yenidogan bebekler icin bilgiler - bi bakın neler var burda!! bebekler hakkında bilmeniz gerekenler, netten bulduğum ve benim yaptığım bebek örgüleri , hamilelik daha neler var nelerr - Blogcu



ANLATAMIYORUM GALİBA BAZI ZİYARETÇİLERE KEŞKE YAPILIŞLARINI BİLSEM MODELLERİN :( YOKSA PAYLAŞMAZMIYIMMM !!!!




Sana doğru bir kelebek uçurdum, dağları denizleri aştı seni buldu, yanağına ufacık bir öpücük kondurdu.

Hissettin mi?

HOŞGELDİN bebeğim!!!

bi bakın neler var burda!! bebekler hakkında bilmeniz gerekenler, netten bulduğum ve benim yaptığım bebek örgüleri , hamilelik daha neler var nelerr


20/2/2009 - 5 'acayip' normallik!

5 'acayip' normallik!




Kıpkırmızı, şiş vücutlu, kocaman kafalı... Kucağınıza aldığınız miniğin, fotoğraflarda imrenerek baktığınız bebeklerden biri olmasına vakit var.

Kıpkırmızı, şiş vücutlu, kocaman kafalı... Kucağınıza aldığınız miniğin, fotoğraflarda imrenerek baktığınız bebeklerden biri olmasına vakit var. Şimdilik o, 'acayip' bir güzel! Ama emin olabilirsiniz ki, bir kaç hafta sonra hayaliniz gerçek olacak. Bu dönemde 'acayip' güzelin özelliklerinden hangisinin normal olduğunu öğrenmeye çalışın yeter!

 Yenidoğan bebeğiniz, hamileliğiniz boyunca özenerek baktığınız bebek fotoğraflarına benzemiyor mu? Aldırmayın! 6 hafta sonra, o kartpostallardaki muhteşem bebeklere benzemeye başlayacak. Siz bu dönemde yenidoğanın 'acayip' normal hallerini bilin yeter. Çünkü bebeğinizi tanımanız, anneliğe uyum sağlamanızı kolaylaştıracak.

1. Zayıf mı toraman mı?

Eğer bebeğiniz miyadında doğmuşsa kilosu, 3.000-3500 gram arası olacaktır. Eyvah, benimki daha zayıf diyorsanız, üzülmeyin! Çünkü normal alt sınırın 2 bin 500 gram olduğu kabul ediliyor. Tabii üst sınır olarak kabul edilen 4000 gramdan fazlaysa, toraman bir bebeğiniz var demektir.

2. Selvi boylu mu?

Uzun boylu bir bebek olup olmayacağına karar vermek için çok erken. Bebeklerin boyu 1 yaşından sonra genetik kodlarına göre uzar. Zamanında doğmuş bir bebeğin 50 cm civarında olacağını bilmeniz yeterli. 2 santim kısa ya da 2 santim daha uzun olması da normal kabul ediliyor.

3. Kafası çok mu büyük?

Yanılmıyorsunuz. Kesinlikle haklısınız! Bebeklerin beden oranı yetişkinlerden farklı. Başı bedenine göre daha büyük. Zaman içinde oranı değişse de bu büyüklük, çocukluk çağında da devam edecek. Ama şimdilik siz, yenidoğanların baş çevresinin ortalama 35 cm. normal ölçü aralığının ise 33-37 cm olmasının normal kabul edildiğini bilmelisiniz.

4. Yumurta kafa mı? Sipsivri ya da tostoparlak...

Bebeğinizin başının görünümü, doğum şekline göre değişebilir. Sezaryenle dünyaya gelen bebeklerin başı, genellikle yuvarlak görünümdedir. Bazı normal doğumla dünyaya gelen bebeklerin ise kafası sivridir. Bunun nedeni; doğum kanalının biraz dar olmasından başka bir şey değil. Ama sakın öyle kalacak sanmayın. Yatış pozisyonuna dikkat ederseniz birkaç ay içinde yumurta kafalı bir bebeğiniz olur.

5. Başı çok yumuşak!
Tepesinde, saçlı derinin hemen altındaki yumuşak kısımları fark ettiniz: Elinizle dokunduğunuzda sanki kalp atışını hissediyorsunuz. Bu oluşumların ismi, 'Bıngıldak'. Bıngıldakların çapları bebekten bebeğe farklılık gösterir ve kafasının arka kısmında bulunan küçük, arka bıngıldaklar 2-6 ay arasında kapanır. Kafanın tam üstünde bulunan büyük bıngıldağın kapanması 18 aya dek sürer. Sizin yapmanız gerekense, çarpmalardan korumak. Yıkamaktan ve kurulamaktan zarar görmeyeceğini bilmelisiniz.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


18/2/2009 - Bebeğinizin İlkleri

Bebeğinizin İlkleri




Minik bir bebeğin anne ya da babasına ilk gülümsediği an herhalde anne baba için en unutulmaz andır. Bebeğin ilk yılı heyecan verici birçok gelişmeyle doludur. anne baba bebeğin her hareketini takip eder.

Minik bir bebeğin anne ya da babasına ilk gülümsediği an herhalde anne baba için en unutulmaz andır. Bebeğin ilk yılı heyecan verici birçok gelişmeyle doludur. anne baba bebeğin her hareketini takip eder. İlk gülücük, ilk el çırpma hatta bebeğin önce kimin adını söyleyeceği anne baba arasında sevimli bir çekişmeye dönüşebilir.

İlk Esneme: Bebekler doğum sonrası sık sık kocaman esnerler. Bunlar refleks hareketlerdir ve bebeğin ciğerlerine bol bol oksijen gitmesini sağlar. Bu özellikle bebeğin sizin vücudunuzdan bağımsız olarak yaşamayı öğrendiği dış dünyadaki ilk günlerinde onun için son derece önemlidir.

İlk Gözgöze Temas: Bebeklerin görme duyusu doğum sonrasında son derece kısıtlıdır. Altı-sekinci haftalarda, kendisine gülen bir yüze gülerek cevap verir. Anneyle bebek arasında göz temasıyla kurulan bu bağ, bebeğin yaşamının ilk günlerinden itibaren onu hayata bağlayacak bir bağın oluşması açısından çok önemlidir.

İlk “Agu” lar: anne babaların heyecanla bekledikleri gelişme bebeklerinin ne zaman konuşacağıdır. Uzmanlar bebeğin dilini geliştirebilmesinde ailenin iletişiminin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Aile onunla ne kadar ilgiliyse, bebek o kadar fazla agucuk, gugucuk yapar. Bebekler 3-6 ay arası ilk agu seslerini çıkartarak konuşmaya adım atar. Ardından önce sesli sonra sessiz harfleri kullanmaya başlarlar. Altıncı ayda iki heceli ‘baba’, ‘dada’ gibi sesleri çıkartabilirler. Bebeğin dil gelişiminde derece derece uzunluğu artan cümleler, çocuk 6 yaşına gelene kadar gelişmesini sürdürür. Bu gelişme çocuktan çocuğa farklılık gösterir.

İlk Tebessüm, İlk Gülücükler: Minik bebeğinin gülücükleri etrafındakiler için sevinç kaynağı olur. Bebeğin bilinçli gülüşleri dört ve yedinci aylar arasında olur. O etrafında tanıdığı ve alıştığı yüzleri görünce, gülücüklerini bol bol dağıtacaktır. Bebeğin bu gülüşleri onun merhabası haline gelir.

İlk Dişler: Bebeğiniz etrafa gülücükler saçtığında ağzını süsleyen iki minik diş onu daha da sevimli yapar. Bebekler, çıkmaya hazır dişleriyle dünyaya gelirler. Bu dişler, bebek yaklaşık 5-7 aylık olduktan sonra diş etlerini yararak ortaya çıkarlar. İlk dişin çıkışı bebekten bebeğe farklılık gösterebilir. Bu ilk dişlere süt dişleri ya da bebek dişleri denir.

İlk Adımlar: Bebeğinizin kendi başına ayakta durmayı öğrenip yürümesi hem sizin için hem de onun için son derece heyecan verici bir gelişmedir. Altıncı aydan itibaren iyice hareketlenen bebeğiniz, bir yerden bir yere sürünerek ya da yuvarlanarak emeklemeye çalışır. Onuncu aydan itibaren de kendini bir eşyadan diğerine iterek ve yana doğru adımlar atarak yürümeyi denemeye başlar. Bu onun sıralama dönemidir. Ayakta durmayı fazla dengeli olmasa da birkaç küçük adım izler. Bebekler 9-15 ay arası yürümeyi başarır. İlk adım, dikkatleri tamamen bebeğin üzerine çeker ve bu ilgiden çok hoşlanırlar. Her bebek, yürümeye kendi gelişim yapısına uygun zamanda başlar.   Yenidoğan Bebeğinizi Rahatlatan Müzikler 
Kolik albümü ; sürekli ağlayan yenidoğan bebeklerin sakinleşmesi ve uykuya geçmesi için özel frekanslardan oluşuyor 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


5/11/2008 - Yenidoğan Bebeklere Bakım Kılavuzu

Bebeğinizin Bakımı
 Yenidoğan Bebeklere Bakım Kılavuzu

Yeni doğan döneminde doğru bakım bebeğin genel sağlığı üzerinde önemli etkileri olan bir süreç. Bu sebepten yeni anne – baba olanlar ciddi bir endişe yaşıyorlar. Bu bölümde yeni doğan bebeğin bakımında dikkat edilmesi gereken noktaları bulabilirsiniz.

Cilt Bakımı

Bebeğin en büyük organı cildi olduğundan cilt bakımı ve hijyen konusunda annelere önemli iş düşer. Yenidoğan bebeklerin cildi çok hassas ve incedir. Kolayca zedelenebilir.Cilt bütünlüğünün bozulması bebek için enfeksiyon riski oluşturur.Özellikle doğumu takip eden günler içinde bebek cildi kuru, kabuksu bir hal alabilir, soyulabilir. Bu dönemde nemlendirici bebe yağı veya losyonların kullanımı uygun olur. Bebe yağları ıslak cilde sürülerek uygun nemlenme sağlayabilirler. Bebeğin cildiyle direkt temas eden giysiler pamuklu kumaşlardan seçilmeli ve temizliğinde deterjan kullanılmamalıdır.

Alt Değiştirme
Yeni doğan bir bebek günde ortalama 6 defa altını ıslatır. Bebeğinizin bezini altı ıslanır ıslanmaz değiştirin. Pişik oluşumunu engellemek için bezini sık sık değiştirmekte fayda var. Pişik olduğu takdirde uygun bir pişik kremi kullanabilirsiniz. Kız çocuklarının altını temizlerken yukarıdan aşağıya doğru silinmelidir.
Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerin dışkıları sarıdan yeşile kadar çeşitlilik gösterir. Bebeğinizin ilk ayında dışkı sayısı fazladır (günde 6–8 kez). Anne sütüyle beslenen bebeklerin dışkıları da cıvık olur. Erkek bebeklerde, sünnet derisini geriye çekip temizlemeye çalışmayın.
Göbek Bakımı

Göbek kordonu kuruyup ayrılana kadar %70 alkol veya mersol solusyonu ile göbek bakımı yapılır. Kordon dokusu ağrısızdır. Göbek düştükten sonraki 1-2 gün bakıma devam edilmeli, eğer sızıntı, akıntı ya da kanama varsa doktora danışılmalıdır.

Bebeğinizin Banyosu

Banyo bebek bakımında önemli yer tutar. Sağlıklı yeni doğanlar doğdukları ortam koşullarına göre ilk 24 saat içinde yıkanabilirler. Evde her gün ya da gün aşırı yıkanabilirler. Göbek düşene kadar kaynatılıp soğutulmuş akar su altında yıkanması uygun olur. Göbek düştükten 2-3 gün sonra küvette normal banyo yapılabilir. Banyo suyu sıcaklığı vücut ısısında (36-37 derece), ortam  ısısı 24-25 derece olmalıdır. Banyo öncesinde tüm eşyalar hazırlanmalı, bebeğin ısı kaybetmesi önlenmelidir. Banyo emzirmeden önce yaptırılırsa kusma açısından daha güvenli olunur. Gazlı ve huzursuz bebeklerde akşamüstü banyoları geceyi daha rahat geçirmeyi sağlayabilir. Banyoda kullanılacak şampuan ya da sabunlar doğrudan bebeğe sürülmemeli, bir sünger ya da elde köpürtülerek bebeğe aktarılmalıdır. Bu durulamayı kolaylaştırır. Banyo sonrası cildin ve özellikle kıvrım yerlerinin iyi kurulanmasına, pişik ve tahrişleri önlemek açısından dikkat edilmelidir.  

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


17/10/2008 - Emzirme Teknikleri Ve Meme Verme Yöntemleri Emzirme Teknikleri V

Emzirme Teknikleri Ve Meme Verme Yöntemleri
Emzirme Teknikleri
Ve
Meme Verme Yöntemleri


Yaşamın ilk 4-6 ayında bebeklerin sadece emzirilmeleri en üstün beslenme şeklidir. Emzirmenin etkili bir şekilde başlaması ve sürdürülmesi için en ideal ve doğal olanı ;
• Doğumdan hemen sonra bebeğin çıplak olarak annenin çıplak göğsüne konması yoluyla tensel temasın sağlanması ve emmeye hazır olduğunu belli eder etmez emzirilmesidir. Bu mümkün değilse en geç 1 saat içinde anne göğsüne konarak aynı şekilde emzirilmesi sağlanmalıdır ( bebeğin emmeye en istekli olduğu ilk 1 saat geçirilirse bebek uzunca bir süre isteksizlik duyar ve ilk emzirme çok gecikebilir ).
• Anne memesinde kalma süresi bebeğe bırakılmalıdır.
• Bebekle annenin devamlı bir arada aynı odada kalmaları sağlanmalıdır.
• Bebeğin canı her istedikçe gece-gündüz sık olarak istediği sürece emzirilmelidir.
• Bebeğe tıbbi bir zorunluluk olmadıkça emzirme başka hiçbir şey verilmemesi, eğer tıbbi zorunluluk nedeni ile ek besin verilecekse ilk olarak kolostrumu emmesinin sağlanmalıdır.
• Anneye bebeğinin sağlıklı ve harika bir bebek olduğunun müjdelenmesi varsa kaygılarının giderilmesi, yanında cansıkıcı konuşmalar yapılmaması, kalabalık ziyaretlerin önlenmesi ve ziyaret sürelerinin kısa tutulması sağlanmalıdır.
• İlk 2-3 gün sütün miktarının az olacağı, bunun kolostrum olduğu ve bebek için çok özel anlamlar taşıdığı, daha sonra sütün bollaşarak geleceği, bebeğin doğumdan önce kendisinde hazırlanan su ve yağ rezervleriyle bu süre içinde hiçbir sorun yaşamıyacağı ayrıca bebeğin metabolizmasının bu dönemde çok özel olduğu, bu sürecin doğadaki tüm memelilerde aynı şekilde yaşandığı vb açıklamalarla annenin kendine ve emzirmeye güveni sağlanmalıdır..
• Biberon emziğinin tekniği çok farklı olduğu için tıbbi zorunluluk nedeniyle ilave bir şeyler verilecekse kaşıkla verilmelidir.
• Anne ve babanın, en kısa sürede, hiç değilse birkaç dakikalığına da olsa yenidoğan bebekleriyle odada başbaşa bırakılmalarının sağlanmalıdır.
• Doğum öncesi yazılan reçetelere; biberon, emzik, hazır mama gibi kafa karıştırıcı ve yanlışa yönlendiren şeyler asla yazılmamalıdır.
• Doğum odaları, koridorlar, hemşire deskleri, lohusa odaları, duvarlar vb gibi yerlerde mama reklamına yönelik ve mamayı çağrıştıracak hiçbir döküman bulundurulmamalıdır.
• Mama firması elemanlarının annelere, broşür, numune mama ve hediyeler vermesine engel olunmalı, evlerine hediye adı altında tanıtıma yönelik materyal göndermelerinin önüne geçmek için hiçbir firmaya veya elemana doğum yapanların ev adresleri verilmemelidir.
• Gelişimi normal süren bir bebeğe yaşamın ilk 4-6 ayında başka hiçbir ek besin (su dahil) verilmemelidir.
Doğru Emzirme Tekniği Nasıl Olmalıdır?
Emzirmenin başarı ile sürdürülmesi için emzirme sırasında :
• Annenin sakin gürültüsüz bir ortamda rahat oturması sağlanmalıdır. Fiziksel rahtlama süt salınması refleksinin işlerliği için gereklidir.
• Bebeğin kollarının ağız-meme temasını önlememesi sağlanmalıdır.
• Emzirmeye başlamadan önce bebeğin burnunun açık olup olmadığı kontrol edilmeli, açık değilse temizlenmelidir.
• Anne, meme başını bebeğin yanağına dokundurarak arama refleksini uyarıp bebeğin kendisinin meme başını bulmasını sağlamalı.Bebeğin başını memeye doğru iterek veya meme başını zorla ağzına vererek emzirmeye çalışmak bebeğin sinirlenerek emmeyi reddetmesine neden olabilir.
• Emme sırasında meme başının tamamı ve areolanın ( meme başı çevresindeki koyu renkli bölge ) büyük bir kısmının bebeğin ağzında olması sağlanmalıdır. Anne serbest olan elinin baş ve işaret parmağı üstte areola kenarında diğer üç parmağı areolanın altında olacak şekilde memeyi tutmalı ve hafifçe bastırarak hem sütün kanallara akışını kolaylaştırmalı hemde bebeğin burnunun memeye gömülmesini engelleyerek rahat nefes almasını sağlamalıdır.
• Emzirme sonunda memeyi zorlayarak bebeğin ağzından çekmek meme başına zarar verebilir. Anne küçük parmağını yandan bebeğin ağzına doğru iterek emmeyle oluşan negatif basıncı ortadan kaldırırsa memeyi rahatça çekebilir.

Emziren Anneler Meme Bakımını Nasıl Yapmalılar? Nelere Dikkat Edilmeli?

Bebeğinizi emzirmeyi seçseniz de seçmeseniz de, hamilelik memelerinizi etkiler. Bazı kadınlar, hamileliğin dördüncü ayı gibi erken bir zamanda, meme uçlarının çevresindeki (areola olarak bilinen) bölgeyi sıkarak bile memelerinden sıvı çıkarabilirler (sıvı akışını başlatabilirler).Vücudunuz emzirme sürecine kendini doğal olarak hazırladığı için, sizin yapmanız gereken çok az şey vardır. Bununla birlikte, meme bakımı ve beslemeyle ilgili olarak, ufak tefek sorunların önlenmesine ya da düzeltilmesine yardımcı olabilecek birkaç püf noktası vardır.
Bebeğinize memenizi vereceğiniz zaman, bebeğin daha kolay kavraması için areolayı iki parmağınızın arasında sıkıştırın. Bebeğiniz memenizi ağzında sıkıca tutmakta hala zorluk çekiyorsa, size yol göstermesi için doğum hemşirenize ya da doktorunuza danışın.
Gevşerseniz ve kendinize güven duyarsanız sütünüz daha rahat akacaktır. Sakin bir yerde sırtınızı iyi destekleyen rahat bir sandalyeye oturup, bebeğinizi yüzü tam size bakacak ve düzgün emebilecek şekilde tutarak ve huzur verici bir müzik parçası dinleyerek emzirmeniz, doğru tavrı kazanmanızı teşvik edebilir.
Doğumdan sonra acıkır acıkmaz bebeğinizi emzirmeye başlayın. Bu, memelerinizin gerilmesinin rahatsızlık verebilen aşırı dolgunluğun önlenmesine yardımcı olur. Bir miktar dolgunluk kesinlikle normaldir, ama önleme en iyi tedavidir.
Eğer dolgunluk problem yaratıyorsa, az miktarda süt çıkarmak için elinizle memenizi nazikçe uyararak bunu azaltabilirsiniz. Meme ucunda sütün varlığı bebeği de emmeye teşvik edecektir. Emzirmeden önce ılık suyla ıslatmanız da elle süt çıkarmaya yardımcı olabilir.
Elle süt çıkarmak için, baş parmağınızı ve işaret parmağınızı areolanın iki yanına koyun. Bebeğin çenesinin hareketlerine benzeyen ritmik bir hareketle göğsünüze doğru bastırın ve sonra parmaklarınızı birleştirin.
Meme uçlarınız içe dönükse, onları emzirme için önceden hazırlamanız gerekecektir. İki parmağınızla areolaya bastırdığında meme ucunuz dışa doğru çıkıntı yaparak dikleşmiyorsa, meme ucunuzun içe dönük olduğunu anlarsınız. Doğumdan birkaç ay önce takılan ve bu problemin düzeltilmesine yardımcı olabilen özel bir meme kalıbı kullanın.
Bebek malzemesi satan mağazalarda ya da eczanelerde bulunan meme kalıbı, memeye takılan ve meme ucunun hizasında küçük bir deliği olan plastik, kubbe şeklinde bir araçtır. Bu aracın areolaya yaptığı hafifbaskı meme ucunun delikten dışarı çıkmasına neden olur. Bu sonuç zamanla kalıcı hale gelir. Emzirmenin en iyi şekilde yapılabilmesi için bir hemşire ya da emzirme danışmanı ilave tavsiyelerde bulunabilir.

Emziren Annelerde Sütyen Seçimi Ve Meme Ucu Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Gebeliğin oluşmasıyla birlikte, memelerde emzirmeye hazırlanmaya başlarlar.Sağlıklı bir emzirme için uygun ve kullanışlı olan “emzirme sütyeni” kullanımı çok önemlidir. Anneye kolaylık sağladığı gibi meme konforunun ve bakımının “meme ucu petleri” ile birlikte en önemli yardımcılarından biridir.Aşırı sıkı olmayan destekleyici bir sutyen takın.Özellikle Emzirme sütyeni size yardımcı olacak ve rahat süt vermenizi sağlayacaktır
Memelerinizde rahatsızlık hissederseniz, dönüşümlü olarak sıcak ve soğuk kompres uygulayın hangisi size en fazla rahatlama sağlıyorsa. Sutyeninizi ıslanır ıslanmaz değiştirin. Sızıntı probleminiz varsa, meme pedi kullanın ve sık sık değiştirin.
Meme uçlarınızda çatlama ya da acıma oluyorsa, onları kuru ve ılık tutmak için mümkün olan her şeyi yapın. Ilık, kuru sıcaklık uygulanması acımayı rahatlatabilir.Plastik emzirme pedleri kullanmayın (bunlar nem tutar) ve mümkün olduğunda memelerinizi havalandırın. Ayrıca, birazcık süt çıkarıp meme uçlarınızın üstünde kurumaya bırakabilirsiniz. Bu, çatlakların kapanmasına katkıda bulunabilen koruyucu bir tabaka oluşturacaktır.
Emzirmeye Hazırlık, Süt Yapımı Ve Akması Nasıl Olmaktadır?
Gebelik süresi ilerledikçe süt bezleri ve süt kanallarının sayısı artar, memeler irileşir, meme başlarının ve çevresinin rengi koyulaşır, meme başı boyları uzar. Anne gebelik süresince gövde ve bacaklarında yağ depolar. Böylece emzirme dönemi için gerekli enerji sağlanmış olur. Doğuma yakın memelerin kan akımı hemen hemen iki katına çıkar. Doğumdan sonra emme ile uyarılan süt salgılanmasında iki refleks vardır.
1. Süt üretimi refleksi ( prolaktinle uyarılır ),
2. Süt sağılması refleksi ( oksitosinle uyarılır ).
Her iki reflekste doğumdan önce gebelikte artmış olan estrojen ve progesteron hormonlarıyla engellenir. Doğumdan hemen sonra bu engel kalkar. Bebeğin emmesi ile meme başları uyarılır bu sinirler vasıtasıyla beyine iletilerek hipofizden oksitosin ve prolaktin salgılanması sağlanır. Prolaktin süt üretimini başlatır ve oksitosin süt bezlerinde yapılan ve kanallarda bulunan sütün meme başına doğru sağılmasını sağlar. Bebeğin emerek memeyi boşaltması süt yapımını daha fazla uyararak emzirildiği sürece süt salgılanmasının devamlılığı sağlanmış olur. Bebeğin her istediğinde emzirilmesi süt yapımından sorumlu prolaktin düzeylerinin devamlı yüksek kalması için esastır. Bu düzeyler giderek artar ve 3-4. üncü günlerde süt salgılanması artar ve emzirmeye devam edildiği sürece yüksek kalarak sütün yeterince salgılanmasını temin eder. Prolaktin geceleri daha çok salgılanır ve bu hormon anneyi rahatlatarak daha iyi uyumasını ve çabuk dinlenmesini de sağlar. Bu nedenle gece emzirmeleri hem süt yapımını arttırır hemde anne gece emzirse bile iyi dinlenir. Oksitosin ise doğumdan sonra rahmin toparlanmasını hızlandırarak rahimle ilgili yaşanan problemlerin sıklığını azaltır. Her iki reflekste annenin duygu, düşünce kaygı ve algılamalarından etkilenmektedir. Annenin bebeğini görmesi, ona dokunması, onunla beraber olması, sessini duyması bu reflekslerin normal çalışmasına katkıda bulunur. Tersi olumsuz durumlar bu refleksleri baskılayıp sütün akmasını engeeller. Bebek bir memeyi fazla emerse o meme daha büyük olur ve daha fazla süt salgılar. Bebek bir memeden emmeyi keserse o memede süt yapımı durur. Her emzirmede her iki meme emzirilmeli, en etkili uyarıyı ilk emzirilen meme aldığından bir sonraki emzirme diğer ğöğüsten başlatılmalıdır. Böylece her iki göğüs eşit olarak uyarılmış olur. Annenin meme büyüklüğü süt bezleriyle ilgili olmayıp yağ dokusunun miktarına bağlıdır. Bu nedenle meme büyüklüğü ne olursa olsun tüm anneler yeterli süt üretebilirler. Ayrıca bir annenin sütü ikiz, üçüz doğumlarda da tüm bebeklere yetecek kadar üretilir. Yeterki buna inanarak hiç kaygılanmadan emzirsin ve çevresi tarafından da bu yönde motive edilip desteklensin.
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


19/9/2008 - Bebeğim evine hoş geldin

Bebeğim evine hoş geldin

Kucağında bebeğiyle hastaneden evine dönen anneler çoğu zaman heyecanlı ve biraz da güvensiz oluyorlar. Hastanedeyken her konuda danışabilecekleri birileri bulunuyor, bebeğin bakımıyla da hemşireler ilgileniyordu. Peki ya şimdi? Sorularını yanıtlayacak tecrübeli birileri yanlarında olmadığı zaman siz de endişeleniyor musunuz? İnanın ki tüm bunlar yersiz endişeler, çünkü annelik güdüsü yanlış bir şey yapmanıza asla izin vermez!

Zamana ihtiyacınız var

Doğumdan sonra evinize döndüğünüzde bebeğinizi görmesi için arkadaşlarınızı, akrabalarınızı ve iş çevrenizi hemen davet etmek zorunda değilsiniz. Çünkü bu dönemde kendinize ve bebeğinize, birbirinize alışmak için bol bol vakit ayırmalısınız. Evde artık eski düzeni aynen korumaya çabalamayın. Bazı işleri oluruna ve zamana bırakın. Sadece çok gerekli ev işlerini yapın.

Bebeğin emzirilmesi, altının değiştirilmesi düşündüğünüzden daha yorucu işlerdir. Artık tüm programlarınızı bebeğin düzenine göre yapmanız gerekiyor. Bebeğin uyuduğu zamanlar kendinize ayırdığınız zamanlar olsun. Kitap okuyarak, müzik dinleyerek, film izleyerek, spor yaparak ya da uyuyarak vakit geçirebilirsiniz. Tabii bebeğiniz buna izin verirse!

İlk banyo

Bebeğinize ilk banyosunu göbek yarası iyileştikten sonra yaptırın. Onu haftada bir kez yıkamanız yeterli olur. Banyodan sonra bebeğinizi iyice kurulamaya özen gösterin. Her banyo sonrasında onu kremlemeniz gerekmiyor. Doğumdan sonraki ilk haftalarda bebeğinizin cildi kızarık olabilir. Bunun çok doğal olduğunu sakın unutmayın ve cildine merhem sürmeyin. Çünkü merhemler onun hassas cildini zedeleyebilir. Elinize damlatacağınız birkaç damla bebek bakım yağı ile ona masaj yapabilirsiniz.

Bebeğinizi bezlerken...
Günümüzde gelişmiş koşullarda üretilen hazır bezler annelerin işini oldukça kolaylaştırıyor. Bu hazır bezlerle anneler hem daha fazla zaman kazanıyor hem de sürekli bebek bezi yıkamak zorunda kalmıyor.

bebek tuvalet ihtiyacını söylemeyi öğrenene kadar poposu yaklaşık olarak 6.000 kez bezleniyor. İdrardan çıkan tahriş edici maddelerin bebeğin poposuna zarar vermesini engellemek için yenidoğanların bezi gün sık sık değiştirilmeli. Birçok bebek, emzirildikten hemen sonra tuvalet ihtiyacını görüyor. Bu nedenle bebeğin altını emzirdikten sonra değiştirmek daha mantıklıdır. Bebeklerin kirlenen giysileri mikropların üremesine çok uygun bir ortam oluşturur. Bunu önlemek için kirli çamaşırları fazla biriktirmeyin. Mümkünse hemen yıkamaya çalışın.

Bebeğinizi emzirirken...

Bebeğinizi doğar doğmaz emzirmeye başlamalısınız. Normal doğum yapan anneler, henüz doğum masasından kalkmadan bebeklerini emzirmeliler. Sezaryenle doğum yapanlar ise eşlerinin, annelerinin, ya da bir arkadaşlarının yardımıyla bebeklerini emzirmeli. Bebeğiniz memenizi ne kadar erken emmeye başlarsa, sütünüz de o kadar erken gelip, bollaşır. Bebeğinizin emerken göğsünüze yaptığı uyarılar, sinirler yoluyla beyninize ulaşıyor. Bu da beyninizin süt yapan hormonları salgılamasını sağlıyor.

Bebeğinizi emzirirken dik oturmaya dikkat etmelisiniz. Emzirmek için en rahat pozisyonu seçtikten sonra bebeğinizin başını ve gövdesini aynı eksende olacak şekilde kendinize çevirmelisiniz. Bebeğinizin, başı yukarıda, gövde ve ayakları aşağıda olmalı. Onu emzirirken göz teması kurun ve onunla yumuşak bir ses tonuyla konuşun. Bebeğinizi, sırtüstü yatarken üzerine doğru eğilerek emzirmeyin. Ayrıca, ağzına sadece meme ucunu değil, meme çevresini de vermelisiniz. Çünkü sadece meme başıyla yapılan emzirmelerde hem bebek yeterli süt alamıyor hem de meme başı kısa sürede çatlayıp zedeleniyor. Göğsünüzü temizlemek için annelerinizin önerdiği gibi karbonatlı su kullanmayın. Göğüslerinizi günde birkaç kez sabunlu bezle temizlemeniz yeterli olur. Ayrıca her emzirmenin sonunda göğsünüzü sıkarak çıkan az miktardaki sütü, göğüs ucu ve etrafına sürmeniz göğsünüzü yumuşatır

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


8/8/2008 - YENİ DOĞAN BEBEĞE AZ TEMAS İYİ

YENİ DOĞAN BEBEĞE AZ TEMAS İYİ

5 Ağustos 2008 19:15
Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Filiz Bakar, yeni doğan bebeklere çok fazla dokunmanın ve öpmenin, enfeksiyon riski taşıdığını açıkladı.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Filiz Bakar, yeni doğan bebeklere çok fazla dokunmanın ve öpmenin, enfeksiyon riski taşıdığını açıkladı.Filiz Bakar, yazılı açıklamasında, yeni doğan bebeklerin hastalıklara karşı savunmasız oldukları için korunmalarının büyük önem taşıdığını, bebeğin sağlığı açısından aşırı koruma telaşına girmeden, bazı konulara dikkat etmenin yeterli olduğunu kaydetti.

Yeni doğan bebeklerin cilt enfeksiyonları açısından risk altında olduğunu vurgulayan Bakar, bebeklerin doğduklarında ciltlerinde “vernix kazeoza” adı verilen koruyucu bir tabaka ile doğduklarını, bu koruyucu tabakanın bebekleri hem ısı kaybından, hem de enfeksiyonlardan koruduğunu, ayrıca cildini nemlendirdiğini, bebekleri bu nedenle hemen yıkamadıklarını ve doğumdan 3-4 gün sonra yıkanmasını istediklerini ifade etti.

Doç. Dr. Bakar, hastaneden eve götürüldükten sonra bebekle çok fazla temasa geçilmemesi uyarısında bulunarak, şu bilgileri verdi:

“Yeni doğan bebek, her türlü enfeksiyona açıktır. Bu nedenle bebeğe çok dokunulmasını, öpülmesini istemiyoruz. Yeni doğan bebeklere çok fazla dokunmak ve öpmek enfeksiyon riski taşıyor. Enfeksiyonlu bir kişiden bebeğe enfeksiyon bulaşması kaçınılmazdır. Anne baba dışındaki kişilerin bebeği biraz uzaktan sevmelerini, bebekle fazla temas edilmemesini istiyoruz. Ayrıca bebeğin bulunduğu evde başka odada bile sigara içilmemeli.”

Doç. Dr. Filiz Bakar, bebeğin ne çok sıcak, ne de çok soğuğa maruz kalması gerektiğini vurgulayarak, bebekleri aşırı koruma eğiliminin çok yaygın olduğunu, bebeklerin refleks olarak da sık hapşırdıklarını, bu durumun aileyi üşütmüş olabileceği konusunda tedirgin ettiğini ve bebeğin kat kat giydirildiğine dikkat çekti.

Aşırı giydirilmenin de bebeği huzursuz ettiğini, terlettiğini ve isilik oluşumunu kolaylaştırdığına işaret eden Doç. Dr. Bakar, şunları kaydetti:

“Çok sıcaklarda tek kat giysi yeterli olabilir. Oda sıcaklığı, bebek giyinik iken 22-23 derce civarında olmalıdır. Oda çok sıcak ise klima kullanılabilir ancak bebek direkt klima havasına maruz kalmamalıdır. Bebek, sıcak havalarda her gün yıkanmalıdır. Bebeğin cildi zarar görmesin diye her gün sabun ve şampuan kullanmak yerine bir gün sadece suyla, diğer gün sabunla yıkanabilir.

Alt temizliğini de dikkatli yapmak gerekiyor. Bebeklerin altını temizlerken ıslak mendilleri birtakım allerjen maddeler içerdiği için önermiyoruz. Ilık suya batırılmış pamuk ile temizlenmesini tercih ediyoruz. Bebekler güneş ışınlarının dik geldiği öğlen saati dışındaki zamanlarda, 15 dakikalık sürelerle cam arkasından gelen güneşe değil, direkt güneşe çıkarılmalı.”

AA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


31/5/2008 - YENİDOĞANDAN ERGENE EPİLEPSİ

YENİDOĞANDAN ERGENE EPİLEPSİ
(Bu yazı toplam 10637 defa okundu)

Epilepsi, halk arasında bilinen adıyla sara, beyin elektrik aktivitesindeki geçici bozukluk sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bu bozukluğun oluştuğu ya da yayıldığı bölgelerin işlevlerinde değişikliklerle ortaya çıkan tabloya epileptik nöbet diyoruz. Ateş, ilaç alımı ya da kafa travması gibi kolaylaştırıcı bir neden olmadan, iki ya da daha fazla sayıda tekrarlayan nöbet varlığında epilepsi söz konusudur.

Epilepsi için yaş sınırı var mıdır?

Hayır. Epilepsi yeni doğan bebekten ergene kadar çocukluk çağında her yaşta başlayabilir. Ancak yaşamın ilk yılları ve ergenlik, epilepsi eğiliminin en yüksek olduğu dönemlerdir.

Epilepsi sık bir hastalık mıdır?

Evet. Batı toplumlarında sıklığı her 1000 kişide 5-8 olarak bildirilmiştir. Benzer olarak, yurdumuzda 0-16 yaş arası çocuklarda sıklık her 1000 kişide 8 bulunmuştur.

Nöbetler ne şekildedir?

Çok farklı olabilir ve yaşa göre değişkenlik gösterir:

1-Yeni doğanda tek kol-bacak ya da yüz bölümlerini tutan seyirme, kasılma ya da ritmik titreme tarzında nöbetler yanında bisiklet çevirme, kürek çekme ya da solunumun durması ile de ortaya çıkabilir.

2-Süt çocukluğunda peş peşe gelen ani çakı gibi katlanma şekline spazm nöbetleri, şiddetli huzursuzluk ve nörolojik gelişimin bozulması ile birliktedir. Yine bu dönemde ani davranış duraksaması, bakışların donuklaşması şeklinde nöbetler olabilir. Değişik vücut bölümlerini tutan kasılma, gerilme, titreme, baş/gövdede düşme nöbet bulgusu olabilir.

3-Oyun-okul çocuğunda bunlara ek olarak dalma, uykuda yüzde kasılma, duysal hayaller görme, ani konuşma duraksaması, amaçsız hareketlerin tekrarı gibi nöbetler olabilir.

Tek vücut bölgesini etkileyen nöbetler olabileceği gibi, eş zamanlı olarak her iki kol ve bacağı tutan büyük nöbetler de olabilir. Nöbetlere bilinç kaybı eklenmesi şart değildir.

Her nöbet epilepsi ile ilişkili midir?

Hayır. Özellikle küçük çocukta; katılma (soluk tutma), haz fenomeni (mastürbasyon), kafa vurma, çocuklukta çeşitli uyku bozuklukları (gece terörü, rüya bozukluğu gibi), bayılmalar (kalp hastalıkları ilişkili ya da değil), konversiyon gibi psikolojik kaynaklı yalancı nöbetler epilepsiden ayırt edilmelidir. Bazen yalancı nöbet, aynı kişide gerçek epileptik nöbetle birlikte olabilir.

Ateşli havale nedir? Epilepsi ile ilişkisi nedir?

Vücut ısısındaki ani yükseliş ile ortaya çıkan nöbetlerdir. Özellikle 6 ay-6 yaş arasında çok daha sık olarak her yaşta olabilir. Şekil olarak epileptik nöbetlerden ayırt edilemez. Tek farkı alta nöbeti tetikleyen bir nedenin varlığıdır.

Ateşli havale toplumda %2-5 sıklıkta görülür. Bu tür çocuklarda birinci derecede akrabalarda ateşli havale ya da epilepsi öyküsü sıktır.

Ateşli havaleler olguların üçte 1 inde tekrarlar. Bunlar çoğunlukla 2-3 nöbete kadar çıkar.

Ateşli havale ne zaman tekrarlar?

1-İlk nöbetin 1 yaştan önce olması,

2-15 dakikadan uzun sürmesi,

3-tek vücut yarısının kasılması,

4-nöbet sonrası tek taraflı güçsüzlük olması,

5-aynı gün ya da aynı infeksiyon hastalığı döneminde nöbet tekrarı,

6-ailede ateşli ya da ateşsiz nöbet öyküsü tekrar eğilimini artırır.

Ateşli havalenin epilepsi ile ilişkisi nedir?

Epilepsi gelişimi riski, ateşli havale geçiren çocuklarda genel topluma göre 6 kat artar.

1-İlk ateşli havale öncesi nörolojik gelişimin geri olması,

2-nöbetin 15 dakikadan uzun sürmesi,

3-tek vücut yarısının kasılması,

4-nöbet sonrası tek taraflı güçsüzlük olması

5-ailede ateşsiz nöbet epilepsi gelişimi için risk faktörüdür.

Bir risk faktörü taşıyan kişilerin %6-8 inde ateşsiz nöbet olabilirken, 3 risk faktörü olanlarda bu olasılık %50 ye ulaşır.

Epilepsi neden oluşur?

Epilepsi oluşumunda çeşitli mekanizmalar rol oynar. Bunların bir kısmi sinir hücre düzeyinde belirlenmiş moleküler düzeydeki iyon kanalları denen yapılardaki sorunlarla ilgilidir. Ayrıca gebelik öncesi, doğumda ya da özellikle doğum sonrası ilk yıllardaki hasarlar sinir hücrelerini ve birbiri arasındaki bağlantıları olumsuz etkileyerek kronik nöbet oluşumuna neden olur.

Beyinde süregelen epilepsi aktivitesi sağlam dokuları da etkileyerek uzun vadede bu bölgelerin aktif epilepsi odağı oluşturmasına neden olur. Bunun en belirgin örneği deney hayvanlarında bir beyin küresindeki meziyal temporal bölgenin uzun süreli uyarımı sonrasında karşı beyin bölgesinin de kronik epilepsi odağı oluşturması ile gösterilmiştir.

Epilepside genetik faktörlerin rolü nedir?

En az %50 olguda genetik nedenler etkilidir. Genetik mekanizmalar tek genin sorumlu olması şeklinde basit, ya da birden çok gen ve çevresel faktörlerin etkili olması şeklinde karmaşık kalıtım söz konusudur. Ayrıca 200 den fazla kromozom bozukluğu (Down sendromu, Angelman sendromu gibi) epilepsi ile birliktedir.

Nöbetlerin tehlikesi var mıdır?

Evet. Yukarıda büyük nöbet olarak tanımladığımız durumlarda hayati tehlike olabilir. Nöbet esnasında ağızdaki besin ya da mide muhtevasının solunum yollarını tıkaması, solunum kaslarının kasılması ya da kalp-solunum işlevlerinin merkezi olarak baskılanması bundan sorumlu olabilir. Ayrıca uzayan büyük nöbetlerde beyin dolaşımımın etkilenmesi sonucu kalıcı hasar gelişebilir.

Ayrıca kasılmalar esnasında kırık, yumuşak doku zedelenmesi, düşme sonucu çeşitli yaralanmalar oluşabilir.

Nöbetlerin gelişen beyin üzerine etkisi var mıdır?

Evet. Epilepside gelişen beyini etkileyen tek faktör nöbetler değildir. Bizzat epilepsiye neden olan beyin anomalisi ya da hasarı, beynin anormal elektrik aktivitesi, tedavi amaçlı kullanılan ilaçlar bundan sorumludur.

Her tür nöbet ya da epilepsi türü beyin gelişimi için olumsuz değildir. Özellikle altta yatan beyin anomalisi ya da hasarı, erken yaşta başlayan ve tedaviye dirençli nöbetler ve birden çok sayıda ilaç kullanımı başlıca risk faktörleridir.

Epilepsi ile başka nörolojik hastalık olur mu?

Evet. 4-15 yaş arası epileptik çocukların %40 ında zeka geriliği, dikkat eksikliği ya da özel öğrenme güçlüğü eşlik eder.

Epilepsi bazı cilt bulguları ile seyreden hastalıklar (tuberoskleroz, nörofibromatozis gibi), beyin tümörü, kistleri, damarsal anomaliler ve bazı yapısal beyin anomalileri ile beraber olabilir. Ayrıca bazı kromozom bozuklukları dirençli epilepsi nedeni olabilir.

Epilepsi tanısı nasıl konur?

Tanıda en değerli bilgi hasta ve çevresinin gözlemlerine dayanır. Az sayıda olan nöbetlerin hekim tarafından izlenmesi ya da kaydedilmesi çok zordur.

Elektroensefalografi (EEG) tanıda yardımcıdır. Beynin elektrik aktivitesinin kaydedildiği bu yöntem en ideal olarak nöbet esnasında video görüntüleme ile birlikte yapılmalıdır. Nöbet dışındaki dönemde de bilgi vericidir. Uyanıklık ve izleyen uyku esnasında yapılır.

Beyin görüntüleme teknikleri diğer yardımcı tanı yöntemlerdir. Magnetik rezonans görüntüleme (MRG), MR spektroskopi, PET ve SPECT yapısal ya da işlevsel beyin anomalilerini saptayarak tanı ve tedavide yönlendirici rol oynar.

Epilepsi ilaç ile tedavi olur mu?

İlaçların epilepsiye etkisi artmış beyin elektriksel aktivitesini baskı altına alarak nöbet kontrolünü sağlamaktır. Özellikle büyük nöbetler durdurularak yaşamsal tehlike ve olası beyin hasarı gelişimi önlenir.

Genel olarak epilepsi olgularının %70 i ilaca cevap verir. Diğerlerinde ise değişik ilaç kombinasyonları denenir. Ancak ilk ilaca yanıtsız olgularda yeni ilaçlar ile yanıt oranı ortalama %30 u geçmez.

Epilepsi tedavisi ne kadar sürer?

İdiyopatik dediğimiz ve altta yatan beyin anomalisi olmayan, nörolojik gelişimin bozulmadığı olgularda genellikle 2-3 yıl nöbetsizlik sonrası ilaç tedavisi kademeli olarak azaltılarak kesilir. Diğer olgularda ise süre daha uzundur ve olguya özel oluşturulmalıdır.

İlaç tedavisine yanıtsızlık varsa neler yapılır?

Olgular değişik tedavi seçenekleri için değerlendirmeye alınır. İlk aşama video-EEG moniterizasyonu sistemi ile eş zamanlı nöbet gözlemi ve EEG kaydının yapılmasıdır. Bu şekilde nöbetlerin hangi beyin bölgesinden kaynaklandığı saptanır. Bu bulgular beyinde MR ile saptanan yapısal anomali ile aynı yerleşimdeyse ve çıkarılan beyin bölgesi işlev açısından değerli değilse cerrahi ile çıkarılır.

Eğer nöbet aktivitesi konuşma, el hareketi gibi değerli merkezlerden kaynaklanıyorsa bu bölgelerin ayrıntılı haritalaması yapılarak uygunsa sınırlı cerrahi gerçekleştirilir. Haritalama cerrahi öncesi ameliyathanede yapılabildiği gibi doğrudan beyin dokusu üzerine ya da içine yerleştirilen elektrodlarla da yapılabilir.

Cerrahi yapılamayan olgularda diğer bir seçenek vagus sinir uyarımı yöntemidir.

Bu tedavi yönteminde boyundaki vagus sinirine uzun ömürlü uyarım veren bir pil takınır. Bu şekilde nöbetlerin baskılanması hedeflenir. Aynı zamanda nöbetin başladığını hissedebilen hasta, pil aracılığıyla nöbetini durdurabilir. Ancak bu yöntemin yararlılığı ortalama olarak %50 nin altında kalmaktadır.

Derin beyin yapılarının uyarımı ile nöbetlerin durdurulması çok yeni bir teknik olup henüz yaygın kullanımı başlamamıştır.

Epilepsi hastaları günlük yaşamlarında nelere dikkat etmelidir?

1-Nöbetleri tetikleyen durumlar nelerdir?


Her sağlıklı çocuğun vücut direncini etkileyen olaylar epilepsi hastasının nöbet eğilimini arttırır. Bunların başında;

1- ateşli hastalıklar,

2- aşırı yorgunluk,

3- stres,

4- uykusuzluk,

5- uzun açlıklar gibi günlük yaşamdaki aksaklıklar gelir.

2-Nöbetleri tetikleyen ilaçlar nelerdir?

1-penisilin, aminoglikozid gibi antibiyotikler,

2-merkezi sinir sistemi uyarıcıları,

3-grip tedavisinde kullanılan dekonjestanlar,

4-antihistaminikler

5-bazı antidepresan ilaçlar nöbeti kışkırtabilir.

Epilepsi tedavisinde nöbet eğilimini arttıran ilaçlar ve faktörlerden sakınarak düzenli bir yaşam sürülmesi ilaç tedavisine önemli bir katkı sağlamaktadır.

3-Epilepsili çocuk spor yapabilir mi?

Evet. Çocuğun aşırı yorucu ve tehlikeli olmayan spor faaliyetleri yapması kısıtlanmamalıdır. Aksi takdirde büyüyen ve ergenliğe ulaşan çocukta hastalığın reddi, ilaç kullanılmaması gibi ciddi psikolojik sorunlar çıkabilir.

Dalgıçlık, paraşütçülük, yüksek dağ tırmanışları epilepsisi aktif olan çocuk ve ergenlerde sakınılması gereken sporlardır.

Yüzme gibi hafif deniz sporları gözetim altında ve derin olmayan havuz ve deniz kıyısında yapılabilir.

Bisiklet ve motosiklet sporu, ilaç kullanan ve son 6 aydır nöbeti olmayan hastalarda baş kask ile korunarak yapılabilir.

4-Epilepsili çocuk bilgisayar oyunu oynayabilir mi, TV seyredebilir mi?

Epilepsilerin az bir gurubunda kişilerin ışığa duyarlığı vardır. Belli frekansta titreşen ışıklar, yanıp sönen ışıklar, ani ışık kaynağına (güneş gibi) çıkış, TV ışınları nöbet tetikleyebilir.

Böyle hastalarda TV ile en az 3 metre mesafe, kumanda ile uzaktan TV açıp kapamayı öneriyoruz. Eğer güneş ışığına duyarlılık varsa açık havada UV filtreli polaraid gözlükler kullanılır.

Epilepsi çocuğumun geleceğini nasıl etkiler?

Epilepsi tedavisi hekim kontrolünde tamamlanarak ilaç kesilen hastaların büyük çoğunluğunda ileri yaşamlarında nöbet tekrarı olmaz. Bu yüzden meslek seçiminde ve sosyal yaşantıda epilepsisi olmayan kişilere göre hiçbir farkları yoktur.

Ergenlikten sonra nöbetleri devam eden nisbeten küçük bir gurupta yoğun araba kullanımı ya da uykusuzluğa neden olacak vardiyalı meslekler uygun olmayabilir.

Epilepsi evlilik ya da çocuk sahibi olmaya engel değildir.

Prof. Dr. Dilşad TÜRKDOĞAN

Çocuk Hastalıkları ve Çocuk Nörolojisi Uzmanı

MARMARA ÜNİVERSİTESİ NÖROLOJİK BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


26/5/2008 - KUSMA (YENİDOĞAN)

KUSMA (YENİDOĞAN)
(Bu yazı toplam 10878 defa okundu)

Yeni doğan bir bebek için, hatta daha büyük bebekler için bile beslenme sonrasında bir miktar besini dışarı çıkarmak az rastlanan şey değildir.

"Çıkarma" (yenen gıdaların çıkarılması), bebeğin ağzından küçük miktarda sütün dışarı çıkmasıdır, çıkarma, kusma ile karıştırılmamalıdır. Kusma esnasında bebeğin midesindeki her şey güçlü bir şekilde ağızdan dışarı çıkarılmaktadır.

Kimi yeni doğmuş bebekler her beslenme sonrası yedikleri gıdanın bir miktarını çıkarırlar, kimi bebekler yalnızca çok nadir aralarla çıkarırlar. Çıkarma çoğu anne babalar için çok sorunlu bir olaydır (çünkü çoğu anne baba, omuzlarında bir bez olmadan bebeklerini kucaklarına almamaları gerektiğini öğrenmişlerdir; oysa, bu nadiren bir probleme yol açar. Genelikle çocuk 7 aylık ile 12 aylık arasında bir yaşa geldiğinde, yeni bebek oturtulabiliyor ya da hareket edebiliyor ise problem kendiliğinden ortadan kalkacaktır.

Bebeğin yediği gıdaları neden çıkardığı tam olarak bilinmemektedir; bunun sebebi belki de olgunlaşmamış bir sindirim sistemi yüzündendir. Daha büyük çocukların ya da yetişkinlerin aksine küçük bebeğin yemek borusu ile midesinin üst kısmı arasındaki kaslar henüz mide içeriğini aşağı doğru itecek sekide gelişmemiştir. Dolayısıyla, herhangi bir hareket, hatta bebeği yatırmak kadar bir hareket bile ya da sindirim sisteminin kendi tepkisi dolayısıyla beslenme esnasında alman süt dışarı çıkmaktadır.

Bebeğin ağzından çıkan süt genelikle biraz ekşimsidir ve süt pıhtısı içeriyor olabilir. Bu konuda endişelenmeye gerek yoktur; çünkü dışarı çıkarılan süt sindirilme aşamasındadır.

Bebeğiniz yediği gıdaları çıkartıyor ise ne yapmalısınız?

Bazen bebekler midelerindeki gaz yüzünden yedikleri gıdaları çıkartırlar. Bu yüzden beslenme sonrasında bebeğinizi geğirtmek çok önemlidir. Biraz zamanlarını alsa bile, anne ve babalar bebeklerini her beslenme sonrasında geğirtmeye çalışmalıdırlar. Bazı doktorlar bebeklerin mama sandalyesi gibi bir yerde beslenme sonrasında yarım saat kadar dikine oturtulmasını da tavsiye etmektedirler.

Eğer yediği gıdaları çıkaran bir bebeğiniz varsa, bu problem muhtemelen ne yaparsanız yapın devam edecektir. Bebeğiniz sağlıklı olduğu ve kilo almaya devam ettiği sürece doktorunuz bunu önemsemeyecektir; bu sizin için de önemsenmeyecek bir olay olmalıdır.

Bununla beraber, kusmak endişe gerektiren bir olaydır. Yeni doğmuş bir bebek, doğumdan birkaç saat sonra, hafif kan karışmış olarak sümüksü bir sıvı kusar. Bu, genellikle endişe gerektirmeyen bir olaydır. Çünkü bu kan doğum esnasında annedeki kanamanın bebek tarafından yutulması nedeniyle kusmuğa karışmıştır. Kusma genellikle birkaç emzirme sonrasında da ortaya çıkabilir. Bununla beraber, daha fazla sürerse, bu yemek borusu ya da bağırsaklarda daha ayrıntılı bir incelemeyi gerektiren bir engel ya da tıkanıklık yüzünden olabilir.

Kusma ayrıca süte toleranssızlık ya da başka bir hastalığın başlangıç işareti olarak da ortaya çıkabilir.

Bebeğiniz kusarsa ne yapmalı?

Beslenme sonrasında gıdasını çıkarma adetinde olan bazı bebekler günde bir defa gibi sık aralıklarla büyük miktarlarda kusarlar. Bu durumda doktorunuza durumu bildirebilirsiniz; fakat yine de yukarıda söylendiği gibi bebek sağlıklı görünüyor ve kilo almaya devam ediyorsa muhtemelen endişelenecek herhangi bir neden yoktur.

Eğer kusmukta kan ya da yeşil safra varsa bebek derhal tıbbi muayene görmelidir, çünkü böyle bir durum ciddi bir hastalık belirtisi olabilir.

Kusmak kimi zaman bir enfeksiyon belirtisi olabildiği için, aslında hiç çıkartma adetinde olmayan bebeğiniz aniden kusarsa, bebeğin vücut ısısını almalısınız. Eğer vücut ısısı normal ise ve bebeğin davranışları bir anormallik göstermiyorsa muhtemelen her şey yolundadır. Eğer bebek kusmaya devam ederse doktorunuza haber veriniz.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


11/10/2007 - Bebek ve Banyo

Bebek ve Banyo
.

Birçok anne baba, yeni doğmuş ve kolayca incinebilecek görüntüdeki bebekleri yıkarken endişe duyabilir. Oysa bebekler çok esnek yapıda olduklarından incinme söz konusu değildir. Sadece bebeği sıkıca ve iyi tutmak banyo konusunda en önemli noktadır. Yatmadan önce yapılan banyo, bebeğin gevşemesini sağlayarak uykuya hazırlık aşamasını oluşturabilir.

 

Çok küçük bebekler çok çabuk kirlenmediklerinden sık sık banyo yapmalarına gerek duyulmayabilir. Ayrıca banyo yapmaktan hoşlanmayan bebekler için de alt ve üst temizliği olarak bilinen detaylı temizlikle de, banyo ertesi güne atılabilir. Alt ve üst temizliği, adından da anlaşıldığı gibi, bebeği tamamen soymadan, ellerini yüzünü, ayaklarını ve popo bölgesini temizlemektir.

Bebeğe yemekten önce ya da sonra banyo yaptırılmamalıdır. Bebek karnı tokken banyo yaparsa kusabilir. Eğer karnı açsa banyonun keyfine varamayabilir. Ayrıca, sünnet ya da göbek kordonu iyileştikten sonra bebeğe banyo yaptırılmalıdır.

Bebek, ılık ve hava ceryanının olmadığı bir yerde yıkanmalıdır. Bütün banyo sonrası malzemeleri ve banyo yaparken gerekli malzemeler hazır bulundurulmalıdır. Sünger ve sabunlama bezinin sık sık yıkanarak temiz tutulması gerekir. Bebeğin kulak içine pamuk çubuklarından sokmadan sadece dıştaki görünen kirleri temizlenmelidir. Unutmayın ki bebeğin kulakları çok daha hassastır.

Bebeği yıkamak için uygun bir vakit seçilmelidir. Sizin zamanınızın olduğu bir vakitle bebeğinizin keyifli olduğu bir anda gerçekleştirilen banyo keyfi bebek için keyif verici olmanın yanı sıra yaratıcı oyunlar sayesinde öğrenim için de iyi bir fırsattır.

Bebek biraz daha büyüdüğünde, artık büyük küvette yıkanabilir. Daha geniş bir oyun alanı sunan büyük küvet bebeğe daha çok zevk verecektir. Dikkat edilmesi gereken şeyler ise, suyun sıcaklığı ve küvetin doluluğudur. Unutulmamalıdır ki, bebekler birkaç santimetre suda bile boğulabilirler. O yüzden asla küvette yalnız bırakılmamalıdırlar.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı


20/9/2007 - yeni bir annenin anne adaylarına önerileri ..............

  • hastaneye gitmeden en az 2 ay önce valiziniz hazır olsun ne olur ne olmazz
  • doğum yapacağınız hastaneyi gezin görünnn
  • sürekli iyi yanlarını düşünün doğum yapmanın en güzeli anne olmanız,
  • doğumdan sonra ister sezeryan ister normal doğumda mutlaka korse giyin 3 günden sonraa ben yapmadım çok pişmanım doktorum dediği halde
  • bebek kıyafetleri alacaksanız özellikle yaz mevsimi dışında doğan bebeklere alttan çıtçıtlı atletler alın beli açılmıyor ve üşümüyor
  • ben 2 takım aldım tek geri kalanı hep hediye geldi parayı kıyafete değilde diğer önemli şeyler e verin
  • bebeğiniz eğer gazlı ise 1 çay kaşığı kimyon ile 1 çay kaşığı şekeri ve 1 fincan suyu kaynatıp süzün ve bebeğinize içirin hiç bir gaz problemi kalmıyor ben uyguluyorum özellikle erkek bebeklerde.......
  • bebeğinizde konak oluşmuşsa ki benim 3 aylıkken oluştuu hemen zetin yağı sürün 15 dk bekletin sonra banyo yaptırın ve kafasını acıtmayacak bir tarakla tarayın hemen geçer
  • banyo suyunu dirseğinizi suya sokun eğer yakmıyorsa bu şekilde ayarlayabilirsinz
  • bebek bezi olarak uyuoyna kullanıyorumm molfix falan hiç iyi gemedi bebeğime üstelik çokda uygun fiyatı var tavsiye ederimm
  • eğer yeni bir anne iseniz bebek çantanızda mutlaka bez 1 takım kıyafet 1 battaniye ıslak mendil boş poşet su biberonu gaz için önerdiğim karışımı alt açmasını eldiven şapka çıtçıtlı atletini  mutlaka koyun haa birde hırka
  • ben bebeğime hazır su veriyorumm sudan hiç bir zarar gelmeyeceğini düşünüyorum
  • ıslak mendil olayına gelince kullanma dedi biçok kişi bende ilk zamanlarda tuvalet kağıdını ıslatarak siliyordum  bir arkadaşım pamukla yapmıış benimde aklıma makyaj pamukları geldi daha kolay olur
  • pişik kremi dışında zeytinyağı sürüyorum arada
  • şimdilik bu kadar aklınıza takılanları yorum olarak yazın cevaplmaya çalışırım

sevgilerimizlee deniz efe nin annesi

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Hadi Diğer Sayfalara ! ->



DENİZNEHİR İ ANA SAYFA YAPIN!

denizin blogu




Hakkımda

bi bakın neler var burda

Son Yazılarım

hayırlı bayramlar arkadaşlar.....
değişik bir bebek battaniyesi
Çalışanların bebeği risk altında
Bebeğiniz Yemeği Reddederse .................
bebek battaniyesiiii
Boş Hamilelik
kolay bebek yelekleri
OĞLUM ABİİİ OLDU ARTIKK
0-3 Ay Bebek Gelişimi
BAYILACAKSINIZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ
Çocuklarda Korku
HARİKA BEBEK ÖRGÜSÜ
Hamileler İçin Önemli Besinler
süppper bir bebek elbisesi
Hamilelikte Yüksek Ateş
Çocuklarda Grip
harika bir battaniyee
Sezeryan Doğum Sonrası İyileşme
İkiz bebekler artıyor!
Annelik sizi hüzünlendirmesin!


Bağlantılarım

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
ECAY a mutlaka bakın
ecayforum da daha çok bilgi
ECAYnetMODELLERİ ni gördünüz mü?
BEBEKmutfagi nda çok şey öğreneceksiniz..
her kadın güzeldir
taktakıştır sadece takı modelleri
biraz olsun gülümseyin
elişivadisnde gezinin
şiir kutusu


Kategoriler



Arkadaşlarım

merakli
ecay
nurdanhicyilmaz
gazeellem
hayalcem
demetinevi
magicdesignhayaleturet
emay
senaz
ecaynetmodelleri
yurdanur45
filizylmz
sevilayca
serpil69
yaseminle
buseden
hobi69
recaysev
bombac
ecemine
neslihobi
bebekmutfagi
animation
kadinveguzellik
aylacaorguler
elislerivesanat













Disco Inferno - 50 Cent
More at MP3-Codes.com




Bannerimi eklemek için asagidaki kodu al :)



ecay



image hosting file


ARAMA.CC