bi bakın neler var burda!! bebekler hakkında bilmeniz gerekenler, netten buldu?um ve benim yapt???m bebek örgüleri ,
deniznehir 53 Takipçi | 5 Takip

Glitter Words


Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Çocuk

Yaşam

Mizah

Hobi

Sağlık

Günlük

kız bebek örgüleri

hamilelik ve anne

örgü bebek takımı

örgü teknikleri

mutfağımdan tarifler

şapkalar

bebek-çocuk sağlığı

bebek gelişimi

Diğer İçeriklerim (590)
Tüm içeriklerim

Yaşadığım sürece yaşamımda,Doğan her gün güneşim,
Gelen her gece yıldızım,
Tükenmeyen ışığım ol...
Sıcaktan bunaldığımda,
Nazlı nazlı esen yelim,
Soğuktan titrediğimde,
İçimi yakan ateşim,
İçtiğim suyum,
Aldığım nefesim,
Umudum ol...
Yüreğinle,sesinle,sevginle,
Sadece benim,benim ol...

My House on Web



Takipçilerim (53)
18 01 2009

Sık rastlanan kış hastalıkları

Bebeğimin Sağlığı Sık rastlanan kış hastalıklarıKış ayları daha sık hastalandığımız bir dönem. Elbette hastalıklardan en çabuk etkilenen ise bebekler. İlk 2 yılda bağışıklık sisteminin yeterince gelişmediğini düşünürseniz hastalıklara karşı tedbir almanız şart!  NEZLE (SOĞUK ALGINLIĞI) Nezleye neden olan 200'den fazla virüs var. Aksırık, öksürük sonucu havaya karışan virüslü damlacıklar solunum yoluyla vücuda yerleşiyor ve nezleye neden oluyor. En kolay yuva, kreş gibi toplu mekanlarda bulaşıyor. Hatta yılda 7-8 kez nezleye yakalanmak mümkün. Belirtileri: Bebeklerde daha sık görülenler; ateş, huzursuzluk, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, solunum sıkıntısı ve kulak zarlarında kızarıklık. Burun akıntısı koyu olduğunda tıkanıklık yapıyor ve bu da bebeğin nefes almasını zorlaştıracağından uyku sorunları ortaya çıkarıyor. Tedavisi: Kendisi değil semptomları tedavi ediliyor. Burnunun tıkanıklığına karşı damlalar veriliyor. Ev ortamındaki havanın kurumamasına özen göstermek gerekiyor. Eğer bebeğiniz anne sütüyle besleniyorsa, enfeksiyonlardan korunması için emzirmeniz çok yararlı. Çünkü anne sütünde bebeğinizin bağışıklığını arttıran antikorlar var. GRİP Havadaki damlacıklardan bulaşan grip; solunum yolu enfeksiyonları listesinin başında yer alıyor. Genelde 1 hafta ya da 10 gün içinde iyileşiyor. Ancak bebeklerde daha uzun sürmesi mümkün. Belirtileri: Ateş, halsizlik, kaslarda ağrı gibi tüm vücudu ilgilendiren bulguların yanı sıra burun akıntısı veya tıkanıklık, boğazda yanma, kaşıntı hissi oluşturuyor. Tedavisi: Gribin iyileşme sürecindeki en önemli faktörler; yeterli sıvı alımı ve dinlenme. Bunun dışında bulunduğu odanın havasının nemli olmasına dikkat etmek gerekiyor. Bu yüzden kalorifer sistemiyle ısınıyorsanız, peteğin üstünde su kabı bulundu... Devamı

16 01 2009

Bebeğin Anne Karnındaki Hareketleri

Bebeğin Anne Karnındaki Hareketleri Bu yazı 5.353 kez okundu. Bütün anne adayları hamile kaldıkları ilk günden itibaren, karnında taşıdığı bebeği hissetmek ister. Onun ilk hareketlerini hissetmek, bebeğin varlığını biraz daha gerçekçi kılar. O anlarda, içinizde bir canlının yaşadığını daha iyi anlarsınız.   Hiç beklenmeyen bir anda hissedilen bu hareketi hemen paylaşmak istersiniz. O an en yakınınızdaki ile mutluluk gülücükleri atıverirsiniz. En çok da baba ile paylaşmak isteği ağır basar. İkinizin bir parçasını hissetmek, birlikte yaşadığınız duyguların en güzelidir belki de. Bebeğinin ilk hareketlerini her anne adayı farklı tanımlar. Kimileri baloncuk ya da mısır patlamasına benzetirken, kimileri de kelebeğin ya da küçük bir kuşun kanat çırpması olarak anlatır. Hatta karnın içinde gaz dolaşması olarak algılandığı da olur. Ayrıca, zayıf bir kadının kilolu bir kadına göre, hareketleri hissetme duyarlılığı daha yüksektir. Bebeğin anne karnında haraketleri aslında hamileliğin ilk üç ayı içinde başlar. Fakat anne adayları bu farkedemezler. İlk bebeğine hamile olanlar genelde 20 ve 24. haftalarda farketmeye başlarlar. Daha önceden çocuk sahibi olmuş deneyimli anne adayları ise 16. haftadan sonra hissetmeye başlayabilirler. Anne karnında en hareketli dönemleri 24. haftadan sonra başlar. Bu haftadan sonra onun hareketini sürekli hissetmek isteyen anne adayları, bebeğin sağlıklı ve yaşıyor olduğu düşüncesiyle olaya ayrı bir boyut kazandırır. Hareket etmemesi durumunda heyecan ve telaş yaşanabilir. Bebeğin hareketleri 26. haftaya kadar hissedilmediği taktirde doktora mutlaka bildirilmelidir. Bebeğin hareketlerinde anne adayını düşündüren başka  bir konuda, bu hareketlerin sıklığıdır. Kimileri bu hareketleri çok sık olarak tanımlarken, kimileri de hareketlerin azlığında... Devamı

12 01 2009

Erken Ergenlik : 2 Yaş Sendromu

 Bebeğimin Psikolojik Gelişimi Erken Ergenlik : 2 Yaş SendromuBebeklerin en zor dönemlerinden biri 18 ay – 2 yaş dönemi. Sakin ve uslu bebekler bir anda negatif ve öfkeli çocuklar haline dönüşebiliyor. ELELE Çocuk ve Aile Psikolojik Danışmanlık ve Özel Eğitim Merkezi Psikolog, Özel Eğitim Uzmanı Bihter Mutlu Gencer “Bebeklerimiz 18 ay- 2 yaş civarına geldiğinde, onların masum melek bebeklik hallerinden çıkıp tamamen farklı kişilikte bir çocuğa dönüştüğünü düşünmeye başlarız.” Diyerek şöyle devam ediyor:  Rahatlıkla kontrol edebildiğimiz bebeğimiz gitmiş, yerine her şeye itiraz eden, ak dediğimize kara diyen –gerçekten ak olsa bile-, her şeyi kendi yapmakta ısrar eden, artık tahammül sınırlarımızı zorlamaya başlamış bir çocuk gelmiştir. Bazı anne babaların isteyebileceği gibi keşke çocuklarımız bizim büyüyene dek sürekli şekillendirebileceğimiz bir hamur olabilse de istediğimiz şekilde onları yetiştirip, rahat etsek... Ne yazık ki işler böyle yürümüyor ve kabul etmemiz gereken bir gerçek var ki çocuklarımızın, bazı yerlerde “önergenlik” olarak bile tanımlanabilen “negatif dönem” dediğimiz dönemden geçmelerinin son derece normal ve tamamen sağlıklı bir psikolojik gelişimin bir parçası olduğudur. Ancak bu süreçten çocuğun sağlıklı şekilde çıkabilmesinde elbette ki uygun anne baba tutumları belirleyici olmaktadır.” Bu Dönem Normal Bir Dönem Peki bu negatif dönemi çocuklar neden yaşar? Bihter Mutlu sürecin normal olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek şunları söylüyor: “Hayatın ikinci yılında çocuk artık yürümeye başlamıştır ve dil gelişimi hızlanmıştır. Artık daha rahat hareket edebilmekte, sürekli ol... Devamı

14 01 2009

Aslında ne anlatmak istiyor?

 Bebeğimin Psikolojik Gelişimi Aslında ne anlatmak istiyor?Seral Çelik Bebekler konuşmayı öğrenmeden de anlatırlar! Ellerini kollarını oynatır, yüzlerini binbir şekle sokarlar... Anlamak, size kalır. Aman elinizi çabuk tutun! Yoksa en klasik yönteme başvururlar; ciyak ciyak ağlarlar. Onun gözyaşları karşısında çaresiz kalmak istemiyorsanız, bu yazımızı dikkatle okumanızı öneriyoruz.   Bakmayın siz onun henüz konuşamadığına. O istediklerini beden diliyle anlatmakta son derece yeteneklidir. Diyelim uzattığınız kaşıktaki yemeğin tadından hiç hoşlanmadı ve yememeye karar verdi; ağzını sımsıkı kapatır, gözlerini kocaman açar, başını sağa sola oynatır... Bu davranışı, 'Ye-di-re-mez-sin' anlamına gelir... Tabii anneler bunu hemen anlar! Ama bazen öyle ince mesajlar verirler ki, anlamakta zorluk çekebilirsiniz. Özellikle ilk kez anne baba olmuşsanız bebeğinizin beden dilini keşfetmek için biraz çabalamanızda yarar var. Çünkü konuşamadığı için beden diliyle söylediklerini anlamanız hem iletişiminizi güçlendirir hem de ona yardımcı olmanızı kolaylaştırır. Peki bebeğiniz neyi, nasıl anlatır? Bu sorunun yanıtını hazırladığımız yazıda bulacaksınız. 'Yemek istemiyorum' Pek çok anne için bebeğin yemek zamanı, sıkıntılı anlar demektir. Malum, bebeğin sağlıklı gelişmesi için yeterli yemeği yemesi gerekir. Bunu bilen annelerin psikolojisi, şöyle formüle edilebilir; bir kaşık, bir kaşık daha... Anneler kaşıkta ısrarcıdır. Ama bebekler anneleriyle hem fikir olmayabilirler. Henüz 'istemiyorum' diyemeyecek kadar küçük olduklarından sözle anlatamadıklarını beden diliyle anlatmaya çalışırlar. Ağızları sımsıkı kapatırlar. Siz çeşitli komikliklerle güldürürken ağzına soktuğunuz yiyeceği, zevkle yüzünüze püskürtürler. Bu aş... Devamı

10 01 2009

Bağışıklığını artıran lezzetli tarif

Bağışıklığını artıran lezzetli tarifSonbahar geldi, hastalıklar kapıda! Çocuğunuzu hastalıklara karşı korumak için yapacağınız ilk şey, bağışıklığını arttırmak. Tabii bunun pek çok yöntemi var. Ama biz sizin için en lezzetli yolunu seçtik. Susamlı havuçlar Malzemeler: 2 adet havuç, 1 tatlı kaşığı tereyağ, 1 çay kaşığı susam, 1 yemek kaşığı limon suyu Hazırlanışı: Havuçları temizleyip dilimleyin. Yumuşamaları için haşlayın. Yapışmaz yüzeyli bir tavada yağı eritin. Dilimlenmiş havuçları ve limon suyunu ekleyip pişirin. Sıcak su ve susamı ilave edip karıştırın. Havuçların sıcaklığını kontrol edip bebeğinize yedirin. Devamı

08 01 2009

Doğum Belirtileri

Doğum Belirtileri Bu yazı 4.932 kez okundu. Doğum, her anne adayının endişe duyduğu bir olaydır. Bu olağanüstü olayın yaşanacak olması kaygıları da beraberinde getirmektedir. Kaygıların haricinde, doğumun başladığını anlayabilme ve hastaneye geç kalmadan zamanında gidebilme korkusu da anne adaylarını ruhsal olarak etkilemektedir.   Doğum belirtileri çeşitlidir. Hamilelik süresince rahmin kasılmasından dolayı yalancı doğum ağrıları yaşanabilir. Bu yalancı doğum ağrılarına aldanmamak ve işi şansa bırakmamak için, yalancı ve gerçek doğum belirtilerini öğrenmek korku ve endişeleri biraz da olsa gidermektedir. Doğum eylemi, her hamileye ait özel bir durumdur. Dolayısıyla da doğumun başlangıç belirtileri standart değildir. Doğum öncesi bedensel değişiklikler bir saat öncesinde ortaya çıkabildiği gibi bir kaç hafta önceden de yaşanabilir. Doğumun yaklaştığını gösteren belirtiler her anne adayında yaşanmayabilir ya da fark edilmeyebilir. Bu da normaldir. Bazılarında doğum öncesi belirtilerde şiddetli ağrılar olurken, bazılarında önce su ve kanlı akıntı gelebilir. Doğumun yaklaştığını gösteren değişiklikler genellikle şunlardır: Bebeğin aşağıya inmesi ve yerleşmesi:Doğum yaklaşırken bebeğin başı doğum kanalına iner. Bu durum hamile olan anne de rahatlama yaratır. Göğüs kafesine olan baskı azaldığından, anne daha rahat nefes alıp verir. Mide ve bağırsak şikayetleri azalır. Mesane üzerinde baskı arttığından, sık sık idrara çıkılır. Kasılmalar:Genellikle hamileliğin 20. haftasından sonra başlayan kasılmalar, doğum esnasında bebeği dışarı itecek gerçek kasılmaların provası niteliğindedir. Sancısız ve çok kısa süren bu kasılmalar hamileliğin sonlarına doğru sıklaşır ve şiddetlenir. Kasılmalar pozisyon değişmekle azalmaz. Doğumun başladığını anlamak için kasılmaları saymak ve sürelerinden emin olmak önemlidi... Devamı

06 01 2009

Kimyasallar bebeğe zarar veriyor!

Annenin kanına karışan bazı kimyasal maddelerin, yeni doğan bebeğin gelişimi ve zekası için tehlikeli olduğu bildirildi.Paris’te düzenlenen kimyasal maddeler ve üreme konusundaki konferansta açıklanan, 3 yaşına kadar bebekler üzerinde yapılan bir araştırma, göbek kordonundaki poliklorobifenil (PCB) maddesinin oranı ne kadar yüksekse bebeğin bilişsel gelişiminin bu oranda olumsuz yönde etkilendiğini gösterdi. Flaman Teknoloji Araştırma Enstitüsü’nün yaptığı araştırmaya imza atanlardan Greet Schoeters, yüksek oranda PCB’nin bebeğin konuşma ve oyun oynama becerisini etkilendiği belirtti. Schoeters ayrıca, "PCB seviyesi ne kadar yüksekse bebeğin doğduğundaki kilosunun o kadar az olduğunu, daha sonra ise bebeğin aşırı kilolu olma riskinin bulunduğuna" dikkati çekti. Boya çimento, döküm malzemeleri, yanmaz kumaş gibi maddelerde bulunan PCB’nin, 1970’li yıllarda yüksek oranda zehirli olduğu için yasaklanmasına karşın, halen doğada kalıntılarına rastlanıyor. Hem üretimi hem de imhası sırasında çevre kirliliğine yol açan bir madde olarak kabul edilen PCB’nin, canlıların sistemine girebildiği de saptanmıştı.  -KURŞUNA MARUZ KALMAK DA ZEKA GERİLİĞİNE NEDEN OLUYOR- Aynı konferansta Polonya’daki Jagiellonian Üniversitesi’nden Wieslaw Jedrychowski, anne karnında çok az da olsa (kanda 5 mikrogram/desilitreden az) kurşuna maruz kalan özellikle erkek çocukların bilişsel gelişiminin olumsuz yönde etkilediğini belirtti. Bilim adamı Jedrychowski’nin Polonya’da 460 yeni doğan bebek üzerinde yaptığı araştırma anne karnında çok az da olsa kurşuna maruz kalan erkek çocukların zeka katsayısının ortalama 9 puan az olduğunu ortaya koydu. Bu olumsuz etki, kız çocuklarınd... Devamı

04 01 2009

Doğum Sonrası Psikoloji

Doğum Sonrası Psikoloji Bu yazı 2.320 kez okundu. Doğum öncesi hamilelik döneminde anne fiziksel ve ruhsal bir çok değişim yaşadığı gibi, doğum sonrası da daha farklı değişimler yaşar. Bu değişimler kendini; hormonal, duygusal, fiziksel ve psikolojik olarak kendini gösterir. Anne artık bebeği ile başbaşadır ve ikisi de alışık olmadıkları bir yaşam içinde birbirleri ile iletişim kurmaya çabalarlar.   Doğumdan sonraki günlerde anne bebeğine kavuşmanın verdiği mutluluğu yaşasa da; doğumun verdiği ağrılar, stresli ve uykusuz acemilik günleri, anneye zor anlar yaşatmaktadır. Bütün bunların yanında, 'acaba nasıl başedeceğim?' endişeleri duyarak, iyi bir anne olup olmayacağı saplantılarını yaşamaya başlar. Doğumdan sonra annede yaşanan rahatsızlıklar genelde, melankoli, depresyon ve psikoz olarak yaşanır. Bütün bu rahatsızlıklarda annenin çevresindeki kişilerden destek görmesi bu durumu atlatabilmesi için çok önemlidir. Doğum sonrası problem yaşayan kadınların çoğu, bu durumdan utanırlar ve sıkıntılarını başkalarından saklamaya çalışırlar. Doğum Sonrası Melankoli Kadınların çoğunluğunda görülen bu durum aslında normaldir. Doğumun bir parçası olarak düşünülebilir. İlk haftalarda yaşanan melankoli, bir kaç hafta sonra kendiliğinden kaybolur. Burada annenin ailesinden ve çevresinden aldığı destekle duruma çabuk alışması, melankolinin daha çabuk atlatılmasını sağlamaktadır. Melankoli belirtileri ise şu şekilde sıralanabilir: Uykusuzluk Halsizlik Başağrıları Aşırı duygusallık Ağlama krizleri Asabiyet Dikkat eksikliği İştahsızlık Doğum Sonrası Depresyon Yeni doğum yapmış kadınların bir kısmında görülen bu durum, melankoliden daha ciddidir ve süresi çok daha uzun sürmektedir. Hormonal değişikliklerin neden olduğu düşünülen bu depresyon geneld... Devamı

02 01 2009

Otistik çocuklar sesleri daha geç algılıyor

Otistik çocuklar sesleri daha geç algılıyorOtistik çocukların, sesleri normal çocuklardan daha geç algıladığı belirtildi.ABD’nin Philadelphia kentindeki Philadelphia Çocuk Hastanesi Radyoloji Bölümü tarafından yürütülen araştırmaya göre, otistik çocuklar sesleri normal çocuklara kıyasla saniyenin küçük bir parçası kadar daha geç algılıyor. Uzmanlara göre bu bilgi, otizmle bağlantılı olan iletişim problemlerinin sebebini açıklamaya yardımcı olabilir. Çalışmayı yürüten Timothy Roberts ve ekibinin 6-15 yaşları arasındaki 30 otistik çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada, çocuklara ses ve heceler dinletildi ve bu sırada beyinlerinin elektriksel impulsları tarafından üretilen küçük manyetik alan gözlemlendi. Özel bir cihazla beyin faaliyetleri tespit edilen çocukların, sesleri normal çocuklara kıyasla daha geç algıladıkları görüldü. Algılama süresindeki geriliğin çok küçük bir zaman dilimi olmasına rağmen, her bir sesin bu şekilde algılandığında konuşmak ya da insanların söylediklerini anlamanın büyük bir zorluğa dönüşebileceğine dikkat çeken Roberts, "Düşünün ki her bir heceyi anlamanız normalden biraz uzun sürüyor. Cümlenin sonuna geldiğinizde kafanız çok karışmış olur" diye konuştu. Söz konusu gecikmenin otizm hastalarını teşhis etmek için bir işaret olduğunu düşündüklerini belirten Roberts, "Elde ettiğimiz sonuçlar, otizmin beyindeki bir bağlantı problemi olduğu yönündeki teoriyi kanıtlayacak nitelikte" dedi. Başkalarıyla iletişim kurmada zorluk çekme olarak tanınan otizm, ABD’de her 150 çocuktan birinde görülüyor.... Devamı

31 12 2008

Gülen annenin sütü mutlu ediyor!

Gülen annenin sütü mutlu ediyor!Anne sütünde bulunan melatonin hormonunun, bebeklerde uykusuzluk, sancılanma ve alerji problemlerini azalttığı, stressiz ve bolca gülen annelerin sütünde melatonin hormonunun daha fazla olduğu bildirildi. Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selim Kurtoğlu,  yaptığı açıklamada, anne sütünün bebeğin gelişimi için büyük önem taşıdığını, anne ve bebeğin mutlu olması için doğumla birlikte yakın temas sağlanması, annenin bebeğiyle yakından ilgilenmesi ve bebeğe yeterince anne sütü verilmesi gerektiğini belirtti. Doğumla birlikte anne, bebek ilişkilerinin yeterli ve uygun sağlanması ve sürdürülmesinin hem anne, hem de bebek sağlığı açısından önemli olduğunu vurgulayan Kurtoğlu, bu ilişkinin sağlıklı yürütülmesinde anne sütünün öneminin vazgeçilmezliğine işaret etti. Anne sütünün bilinen bir dizi yararının yanı sıra, içeriğindeki melatonin isimli hormonun bazı faydalarının da ortaya çıktığını ifade eden Kurtoğlu, şunları söyledi: "Melatonin beyinden salgılanan ve insanda biyolojik ritmi sağlayan bir hormondur. Bu hormon, bebeklerde uyku düzeninin sağlanmasına yardımcı oluyor, bağırsak sancılarını önlüyor ve alerji problemlerini azaltıyor. Ancak, bebeklerde yeterli miktarda ve ritmik olarak melatonin salgılanması yaklaşık 3 aydan sonra ortaya çıkıyor. Bu nedenle, bebeklerin 3 aya kadar anne sütünden aldığı melatonin hormonunun önemi artıyor. Yapılan araştırmalara göre, bu hormon anne sütünde akşam saatlerinde gündüze oranla daha fazla artıyor. Anne sütünde bulunan melatonin hormonu, bebekler... Devamı

29 12 2008

Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir?

Kardeş kıskançlığı nasıl önlenir?  Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir.Bir çocuğun kardeşini kıskanması doğal bir duygu olarak tanımlanabilir.  Her birey özel olmak, ilk olmak, öncelikli olmak , tercih edilmek, beğenilmek isteyebilir. Karşıdaki  kardeş olsa bile bu duyguların kontrol edilmesi kişi için bazen güç olabilir. Bu duygunun bir problem olarak görülmesinden çok bu duygu ile çocuğun ya da kişinin  nasıl baş edebilmesi gerektiğini öğretmek ve anne- baba olarak yapılması gereken davranış biçimlerini öğrenmektir. Bu kıskançlıkta kardeşe duyulan yoğun öfke duyguları belirgindir. Onun daha ön planda olduğu, daha çok sevildiği, her istediğinin yapıldığı, kendisinin ikinci plana atıldığı, kendisine karşı bir haksızlık yapıldığı  ve  artık sevişmediği düşüncesi ile yalnız kalma, içe kapanma, sürekli öfke duyma ve yoğun çatışmalar ile kendini gösterir. Çocukluk döneminde kardeşin gelmesi ile tahtının sarsıldığı ve artık her şeyin eskisi gibi olmayacağı endişesi hakimdir. Bu endişenin  kontrol edilebilmesi için anne babanın ve diğer kişilerin aslında hiçbir şeyin değişmediğini ,  onun kendileri için hala özel  ve önemli olduğunu ona davranış ve konuşmaları ile hissettirmesi gerekmektedir. Bunu hisseden çocuk  rahatlayacak ve kardeşine karşı olan tüm düşmanlık duygularını kontrol edebilecektir. Doğum Öncesi Önlemler - Bebek dünyaya gelmeden önce anne ve babanın gün içerisinde  ona özel zamanlar yaratabilmesi gerekmektedir. Annem beni seviyor, babam  beni seviyor ve benimle ilgileniyor düşüncesini  hissedebilmesi gerekiyor. - Bebek dünyay... Devamı

27 12 2008

Doğum Öncesi Psikoloji

Doğum Öncesi Psikoloji Bu yazı 3.139 kez okundu. Hamilelik her kadının hayatında bir dönüm noktası. Hamile olduğunu öğrenen her kadın yeni bir döneme giriyor. Bu dönemde yaşanan fiziksel değişikliklerin yanında bir de psikolojik değişiklikler ekleniyor. Bütün duyguları aynı anda yaşayan anne adayı, kendine destek arıyor.   Bu dönemde tüm duyguların bir arada yaşanması son derece normaldir. Çünkü anne hem hamileliği hem de kendini keşfetmeye başlamıştır. Kendini farklı ve değişen bir bedende gözlemlerken, hamileliğin getirdiği fiziksel sorunları yaşarken, bir taraftan da bebekle ilgili aklında oluşan bir çok soruyla da baş etmeye çalışmaktadır. Bu durumda annenin yapması gereken tek şey; hamilelik durumunu kabullenip, tüm bu yaşanan duyguların bu döneme has olduğunu düşünmesidir. Ayrıca, bebeğin içerde kendisine bağlı yaşadığını hissetmeli, arkasına yaslanarak bunun keyfini çıkartmalıdır. İnsanlar bilmedikleri konularda daha çok telaşlanır, acemilik çeker ve sorun yaşarlar. Bu nedenle hamilelikte ilk adım yeterli bilgi edinme olmalıdır. Bilgiyi doğru kaynaktan almak kadar bilginin veriliş tarzı da önemlidir. Kontrolü kaybetmemek ve daha az sorun yaşamak için, mutlaka annenin rahat edeceği bir doktorla bu dönemi geçirmesi en iyi seçimdir. Çünkü anne adayı dokuz ay boyunca, fiziksel değişimin getirdiği rahatsızlıkların yanında, endişe, korku, telaş, kaygı ve huzursuzluğu da yaşamaktadır. Doktor dışında, daha çok bilgi alabileceği kitaplardan, internetten ve hamilelik kurslarından da faydalanabilir. Böylece daha fazla bilginin verdiği güç ve bilinçlilikle daha az telaş ve acemilik yaşanacaktır. Anne adayı, hamilelikte yaşadığı psikolojik problemler haricinde, doğum konusundaki olumsuz düşüncelerini de bu şekilde aydınlığa kavuşturabili... Devamı

25 12 2008

Hamilelikte Obezite

Hamilelikte Obezite Bu yazı 269 kez okundu. Obezite ya da şişmanlık; besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fiziksel aktivite ile tüketilen enerji miktarını aştığı durumda ortaya çıkar. Sağlığı tehlikeye sokacak kadar vücutta yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan bu hastalığın hamilelik üzerindeki etkisi de oldukça büyüktür.   Obezite, insan vücudundaki solunum ve sindirim sistemi, kalp ve damar sistemi, hormonal sistem gibi sistemleri etkileyen ve birçok önemli rahatsızlığa zemin hazırlayan bir hastalıktır. Yüksek tansiyon ve kolesterol, kalp hastalıkları, şeker hastalığı, bazı kanserler ve eklem hastalıkları obezite ile doğrudan ilişkilidir. Hamilelik öncesinde obezite problemi olan anne adaylarının hamilelikleri sırasında problem yaşama olasılıkları oldukça fazladır. Buna bağlı olarak da bebekte anomaliler dahil olmak üzere çeşitli sorunların ortaya çıkma olasılığı da yüksektir. Vücut ağırlığı ideal ağılıktan %20 ya da daha fazla artmış ise bu durum obesite olarak adlandırılmakta ve bu kilo artışı kadınlarda hormonları da olumsuz etkilemektedir. Vücut ağırlığı son derece karmaşık bir hormonal zincire bağlıdır ve hormonların özellikle hamilelik döneminde farklı çalışması anne ve bebek için sakıncalıdır. Obeziteye neden olan faktörler arasında yaş önemli bir etkendir. Yaşın ilerlemesi ile birlikte vücudun metabolizması da gittikçe yavaşlar. Yaşlandıkça kişi aynı miktarda yemek yemekten kaçınmalıdır. Ayrıca, kadınların metabolizma hızı erkeklerden düşük olduğundan daha kolay kilo alırlar. Obezite de genetik faktörler de önemlidir. Aile hikayesinde obezite olan kadınların da eğilimleri oldukça yüksektir. Kişinin yaşam tarzı, psikolojisi, fiziksel aktivitesi de obezite de etkilidir. Daha çok hareket eden, düzenli yürüy&... Devamı

23 12 2008

Bebek ve Çocuklarda Kabızlık

Bebek ve Çocuklarda Kabızlık Bu yazı 15.894 kez okundu. Kabızlık bebeklerde ve küçük çocuklarda sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Her bebeğin bağırsaklarının çalışma düzeni ve dışkılama sıklığı farklıdır. Bazı bebekler her gün kaka yapmayabilir. Bebeğin dışkısı yumuşaksa, bebek zorlanmadan kaka yapıyorsa ve aynı zamanda kilo alışı düzenli, genel durumu da iyi ise endişelenmeye gerek yoktur.   Eğer bebek normal sıklığının dışında birkaç gün kaka yapamadıysa, sert ve yoğun, zaman zaman çakıl taşı gibi dışkılıyorsa, bunu yaparken acı çekiyorsa veya kakasında kanlı izler varsa kabız olmuş demektir. Kabızlık üç günden fazla sürmüşse ve dışkıda kan görülmüşse bebek mutlaka doktora götürülmelidir. Yeni doğan bebeklerde kabızlık çok daha az görülür. Bebeğin kaka yaparken yüzünün kızarması normaldir, kabız olduğu anlamına gelmez. Genelde anne sütü alan bebekler daha sık kaka yaptıklarından kabızlık görülmez. İnek sütü alan bebekler ya da formül mama ile beslenen bebeklerde kabızlık görülme olasılığı daha fazladır. Bebek anne sütü alıyorsa ve buna rağmen bebekte kabızlık yaşanıyorsa, anne diyetinde kabızlığı önleyici besinlere öncelik verilmelidir. Bebekler ve küçük çocuklar formül mama alıyorlarsa kabızlığı önleyici mamalar tercih edilmelidir. Eğer küçük bir bebekte yine de kabızlık meydana gelirse, büyük olasılıkla yetersiz beslemeden ileri gelmiş olabilir. Bu nedenle, bebeğe yeterli miktarlarda anne sütü ya da mama verilmesi özellikle önemlidir. Kabızlık, kalınbağırsağın sonundaki kaslar sertleştiği ve kakanın normal geçişini önlediği zaman meydana gelir. Kaka bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa, o kadar sıkılaşıp kurur ve v&u... Devamı

08 12 2008

iyi bayramlar

Devamı

26 10 2008

Dubai Real Estate

Dubai Real Estate The real estate market in Dubai is one of the most successful stories in the world. Freehold ownership of selected developments in Dubai was opened to all nationalities in May 2002. Residential and commercial projects from world class construction companies have elicited tremendous response from both nationals and expatriate buyers. Freehold properties are attracting a large share of foreign ownership due to increased opportunities and quick returns on investments. Rental yields are expected to remain at high level as the freehold properties being offered are very unique on a worldwide scale and will continue to attract investors. Investing in Dubai freehold properties is a profitable deal when it comes to location, tax efficiencies, leisure, quality of life, leadership and vision, an ambition where Dubai sees itself in the future. One of the main attractions for would-be buyers is the provision of residence visas for expatriate investors and their immediate family. Dubai has one of the highest per capita construction spends in the world. Dubai is experiencing tremendous growth in real estate and tourism projects that is the most significant in the region. The growth rate exceeds that achieved by other countries in the Middle East and large parts of Europe. Dubai’s staggering construction industry is unrivaled in the Middle East with multi-million dollar projects springing into life on a daily basis. The past 10 years have seen as much development in this thriving emirate as any other city in the world, and the trend is set to continue well into the new Millennium as more and more business is channeled in from all corners of the planet. Freehold property is dominated by some of the major developers like Emaar and Nakheel. Some of their projects include The Palm in Jumeirah, Jebel Ali and Deira, Golden Mile, Dubai Marina, Meadows, Springs, Greens, Emirates Hills, Burj Dubai, Jumeirah Beach Residence, Jumeirah Lake Towers, Jumeirah Island... Devamı

14 07 2008

Capitol City Hotel cal Expo Hiotels and Lodging sacramento * Ca

Capitol City Hotel cal Expo Hiotels and Lodging sacramento * Cal Expo Hotels Accommodations * Affordable Rates Boutique Styled Accommodations Weddings Facilities Banquest Sacramento: Come enjoy our 10,000 square feet of meeting space. We can provide Wedding facilities along with business meeting space with all audio visual equipment.We can also provide complete catering for your ******** with our full bar and restaurant Meetings and Business Seminars available with several sized rooms and layouts from intimate 20 person meetings to over 1,000 people. Sports Teams and groups are welcome. Sacramento Airport: Sacramento International Airport (SMF) is your gateway to Northern California destinations and major cities across the U.S., and the world. Service is available from 14 major carriers and one commuter airline. Open 24-hours a day, 365 days a year, SMF has demonstrated its strength among other airports by adding seven new air carriers (Aloha, Mexicana, Frontier, Hawaiian, JetBlue, ExpressJet, and Air Canada) to its rosters after September 11, 2001. California Expo Fair and Events: Come and enjoy free shuttle to Cal Expo from only 2 miles away with our great affordable lodging and accommodations. Boutique styled hotel with 3 star prices with 4 star rooms and amenities. McClellan Industrial Park and Hotels and lodging:Transforming the former McClellan Air Force Base into California's Unique Corporate Community brings several assets to California's largest master planned community. The partnership that makes up McClellan Park, LLC provides a strong background in commercial real estate development, a dedication to producing only the highest quality product, and a responsiveness to the market. McClellan Park provides Sacramento with yet another great local amenity. Old Town Sacramento Information Shops and Dining and Hotels: In the mid-1960's, a plan was set forth to redevelop the area and through it, the first historic district in the West was created. Today, wit... Devamı

01 12 2008

Bebeğinizi Bezden Kurtarmanın 8 Yolu

Bebeğinizi Bezden Kurtarmanın 8 YoluHer çocuğun kendine ait bir gelişim çizgisi var. Bebeğin bezden kurtulması da çocuğun gelişim sürecine bağlı olarak değişiyor. Anne ve baba olarak size düşen en büyük görev ise; bu dönemde ona karşı anlayışlı ve sabırlı davranmak. Acele davranmadığınız takdirde onu bezden kurtarmanız zor değil. İşte size bebeğinizin bezden kurtulması için 8 altın anahtar... 1 Baskıdan etkilenmeyin! Anne baba, şu soruyla sık olarak karşılaşıyor: "Çocuğunuzun altını hala bağlıyor musunuz?". Çoğu zaman babaanneler, teyzeler ya da arkadaşlar, "Benim çocuğum daha 1 yaşındayken tuvaletini tek başına yapabiliyordu", diyerek genç annelere fark etmeden baskı yapar. Oysa ki bu baskılardan etkilenen annenin, çocuğa yapacağı zorlamalar olumsuz sonuçlar doğuruyor. Zamanından önce tuvalet eğitimine başlayan çocuk bu alışkanlığı daha zor kazanıyor. 2 Doğru zamanı bekleyin Tuvalet eğitiminin ne zaman başlanacağına dair bir kural yok. Doğru zamanlama, çocuğun hem fiziksel, hem de psikolojik olarak hazır olmasına bağlı. 12. aya kadar hiçbir çocuk mesane ve bağırsaklarını istemli olarak kontrol edemez. 12. - 18. aylarda ise çok azı kontrol edebilir. Birçok çocuk 18. - 24. aylarda tuvalet eğitimi için hazır olabilir. Bazı çocuklar ise 30. aya kadar eğitilemez. Araştırmalar, annesi tarafından sıklıkla ve zorla oturağa oturtulan, gece tuvaletini yapması için uyandırılan çocukların ortalama 28 aylıkken bezi bıraktıklarını gösteriyor. 3 Çocuğunuzu gözlemleyin Çocuğunuzun tuvalet eğitimi için hazır olup olmadığını anlamanız mümkün. İşte bazı kriterler:  •  Altı gündüzleri 2 saatten daha uzun süre ve uyandığında kuru kalıyorsa.  •  Bağırsak hareketleri düzenli ve günün belirli saatlerinde ger&cc... Devamı