bi bakın neler var burda!! bebekler hakkında bilmeniz gerekenler, netten buldu?um ve benim yapt???m bebek örgüleri ,
deniznehir 53 Takipçi | 5 Takip

Glitter Words


Kategorilerim

Sevdiğim Fotoğraflar

Gitmek İstediğim Yerler

Benim Tarzım

Okumak İstediklerim

İzlediklerim

Gezdiğim Yerler

Evim İçin

Çocuk

Yaşam

Mizah

Hobi

Sağlık

Günlük

kız bebek örgüleri

hamilelik ve anne

örgü bebek takımı

örgü teknikleri

mutfağımdan tarifler

şapkalar

bebek-çocuk sağlığı

bebek gelişimi

Diğer İçeriklerim (590)
Tüm içeriklerim

Yaşadığım sürece yaşamımda,Doğan her gün güneşim,
Gelen her gece yıldızım,
Tükenmeyen ışığım ol...
Sıcaktan bunaldığımda,
Nazlı nazlı esen yelim,
Soğuktan titrediğimde,
İçimi yakan ateşim,
İçtiğim suyum,
Aldığım nefesim,
Umudum ol...
Yüreğinle,sesinle,sevginle,
Sadece benim,benim ol...

My House on Web



Takipçilerim (53)
29 10 2008

Ateş düşürücüler alerji yapabilir!

Ateş düşürücüler alerji yapabilir!Yaşamın ilk yılında ateş düşürücü olarak kullanılan asetominofen etken maddeli ilaçların astım gelişimi riskini arttırabileceği belirtildi. Araştırmada ayrıca bu çocukların aynı zamanda rino-konjonktüvit ve egzema gibi alerjik hastalıklara yakalanma risklerinin de arttığı bulgusuna ulaşıldı. Sağlık Araştırmaları Sitesi’nde yer alan araştırmaya göre, yaşamın ilk yılında ateş düşürücü olarak kullanılan asetominofen etken maddeli ilaçların astım gelişimi riskini arttırabileceği belirtildi. Araştırma bulguları 31 ülkeden 205 bin 487 çocuktan elde edildi. Araştırmacılar yaşamın ilk yılında asetominofen içeren ateş düşürücüleri kullanan çocukların 6-7 yaşlarına geldiklerinde astım olma olasılıklarının yüzde 46 oranında arttığını buldular. Araştırmanın sonucunda bu çocukların aynı zamanda rino-konjonktüvit ve egzema gibi alerjik hastalıklara yakalanma risklerinin de arttığı bulgusuna ulaşıldı. Araştırma sonuçlarına göre, asetominofen içeren ateş düşürücü ilaçların çocuklarda sadece yüksek ateş durumunda kullanılması gerektiğini kaydedildi. Acetominofen içeren ilaçların dünya genelinde ateş düşürücü olarak tercih edildiğini belirtilerek, bu ilacın gereksiz kullanımı konusunda uyarıda bulunuldu... Devamı

27 10 2008

Çocuklarda kilo artışına dikkat!

Çocuklarda kilo artışına dikkat!İlkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70’inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığı bildirildi.Ege Üniversitesi (EÜ) Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Çiçek Fadıloğlu, ilkokul döneminde şişman olanların yüzde 25’inin, gençlik döneminde şişman olanların ise yüzde 70’inin erişkin yaşlarda da şişman kaldığına dikkati çekti.  Prof. Dr. Fadıloğlu, yaptığı yazılı açıklamasında, tüm dünyada artışgösteren obezitenin, önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 400 milyonun üzerinde obez ve 1 milyar 600 milyon civarında hafif şişman birey bulunduğunu aktaran Fadıloğlu, söz konusu rakamların 2015 yılında 700 milyon ve 2 milyar 300 milyona ulaşmasının tahmin edildiğini, obezitenin giderek artmasının, "obezite salgını" olarak adlandırıldığını belirtti. Dünyada en yüksek obezite oranının ABD’de gözlendiğini, ülkede 20 yaş ve üstü bireylerde obezite oranının yüzde 55’e ulaştığını, Rusya’da erişkinlerin yüzde 54’ünün, Brezilya’da yüzde 36’sının, Malezya’da ise yüzde 27’sinin fazla kilolu olduğunu aktaran Prof. Dr. Fadıloğlu, açıklamasında şunları dile getirdi: "Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre obezite sıklığı yüzde 22,3 olarak bulundu. Bu araştırmada kadınların yüzde 25,6’sı, erkeklerin yüzde 12,9’u şişman olarak nitelendirildi. Obezite, genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimi sonucu ortaya çıkan, tüm dünyada sıklığı giderek artan ve yaşam kalitesini&... Devamı

25 10 2008

Sezaryenle doğumda patlama

Sezaryenle doğumda patlama 06 Ekim 2008 10:26Sağlık Bakanlığı, Türkiye'nin aralarında bulunduğu birçok ülkede sezaryenle doğum oranlarında artış olduğunun belirlendiğini açıkladı. Bakanlık olması gereken oranı da açıkladı. <!-- google_ad_client = "pub-0922605440836250"; /* 234x60, oluşturulma 22.09.2008 */ google_ad_slot = "6678622244"; google_ad_width = 234; google_ad_height = 60; //--> window.google_render_ad(); Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Genel Müdürlüğü Kadın Sağlığı ve Aile Planlaması Daire Başkanı Dr. Rukiye Gül, geçen yıl hastanelere kayıtlı 1 milyon 126 bin canlı doğum yapıldığını, bu rakamın yüzde 42,5'inin sezaryen, yüzde 57,5'inin normal doğum olduğunu bildirdi. Gül, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin aralarında bulunduğu birçok ülkede sezaryenle doğum oranlarında artış olduğunun belirlendiğini söyledi. Sezaryenin ilk başlarda anne adayının hayatını kurtarmak için ''umutsuz'' yapılan bir ameliyat, sonralarında bebeğin yaşamını kurtaracak ''düşük riskli bir operasyon olduğunu ifade eden Gül, şimdilerde ise tıbbi zorunluluğun dışında ''anne adayının istediği ve hekimin hayatını kolaylaştıran bir tercih'' olduğunu kaydetti. Normal doğumun doğal ve fizyolojik bir süreç, sezaryenin ise gerektiğinde kullanılması gereken bir ameliyat olduğunu ifade eden Gül, normal doğumdan hemen sonra bebek ile doğrudan tensel ve duygusal iletişim mümkünken, sezaryende bu ilişkinin ertelendiğini belirtti. Gül, annenin normal doğumdan sonra daha kısa sürede iyileştiği için günlük yaşama geçişinin çok hızlı olduğunu, sezaryenden sonra bu sürecin daha fazla zaman aldığını; normal doğumda annenin kanama, enfeksiyon, organ ve doku hasarı, pıhtı oluşumu riskinin sezaryene göre daha düşük ve ... Devamı

22 10 2008

Sabun Nasıl Temizler?

Sabun Nasıl Temizler?(Bu yazı toplam 2486 defa okundu)Aslında sabun bir antiseptik, yani mikrop öldürücü değildir. Normal bir deri üzerinde, ölü deri hücreleri, kurumuş ter, çeşitli bakteriler, yağlı ifrazatlar ve toz vardır. Sabunun özelliği, mekanik olarak derimizin üzerinden bunların alınmasını sağlamasıdır. Suyu ve yağı (ne yağı olursa olsun) aynı kaba koyarsanız birbirlerine hiç karışmazlar aksine su ve yağ molekülleri arasında birbirlerini iten bir güç vardır. Elimizi sadece su ile yıkadığımızda, derimizin üzerindeki yağ tabakası, suyun derimize temasına mani olur, onu dağıtır ve tam anlamı ile temizlik sağlanamaz. İşte burada sabun devreye girer ve aracılık rolünü üstlenir. Sabunun bilinen tarihi 2000 yıldan da öncesine uzanır. Hatta Anadolu da 4000 yıl evvel Hititlerin yaktıkları bitkilerin külleri ile ellerini temizledikleri bilinmektedir. Sabun, tarihinin her döneminde ucuz ve kolay bulunabilen malzemelerden yapılmıştır. Romalılar sabun yapabilmek için, kireç taşını ısıtarak kireç elde etmiş, bu ıslak kireci sıcak ağaç külleri üzerine püskürtüp sonra da karıştırmışlardır. Oluşan gri çamuru sıcak su dolu bir kazana dökerek keçi yağı ile saatlerce karıştırarak kaynatmışlardır. Kirli kahverengi kalın bir tabaka oluşunca, soğumaya bırakmışlardır. Soğuma sonucu sertleşen tabakayı parçalara bölerek sabun olarak kullanmışlardır. Her sabun kireç gibi bir alkali madde ile bir çeşit yağın karışımıdır. Günümüzde alkali olarak kireç yerine genellikle kostik soda (NaOH) kullanılıyor. Keçi yağı yerine de, sığır ve koyun yağlarından elde edilen don yağları, hurma, pamuk çekirdeği ve zeytinden elde edilen yağlar kullanılıyor. Alkali ve yağdan meydana gelen sabun da anne ve babasının özelliklerini taşır. Yani bir taraftan ... Devamı

20 10 2008

Doğum sonrası siz de kendinizi gergin hissediyor musunuz?

Doğum sonrası siz de kendinizi gergin hissediyor musunuz? Doğum yaptıktan sonra annelerin çoğu psikolojik bir çöküntü yaşayabiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Berfu Günel Akbaş, bu durumun kadınların neredeyse % 80’ inde görüldüğüne dikkat çekiyor. Gerginlik, yeni doğum yapmış her kadının sorunudur... Yeni anne adayları psikolojilerindeki bozulmadan rahatsız olsalar da çoğunlukla önüne geçmekte zorlanırlar. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Berfu Günel Akbaş, “Annelik Hüznü” olarak adlandırılan bu durumun çok normal ve geçici olduğunu vurguluyor. Yrd. Doç. Dr. Akbaş, kadının vücudundaki değişikliklerin psikolojisine de yansıdığını belirterek doğum sonrası kadındaki psikolojik bozulmayı şöyle anlatıyor: “Doğum sonrası psikiyatrik rahatsızlıklar genel olarak kadınların % 80’ inde görülür. Bunun en büyük oranını doğum sonrası annelik hüznü dediğimiz dönem oluşturur. Annelik hüznü, doğumun ilk günlerinde ortaya çıkar. Kolay ağlama, uykusuzluk, bir takım evhamlar, neşe, öfke gibi belirtileri olur. Annelik hüznü dediğimiz durum bir ayı geçerse doğum sonrası depresyon adını alır. Bu daha ciddi bir durumdur. Çünkü doğum sonrası depresyonun tedavi edilmemesi intihar riskini yükseltir. Bir de doğum sonrası psikoz dediğimiz bir durum vardır. Orada da annenin gerçeklikle ilgisi kopar, bir takım halüsinasyonlar görür, çocuğunun hastalıklı olduğunu şeytan olduğunu ya da peygamber olduğunu düşünebilir..” Sabırla Beklemek Lazım Doğum sonrası psikiyatrik bozuklukları tetikleyen nedenlerin çok da kesin olarak açıklanamadığının altını çizen Yrd. Doç. Dr... Devamı

17 10 2008

Emzirme Teknikleri Ve Meme Verme Yöntemleri Emzirme Teknikleri V

Emzirme Teknikleri Ve Meme Verme Yöntemleri Emzirme Teknikleri Ve Meme Verme Yöntemleri Yaşamın ilk 4-6 ayında bebeklerin sadece emzirilmeleri en üstün beslenme şeklidir. Emzirmenin etkili bir şekilde başlaması ve sürdürülmesi için en ideal ve doğal olanı ; • Doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konması yoluyla tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır ( bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir ). • Anne memesinde kalma süresi bebeğe bırakılmalıdır. • Bebekle annenin devamlı bir arada aynı odada kalmaları sağlanmalıdır. • Bebeğin canı her istedikçe gece-gündüz sık olarak istediği sürece emzirilmelidir. • Bebeğe tıbbi bir zorunluluk olmadıkça emzirme başka hiçbir şey verilmemesi, eğer tıbbi zorunluluk nedeni ile ek besin verilecekse ilk olarak kolostrumu emmesinin sağlanmalıdır. • Anneye bebeğinin sağlıklı ve harika bir bebek olduğunun müjdelenmesi varsa kaygılarının giderilmesi, yanında cansıkıcı konuşmalar yapılmaması, kalabalık ziyaretlerin önlenmesi ve ziyaret sürelerinin kısa tutulması sağlanmalıdır. • İlk 2-3 gün sütün miktarının az olacağı, bunun kolostrum olduğu ve bebek için çok özel anlamlar taşıdığı, daha sonra sütün bollaşarak geleceği, bebeğin doğumdan önce kendisinde hazırlanan su ve yağ rezervleriyle bu süre içinde hiçbir sorun yaşamıyacağı ayrıca bebeğin metabolizmasının bu dönemde çok özel olduğu, bu sürecin doğadaki tüm memelilerde aynı şekilde yaşandığı vb açıklamalarla annenin kendin... Devamı

15 10 2008

gebelik oluşma şansının en yüksek olduğu günleri kolayca hesapla

gebelik oluşma şansının en yüksek olduğu günleri kolayca hesaplayın http://www.gebelik.org/dosyalar/prek...ilitecalc.html arkadaşlar ben hamileliğimin başlangıcından itibaren bu siteyi dikkatle takip ettim bebeğimin gelişimini izledim mutlaka sizlerde takip edin şiddetle öneriyorum Devamı

13 10 2008

Bademcik İltihabı

Bademcik İltihabı Bu yazı 10.130 kez okundu. Kış şartlarında, özellikle çocuklarda yoğun bademcik sorunları yaşanmaktadır. Bademcikler ağzın arka tarafında dil kökünün her iki yanında yerleşmiş lenf bezleridir. Başlıca görevleri vücudu enfeksiyonlara karşı korumaktır.   Bademcik ve geniz eti stratejik olarak dışardan gelen enfeksiyonları yakalamak üzere solunum yolunun girişine yakın yerleşmişlerdir. Boğazın iki yanındaki bademcikler, genizeti ve dil kökü bademcikleri boğaz ve geniz bölgesini sararak mikroplara karşı bir bariyer oluşturur. Bu bir filtre olmaktan çok mikroplarla temas halinde "immunoglobulin" denilen maddeleri salgılayarak mikroplarla mücadeleyi başlatır. Çocuk döneminde bademcik ve geniz etinde en sık görülen problemler iltihaplanmalar ve aşırı büyümedir. Bademciklerin tekrarlayan iltihapları çocukları ciddi anlamda etkilemektedir. İltihabın bademcikten başka bütün boğaza yayılmasına "anjin" denir. Bademciklerde tümör de oluşabilir, ancak nadirdir. İltahapla beraber, bademciklerin çevresinde abseler, kızarıklık ve kötü ağız kokusu oluşur. Şiddetli boğaz ağrısı ile birlikte bademciklerin şişmesi yutma ve yutkunma güçlüğüne sebep olur. Ayrıca, bademciklerdeki aşırı şişme beslenme ve solunum güçlüğüne de neden olabilir. Belirtileri : boğaz ağrısı ateş halsizlik üşüme-titreme nefes almada sıkıntı burun tıkanıklığı geniz akıntısı kusma kırmızı ve şiş boğaz ve bademcik beyaz noktalarla kaplı bademcik tekrarlayan kulak iltihapları ağızdan soluk alıp verme horlama, uyku bozukluğu Teşhis : Doktorlar teşhis koyabilmek için; hastanın kulağı, burnu ve boğazıyla ilgili sorunlar hakkında bilgi alır ve muayene yapar. Sorgulama sonrasında mikrobik kültürler, röntgen filmi ve kan testleri isteyebilir. Muayene ile aynı z... Devamı

11 10 2008

Çocuklara İlkyardım

Çocuklara İlkyardım Bu yazı 5.723 kez okundu. Bebekler emeklemeye ve yürümeye başladığı andan itibaren, bir çok tehlike onları bekler. Yutulan yabancı cisimler, yaralanmalar, zehirlenmeler, yanıklar, kesikler gibi acil durum gerektiren olaylarla karşılaşmak an meselesidir. Kendilerine nelerin zarar vereceğini bilemeyen çocuklar, sürekli gözaltında olmadığı zamanlarda çeşitli kazaları kolaylıkla yaşayabilirler.   Acil bir durumda, doğru müdahale etmek hayati önem taşır. Bir çok yetişkin olay anında ne yapılması gerektiğini bilmediğinden hiçbir girişimde bulunmamakta ya da yanlış uygulamalar nedeni ile kalıcı sakatlık ve ölümlere neden olmaktadırlar. Yaralanmalar Bir çok deri yaralanmalarında genellikle tetanoz gündeme gelir. Ayrıca, deri altına ulaşan kesikler büyük sinir ve damarları keserek yoğun kanamalara sebep olabilir. Küçük kesiklerde yapılması gereken, kesik bölgeyi su ve sabunla temizlemektir. Bol su ile yıkayarak, kesik bölge içindeki yabancı maddeler temizlenmelidir. Daha sonrasında steril bir bandaj ile sarılmalıdır. Büyük kesiklerde ise, gazlı bez ya da temiz bir tülbent ile kesik bölgeye kanama duruncaya kadar bastırılmalı ve yaralanan bölge kalp seviyesinden yukarda tutulmalıdır. Kanama durunca, doktorunuzun önerdiği antiseptik solüsyonlar uygulanmalı ya da duruma göre doktora aranmalıdır. Derin ve durdurulamayan kanamalarda ise kesik üzerine pansuman koyup, sargı bezi ile sarılıp acilen doktora gidilmelidir. Dudak ve ağız yaralanmalarında, ağız su ile temizlenmeli ve kanamayı durdurmak için buz torbası uygulanmalıdır. Bu yaralanmalar genelde çabuk iyleşir. Kanama on dakika içinde durmazsa doktora başvurulmalıdır. Eğer yaralanma, boğazın arka kısmındaysa, delici bir cisim nedeniyle oluşmuşsa ve kanama 5-10 dakika içinde durmamışsa... Devamı

08 10 2008

Hamilelikte Yolculuk

Hamilelikte Yolculuk Bu yazı 254 kez okundu. Anne adayları hamile oldukları andan itibaren kendilerini bir çok aktiviteden uzak tutmaya çalışır. Oysa bu psikoloji içinde yaşamak hem kendisini hem de bebeğini strese sokmaktadır. Özellikle yolculuk yapmak ya da seyahate çıkmak bu konulardan biridir.   Hamilelikler normal yaşantıda ciddi değişiklikler gerektirmemeli, bu dönemde bir çok kısıtlamalara gidilmemelidir. Burada önemli olan tek şey, sağlıklı ve güvenli yolculuklar için biraz dikkat ve özen göstermektir. Ayrıca yolculuk konusunda anne kendini hazır hissetse de, mutlaka doktoruna danışmalı ve yolculuğu için ondan onay almalıdır. Doktor çıkılacak yolculuğun bebek için ya da sizin için sağlıklı olmayacağını düşünebilir. Hamilelik 6. aya kadar rahat bir şekilde geçtiği için bir çok doktor bu aya kadar, anne adaylarının yolculuklarını kısıtlamamaktadır. Eğer ilk aylarda mide bulantıları, halsizlik ve baş dönmeleri yaşanmıyorsa, hamilelikte ters giden bir şey yoksa, anne ve bebeğin sağlığı iyiyse, rutin kontrollerde olumsuz bir durum göze çarpmıyorsa yolculuk sakıncalı bir durum değildir. Aksine bu aylarda yani ikinci trimester zamanında, düşük olasılığı azalmış ve hamileliğe alışılmıştır. Gezmek, dolaşmak ve hamileliğin keyfine varmak için tam zamanı denebilir. Bütün bunların yanısıra, hamilelikte yolculuğa çıkmanın bazı gereklilikleri de vardır. Anne adayının mutlaka bebeğinin ve kendisinin rahatını düşünmesi gerekmektedir. Hamileliği zorlayıcı durumlardan kaçınmalıdır. Bütün önlemleri almalıdır ve yolculuk ile ilgili çıkabilecek problemleri düşünerek hareket etmelidir. Yolculuğa çıkarken mesafenin uzun olmaması en önemli konulardandır. Uçakla, arabayla ya da trenle çıkılan seyahatlerin kaç s... Devamı

28 10 2008

bebek botları

Devamı

12 10 2008

böyle atkı gördünüz mü?

çocukları şenlendirelim mmii.... eminim sizde beğendiniz buyrun model kolay gelsin.. Devamı