bi bakın neler var burda!! bebekler hakkında bilmeniz gerekenler, netten buldu?um ve benim yapt???m bebek örgüleri ,
deniznehir 53 Takipçi | 5 Takip

Glitter Words


Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Çocuk

Yaşam

Mizah

Hobi

Sağlık

Günlük

kız bebek örgüleri

hamilelik ve anne

örgü bebek takımı

örgü teknikleri

mutfağımdan tarifler

şapkalar

bebek-çocuk sağlığı

bebek gelişimi

Diğer İçeriklerim (590)
Tüm içeriklerim

Yaşadığım sürece yaşamımda,Doğan her gün güneşim,
Gelen her gece yıldızım,
Tükenmeyen ışığım ol...
Sıcaktan bunaldığımda,
Nazlı nazlı esen yelim,
Soğuktan titrediğimde,
İçimi yakan ateşim,
İçtiğim suyum,
Aldığım nefesim,
Umudum ol...
Yüreğinle,sesinle,sevginle,
Sadece benim,benim ol...

My House on Web



Takipçilerim (53)
18 09 2009

Çalışanların bebeği risk altında

Çalışanların bebeği risk altında  Bu yazı toplam 75 defa okundu   Fransız Ulusal Sağlık ve Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nden (Inserm) bilim adamlarının yaptığı araştırma, yoğunluğu veya yağı azaltmak ya da temizlik için kullanılan çözücülerin bebek için tehlike teşkil ettiğini ortaya koydu.Bu maddelerin gebelikte plasentanın oluşturduğu koruyucu bariyeri geçebildiğini vurgulayan bilim adamları, çözücülerin genellikle solunum yoluyla alındığına ya da deriden geçtiğine dikkati çekti.3 binden fazlası çalışan olmak üzere 3421 kadının katıldığı, Sylvaine Cordier ve ekibinin araştırmasında, katılımcılardan yüzde 30'u iş yerinde en az bir kere kimyasal çözücülere maruz kaldığını söyledi. Bu maddelere en fazla maruz kalan gebelerin bebeklerinin böbreğinde, idrar yollarında, özellikle erkek bebeklerin genital bölgesinde oluşum bozukluğu ya da bu bebeklerde dudak yarığının meydana gelme riskinin daha fazla olduğu kaydedildi."Occupational and Environmental Medicine" dergisinde yayımlanan araştırmada, bu tür oluşum bozukluklarının ortalama yüzde 2-3 olduğu, ancak gebelik başında bu kimyasal maddelere maruz kalan hamilelerde riskin 2,5 kat arttığı vurgulandı.Temizlik veya sağlık alanında, kuaförde, estetik merkezinde ya da laboratuvarda çalışan kadınların çözücülere en fazla maruz kalanlar olduğu da belirtildi.Araştırmaya ilişkin makale, Fransız "Le Nouvel Observateur" dergisinde de yer aldı.... Devamı

24 08 2009

Bebeğiniz Yemeği Reddederse .................

Bebeğiniz Yemeği Reddederse Bebeğin yeni besinlere alışması zaman alır. Bebek yeni bir besine başlanıldığında, tadını değişik bulduğu için yemeyi reddedebilir. Yeni gıdayı beğenmezse yemesi için kesinlikle zorlanmamalıdır. Birkaç hafta aradan sonra aynı gıdayı tekrar deneyerek yeni tada alışabilmesi için şans tanınır.Gülümseyerek yedirin... Yeni besinlere, annenin yorgun olmadığı, keyifli bir zamanında başlanırsa, bebeğin bu gıdaya alışması daha kolay olur. Çünkü bebekler annelerinin duygularının iyi hissederler, ruhsal durumundan çok etkilenirler. Gülümseyerek verilen gıdalar bebek tarafından pek reddedilmez. BEBEĞİNİZ BAZI BESİNLERİ YEMEK İSTEMİYORSA Süt İçmek İstemiyor Sütü bazıları soğuk, bazıları sıcak ya da ılık sever. Çocuğunuzun nasıl sevdiğini deneyerek bulun. Bardağına renkli kamışlar koyun onlarla içmeyi sevebilir. Sütlaç, muhallebi gibi tatlılar yapın. İçine meyve ezip koyabilirsiniz. Peynir ve yoğurt da süt yerine geçer. Yemeklerin üzerine yoğurt ya da peynir ekleyebilirsiniz. Et Yemek İstemiyor Köfte sert geliyor olabilir, dolmalara kıyma eklemeyi deneyin. Kırmızı et sevmiyorsa tavuk ya da balık da olabilir. Makarna seviyorsa üstüne kıymalı sos yapın. Kıymalı börek ya da poğaça sevebilir. Mercimek, nohut, kuru fasulyede de et gibi protein ve mineraller vardır. Seviyorsa bunlardan yemek yapın. Yumurta sarısının da besin değeri aynıdır, doğrudan ya da terbiye ve kek içinde yumurta verilebilir. Fındık, ceviz gibi kuru yemişlerde de etlerdekine benzer maddeler vardır. İki yaşından büyükse kuruyemiş olarak verin, küçükse fındıklı, cevizli kek yapın. Sütlü tatlılara dövülmüş ceviz koyun. Sebze Yemek İstemiyor Meyveler de sebze yerine geçer, istediği meyveleri ya da meyve sularını verin. Salatalık, havu&c... Devamı

18 07 2009

Boş Hamilelik

Boş Hamilelik Bu yazı 217 kez okundu. Erken dönemdeki hamilelik kayıplarının çoğunu boş gebelik oluşturmaktadır. Halk arasında su gebeliği olarak bilinir ve anormal bir hamilelik gelişimidir. Tanısı ultrasonda konur ve tedavisi yoktur.   Boş gebeliğin tıptaki adı "anembriyonik gebelik" olarak geçmektedir. Hamile kalındığında, hemilelik kesesini oluşturan zar ve plasenta gelişimini tamamlarken, bebeğin bu yapı içinde görünmemesi boş gebelik olarak adlandırılmaktadır. Annede yumurtlama olduktan sonra, babadan gelen sprem ile birleşerek döllenir. Döllenen yumurta tüplerdeki yolculuğunu tamamladıktan sonra rahim duvarına gelerek tutunur. Zamanla gelişen hücreler gebelik kesesini oluşturur ve plasenta ile birlikte embryonun büyüyeceği ortamı sağlar. Normalde son adet tarihinden yaklaşık 5 hafta geçtiğinde ultrason muayenesinde kese içindeki bebek görülebilmektedir. Embryonun farkedilmesi ve kalp atışlarının duyulması bu haftalarda gerçekleşir. Eğer bebek görülemiyorsa, bunun tanısını koymak için acele etmemek en doğrusudur. Çünkü anne adayındaki yumurtlama beklenen tarihten geç bir vakitte gerçekleşmişse, 5 haftadan sonra da görülebilme olasılığı vardır. Genelde adet kanamaları düzensiz olan kişilerde rastlanan bu durum, anne adaylarını hemen olumsuz bir duruma ve düşüncelere sokmamalıdır. Son adet tarihinin ilk gününden itibaren 10-15 gün sonra yumurtalama gerçekleşmeyip 15-25 gün arasında bir sapma ile yumurtlama yaşandıysa, bebeğin gelişimde de 1-2 haftalık bir sapma olması normaldir. Bu nedenle boş gebelik tanısını kesin koymadan önce; kese içindeki yolk kesesi varsa ve yapı izleniyorsa, kesenin durumu iyi ve gelişimi normalse, 1 hafta gibi bir süre daha beklenmelidir. Boş gebeliğin belli bir belirtisi yoktur. Tam aksine, normal bir hamilelik s&uu... Devamı

26 06 2009

OĞLUM ABİİİ OLDU ARTIKK

WALLA ARKADAŞLAR DENİZ EFE 2 YAŞINA GİRDİ BİDE BANA SORUNÖMRURÜMÜ YEDİ ALLAH KOLAYLIK VERSİN YENİ ANNELERREEEOĞLUMA MAŞŞAALLLAAAHHHHHHHH DEYİN UNUTMAYIN.... Devamı

26 06 2009

0-3 Ay Bebek Gelişimi

0-3 Ay Bebek Gelişimi Bu yazı 26.998 kez okundu. Dünyanın en güzel varlığı artık sizinle. Bebeğinizle ilgili en önem verdiğiniz konulardan bir tanesi onun gelişimi. 0-3 ay arasındaki bebekler neler yapabilir? Büyüdükçe ve geliştikçe ne gibi değişiklikler yaşar?   1 Aylık Bebekler : Bebeğiniz birinci ayını genelde uyuyarak geçirecektir, ancak bu onun hiçbir şey yapmadığı anlamına gelmez. Birinci ayında çenesini yerden ve yataktan kaldırabilir, avuçlarında ve ellerinde yakalama refleksi görülür. Yeni doğan bebek sese tepki verir ve başını sesin geldiği yöne çevirebilir. Emmek için arama refleksini kullanır, eğer hafifçe yanağına dokunursanız, o yöne dönerek ağzını açacaktır. Koltuk altından tutup ayaklarını yere sıkıca temas ettirirseniz, adım atma refleksini kullanır. Korktuğu zaman bebeğiniz bir şeyleri yakalamak ister gibi kollarını ve bacaklarını iki yana açacaktır. Daha sonra kol ve bacaklarını içe kıvıracak ve yumruk sıkacaktır. Buna Moro refleksi denir. Yeni doğan bebek annesinin sesini ve ten kokusunu ayırt edebilir. Bebeğiniz kendiliğinden gülmeye başlar Yeni doğan bebekler ağlarken, kısa ve derin soluklar alırlar ve bu şekilde konuşmanın temelini oluştururlar. Ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli çene ve dil hareketlerini tekrarlayarak ses ve solunum düzenleme becerisi kazanır. Siz ona ne kadar çok gülümserseniz, o da size o kadar karşılık verecektir. İlk ayın sonunda bebek gözleriyle yüze odaklanabilir. Bebekler 6-8 haftalık olana kadar bir kerede iki saatten fazla uyanık kalamazlar. Yeni doğan bebekler , 2-3 saatlik bölümler halinde, toplam olarak 16-18 saat uyur . Daha sonra beslenmek veya çevreyle ilgilenmek için uyanırlar. Gece ve gündüz ritmi henüz yoktur. ... Devamı

09 05 2009

Çocuklarda Korku

Çocuklarda Korku Bu yazı 567 kez okundu. Çocuk için yeni olan ve bilinmeyen her şey korku kaynağıdır. Dolayısıyla çocukların korkularının olması normaldir. Birçok anne baba da, çocukların korkuları olduğunu bildikleri halde, bu korkular hakkında yeterli bilgilere sahip değildir.   Korku normal bir gelişimin parçasıdır. Kişinin kendini tehlikelerden sakınmasını sağlar. Bebeklikten ergenlğe kadar sıkça korku yaşayan çocukların, korkusuz olmalarını beklemek yanlıştır. Yetişkinler için normal olan sesler ve görüntüler, bazen çocuklar için kokutucu ve ürkütücü olabilir. Çocukların en çok korktukları şeyler genelde; karanlık ortamlar, gece gürültüleri, bağrışma ve kavgalar, tanımadıkları kişiler, televizyonda izledikleri sahneler, uzun süren sessizlikler, hayvanlar, çok yüksek yerler, hayali yaratıklar ve tabiki doktorlardır. Çocuklar 2 ile 6 yaş arasında, daha çok korku yaşamaktadırlar. Hayalgüçleri bu dönemde yoğundur ve sürekli akıllarını meşgul eden bazı sorular onların korkularını tetikler. Bir süre korkmadığı şeylerden birden bire korkmaya başlayabilir. Korku kötü bir tepki değildir ama korkunun yarattığı ortam ailenin ve çocuğun huzurunu kaçırabilir. Korku nedenleri: Bilgi ve deneyim azlığı. Başka çocukların başından geçen kötü olaylar. Gördüğü şeylerden etkilenme. Olaylar karşısında kendince fikir yürütme. Etraftaki herşeyin kendinden büyük olması. Aile fertlerindeki gerginlik, tartışmalar ve anlaşmazlıklar. Öğrenme ve deneme duygusu sonucunda karşılaştıkları olaylar. Ceza almak ya da dayak yemek. Dinlediği olaylardan etkilenme. Dünyanın tehlikeli olduğunu düşünme. Ailede yaşanan korkulardan etkilenme. Hayalgücünün geniş ... Devamı

05 05 2009

Hamileler İçin Önemli Besinler

Hamileler İçin Önemli Besinler Bu yazı 9.044 kez okundu. Hamilelikte ve doğum sonrasında annelerin beslenmelerine dikkat etmeleri çok önemlidir. Vücut için gerekli olan besin öğelerini içeren, dengeli, sağlıklı ve en önemlisi doğal besin kaynaklarına ağırlık verilmiş bir diyet, annelerin ve dolayısıyla bebeklerin sağlığı için önem taşır.   İyi ve doğru beslenme annenin vücudunu korur ve kilo kontrolünü sağlar. Bebek için de daha fazla ve kaliteli süt üretimine yardımcı olur. Bu nedenle özellikle yenmesi gereken yiyeceklerden bir kaçı şunlar: Süt Sadece bir bardak süt ya da süt içeren besinler, günlük kalsiyum ihtiyacınızın üçte birini karşılamaktadır. Kuvvetli dişler ve kemiklere sahip olmak için kalsiyum açısından zengin bir diyet önemlidir. Alınan kalsiyum sayesinde, hipertansiyon, kalın bağırsak ve göğüs kanseri gibi hastalıklara yakalanma riski azalır. Süt ayrıca; B12, B2, D, E ve A gibi vitaminler açısından oldukça zengin bir besin kaynağıdır. Dolayısıyla, anne karnındaki bebeklerin sinir ve sindirim sisteminin düzenlenmesini, bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağladığı gibi, göz ve diş sağlığı için de büyük önem taşımaktadır. Ayrıca saç ve tırnak oluşumunda da yer alır, hücreleri onarır. Muz Lifler, C ve B6 vitamini açısından iyi bir besin kaynağıdır. Ayrıca potasyum deposudur ve bu da vücuttaki kan basıncını düzenleyen önemli bir mineraldir. Birçok hastalığın tedavisinde faydalı olduğu gibi özellikle de, ateş, sindirim bozuklukları, kas krampları ve kas gevşekliği gibi durumlarda tavsiye edilir. Bunun yanında muz, alerji tedavisinde de kullanılır. İçindeki potasyum, sodyum ile birlikte çalışarak özellikle hamilelik döneminde önem kazan... Devamı

29 03 2009

Hamilelikte Yüksek Ateş

Hamilelikte Yüksek Ateş Bu yazı 2.727 kez okundu. Hamilelik başladığı andan itibaren, anne adayının sorumluluğu bir kat daha artmaktadır. Hamile bir kadın, hem kendine hem de bebeğine iyi bakmak zorundadır. Bu dönem süresince sağlıkla ilgili problemler yaşamamak için büyük çaba harcayan hamileler, bebekleri için risk yaratacak faktörlerden uzak kalmaya çalışmaktadır.   Hamile kadınların, özellikle soğuk kış günleri yaklaştıkça sürekli karşılaşacağı hastalıklar onları olumsuz etkilemektedir. Bu hastalıklara yakalanmamak için gösterdikleri çabalara rağmen yine de etkisi altında kalmaları oldukça tehlikeli sonuçlar doğurmaktadır. Tüm hastalıklar hamileler için büyük risk oluşturmaktadır ama hastalıkların beraberinde getirdiği yüksek ateş, hamile kadınlarda bebekleri açısından çok daha önemli sorunlara yol açmaktadır. Halk arasında "ateş" olarak isimlendirilse de, uzmanlar vücut sıcaklığının anormal derecede yükselmesini "hipertermi" olarak adlandırılmaktadır. İnsanlardaki normal vücut ısısı 37 derecedir. Bu değer 38.9 derecenin üstüne çıktığında ve belirli bir süre de bu değerde kaldığında anne adaylarında çeşitli sorunlara neden olmaktadır. Dolayısıyla, yüksek ateşli bir rahatsızlık geçirmemek için anne adayları çok dikkatli olmalıdır. Vücutta ortaya çıkan her türlü enfeksiyon vücut sıcaklığı artışına yani ateşe neden olmaktadır. Hamilelikte en sık karşılaşılan enfeksiyonlar, idrar yolu ve solunum yolları ile ilgili olanlardır. Dolayısıyla bu tür rahatsızlıklara yakalanmamak için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Bu tür enfeksiyonların etkisi altında kalındığında mutlaka erken dönemde doktora başvurulmalı ve kontrollerden geçilmelidir. Hamilelik sırasındak... Devamı

26 03 2009

Çocuklarda Grip

Çocuklarda Grip Bu yazı 1.243 kez okundu. Havaların gittikçe soğumasıyla, solunum yolu hastalıklarının sıkça görülme olasılığı da artar. Özellikle çocukları hemen etkisi altına alan grip de bunlardan birtanesidir. Soğuk algınlığının aksine grip, çocuklarda ağır hastalığa ve yaşamı tehdit eden hastalıklara yol açabilir.   Grip, bilimsel adıyla influenza çok yaygın olarak görülen bir hastalıktır. Üst solunum yolunun viral bir enfeksiyonudur ve bulaşıcıdır. Aniden başlar ve genellikle yüksek ateşle kendini gösterir. Ateş çoğunlukla 38°C nin üzerindedir. Kuluçka süresi de genel olarak 2-3 gündür. Genellikle sonbahar ve kış aylarında görülür. Damlacık enfeksiyonu yoluyla, hasta ve taşıyıcı insanlardan sağlam insanlara bulaşan bu mikrop çok kısa sürede akciğerlere yerleşerek ağır tablolara neden olmaktadır. Grip, çocukların kendi kendine yenebileceği tehlikeli olmayan bir hastalık olarak gözükse de, kronik rahatsızlığı olan çocuklar için oldukça tehlikelidir. Diyabeti, astımı, kronik kalp rahatsızlığı, akciğer ve böbrek hastalığı varlığında grip önemli bir konumdadır. Özellikle 2 yaş altındaki çocuklar daha çok etkilenmektedir. Viral enfeksiyonlar vücudun bağışıklık sisteminde geçici bir düzensizliğe neden olmaktadırlar. Dolayısıyla da grip gibi rahatsızlıkların tedavi edilmemesi durumunda; zatürree, orta kulak enfeksiyonları ve sinüzit gibi komplikasyonlar oluşabilir. Gribin ve ateşin süresi 5 günden fazla sürüyorsa ve belirtiler gittikçe artıyorsa diğer hastalıklardan şüphelenilmelidir. Belirtileri; Boğaz ağrısı Baş ağrısı Öksürük Hapşırık Burun akıntısı Titreme nöbetleri İştahsızlık Sırt ağrısı Baş dönmesi Yorgunluk Mide bulantısı Kusma Hastalık ye... Devamı

25 03 2009

Sezeryan Doğum Sonrası İyileşme

Sezeryan Doğum Sonrası İyileşme Bu yazı 969 kez okundu. Sezeryan ameliyatından sonra iyileşme dönemi, diğer büyük karın ameliyatlarındaki gibidir. Dikiş yerlerinde ve karın kaslarında ağrıların olması normaldir. Oturup kalkarken zorlanmalar, gülerken ve ağlarken çekilen ağrılar, öksürürken ya da hapşururken sızlayan dikiş yerleri ameliyatdan geride kalanlardır.   Sezeryan doğum sonrası, bebeğinize kavuşmuş mutlu bir annesinizdir ama normal doğum yapanların iyileşme döneminde yaşadığı ağrılara ek olarak, bir de karındaki ameliyatlı bölgenin ağrıları eklenmiştir. Dolayısıyla, ilk haftalarda aileden yardım almak en iyisidir. İlk günler, bebek de dahil, ağır kaldırmamaya dikkat edilmelidir. Sezeryan yerine, normal doğum yapılmış olsaydı; doğum sonu ağrıları, kanama, memelerde şişme, hormonal değişiklikler, yorgunluk ve halsizlik, saç dökülmeleri, kasıklarda ağrı, aşırı terleme gibi problemler yine yaşanacaktı. Sezeyan doğum ile birlikte karın bölgesindeki 8 kat tabakanın kesilmesi ve dikilmesi ile oluşan ağrı ve sızılar da bütün bunlara ek olarak, doğum sonrasını biraz daha zorlaştırmıştır. Doğumdan sonra, hastaneden eve dönüldüğünde, anestesinin etkisi tamamen geçmiştir. Bu nedenle yaralı bölgelerdeki ağrılar hissedilmeye başlamıştır. Evdeki ilk günlerde, idrar yapma güçlüğü, bağırsak hareketlerinde rahatsızlık, kabızlık gibi problemler devam edebilir. Yine ilk günlerde yoğun terlemeler, memelerde şişme, halsizlik ve yorgunluk olabilir. Bu nedenle bol su tüketmek faydalı olacaktır. Hastaneden ayrılırken doktorun verdiği ilaçlar ve vitaminlerin düzenli kullanılması ameliyat ve rahim ağrılarını hafifletecektir. Kanamanın ilk zamanlar biraz fazla olması normaldir. Hastanedeki günlerde kanamanın içeriği kan ve pıhtıdan oluştuğu için koyu kırmızı olması normaldir. Daha sonra e... Devamı

27 02 2009

tığişi harikaa ceket

click image to enlargebayıldım yapan olursa lütfen tarini yazın yayınlayalım................ yorum kısmına yazın lütfen click image to enlarge click image to enlarge click image to enlarge click image to enlarge ... Devamı

25 02 2009

set örgülerr

Devamı

23 02 2009

harika patikler

... Devamı

21 02 2009

click image to enlarge click image to enlarge ... Devamı