gezme
- Birlikte vakit geçirme
- Söz olarak onaylandığını vurgulama
- Ona hoşuna gidecek sözler söyleme
- Onun sevildiğini hissettirme
- Gelişim dönemine uygun oyuncak ve hediyeler alma (Bu hediyelerin manevi değeri ön plâna çıkarılmalıdır).
- Onunla sportif aktiviteler yapma vb.
Okul döneminde ödüllendirme şekli;
- Öpme
- Okşama
- Sevme
- Onunla oynama
- Onunla birlikte gezme
- Sevgi mesajları verme
- Birlikte ders çalışma
- Onaylandığını hissettirme
- Kabiliyetlerini ön plana çıkaracak program ve aktivitelere yönlendirme
- Ona hoşuna gidecek sözler söyleme
- Sportif faaliyetler yapma
- Birlikte gezinti, dışarıda bir yemek vb.
Bütün bu ödüllendirmeler ve onaylamalar, çocuklara uygulanmalıdır ama ödüllendirme özellikle onaylanması gereken davranışlar için vurgulanmalıdır. Anne babalar, ödüllendirmeyi belli bir hedefe, başarıya karşılık yapmaları, o hedeflere ulaşılmayı kolaylaştırır ama verilen sözlerin kesinlikle yerine getirilmesi ilerleyen hedeflere ulaşma ve ödüllendirmenin ciddiyeti açısından çok önemlidir. Anne babaların ödülü sadece çocuğun yaptığı olumlu davranışlarda uygulaması ve bir başarı sonucunda ödül olur. düşüncesinin yerleştirilmesi yanlıştır. Bu nedenle çocuk ile normal zamanlarda da yukarıda sözü edilen davranışların yerine getirilmesi önemlidir.
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/4/2007 - SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?
ÇOCUKTA SALDIRGANLIK
Saldırganlık küçük çocuklarda normal bir tepki biçimidir.Çocuğun güvenlik,mutluluk yada başka bir gereksiniminin şekil değiştirerekbaşka bir biçimde ortaya çıkmasıdır. Saldırganlığı kişisel bir yaralanmanın birbaşka şekilde sonuçlanması olarak tanımlayabiliriz. Bu yaralanma sonucundaçocuğun akranlarına vurması, ısırması, eşyaları fırlatması, tekmelemesi,tükürmesi ve zarar vermeyi amaçlayan tehditler şeklinde sözelsaldırılarda bulunmasıdır.
Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli,anlaşılmaz, eyleme hazır ve aşırı geçimsizdir. İlişkileri gergin vesürtüşmelidir. Hemen parlar ve kavgaya hazırdır. Durmadan kuralları çiğner veceza görür. Bu çocuklar cezadan etkilenmez yada kısa süreli etkilenmişgibi görünürler. Olağan anlaşmazlıkları bile bilek gücüyle çözmeye çalışırlar.Tepkileriölçüsüz ve durumla orantısızdır. Öfkesini yenemez ve hep kendini haklıçıkarmaya çalışır. Bu çocuklar evde okulda sürekli sorun yaratırlar veyetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Genellikle erkek çocuklar dahasaldırgandırlar.
SALDIRGANLIĞIN NEDENLERI
1- Saldırgan davranışların ebeveynlertarafından ödüllendirilmesi. Geleneksel kültürün erkek çocuğun saldırganlığınıonaylaması(Ör: parkta iki çocuk birbirini döver. Biri daha çok dayak yerse,annesinin çocuğunun kendisini savunamadığı düşüncesiyle üzülmesi)
2- Çocuğun yetişkinlerden katı ceza,anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görmesi
3- Babanın uzun süreli yokluğunda, anneninsürekli çocuğun etrafında olmasıyla ortaya çıkan ortam
4- TV. Ve kitle iletişimim araçlarınınolumsuz etkisi(Kurtlar Vadisi örneği ver.)
5- Ana-baba tutumlarının olumsuzluğu,çocukla aralarındaki iletişimin iyi olmaması
6- Çocuğun ana-babasından dayak yemesi
7- Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesigibi fizyolojik sorunlar
SALDIRGAN DAVRANIŞLARI NASIL ÖNLEYEBILIRIZ?
1- Her şeyden önce ana-baba çocuğasaldırganlık modeli olmamalıdır. (Evde dayak yiyen bir çocuk varsa kardeşinidövüyor. Kardeşi yoksa okulda en ufak bir sorunda arkadaşına vuruyor. Yadahayvanlara eziyet ediyor.) Çünkü dayak herkes için olumsuz duygular yaratır.
2- Çok fazla saldırgan davranışlara toleransgösterilmemelidir. Çocuğun istekleri bu tip davranışlar yapınca yerinegetiriliyorsa, çocuk isteklerini yaptırmada araç olarak görmeye başlar. Buyolla istekleri yerine getirilmemelidir. Saldırgan davranışlarödüllendirilmemeli ve onun bu davranışının istenmeyen bir davranış olduğu hemengösterilmelidir.
3- Saldırgan davranışlar kesinlikle dayaklacezalandırılmamalıdır. Ana-babanın ilgisi sevgisi azaldığında ve fizikselcezalar uzun süre devam ettiğinde, çocukta saldırgan, asi, sorumsuz davranışlargelişir. Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı,anormal duygusal tepkiler yerine ben dilini kullanmalıdır. (Böyle davrandığıniçin üzüldüm) Dayak saldırgan davranışın hemen bitiminde uygulandığı zaman,onun hemen kesilmesini sağlayabilir ancak, çocukta düşmanca duygulargeliştirir.
4- Çocuk gergin ve sinirliyken onunlatartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgilikonuşulmalıdır.
5- Çocuğa sosyal olgunluğuna uygun çeşitlisorumluluklar verilmeli, başarabileceği kadarıyla bir çok Şeyleri başlatıp,bitirmesi sağlanmalıdır. Çocuk başarma duygusunu yaşamalıdır.
6- Çocuğa bu davranışın dezavantajlarıgösterilmelidir.Saldırgan davranışları ile isteklerini elde edemeyeceğini,istediği Şeyleri kaybettiğini görmeli ve yaşamalıdır.
7- Olumlu davranışı pekiştirme: Ana-baba vediğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp, olumsuz davranışıgörmezlikten gelmelidir. Çocuk bu davranışı yapmadığında sözel olaraködüllendirilmelidir. Örn:10dk. Kavga etmeden ve bağırmadan oynadığında budavranışını sözel olarak ödüllendirme vb.
8- Çocuğun dışarıda oynamasına izin verme,bu çocuğun gerilimini azaltır ve enerjisini boşaltma imkanı sağlar.
9- Saldırgan davranış diğer çocuklarıngüvenliğini ciddi bir Şekilde tehdit etmedikçe bu davranışın üstünde durmamakgerekir.
10- Kendi kendine konuşma:Çocuk oldukçadürtüsel davranıyorsa ve onun bu yönünü kontrol etmede güçlük yaşanıyorsa;çocuğa başkalarına vuracağı zaman, kendi kendini engelleyici cümleler söylemesiöğretilebilir. Örn: 10 a kadar say ve ona vurma gibi.
11- Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıyagetirilmemelidir.TV deki şiddet içeren programları seyretmesi engellenmelidir.Eğer kesinlikle engel olunamıyorsa, ana-baba çocukla birlikte seyrederekşiddetin sonuçlarını tartışabilirler. Ayrıca bu şiddet filmlerinin gerçekyaşamın modeli değil, kurmaca olduğu çocuğa anlatılabilir.
12- Kızgınlıktan kurtulmak için alternatiflerbulunabilir. Yumruklanabilen kil, çakılabilen çiviler, resim çizme, boyamaçocuğun kızgınlık duygularını kontrol altına almayı sağlayabilir. Ayrıcafutbol, basketbol gibi sporlar kabul gören çıkış yollarıdır.
13- Her yaş ve dönemdeçocuğun temel ihtiyaçları zamanında yerine getirilmelidir.
14- Bu çocukların özellikle baba ile daha çokbirlikte olması sağlanmalıdır.
15- Anne-babalar bu çocuklarla iletişimkurarken ben dilini kullanmalıdır. Örn: Böyle kavga ettiğin zaman rahatsızoluyorum, üzülüyorum gibi. Kişiler duygu, düşünce ve ihtiyaçlarını davranışanında dile getirmelidir. |
| http://www.cocukpsikolojisi.net/?module=pages&SID=26 alıntıdır |
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|